YAKIN DÖNEM TÜRKİYE-FRANSA İLİŞKİLERİ: GELECEĞE DAİR ÖNGÖRÜLER
BUJSS
10/1 (2017), 74-86 DOI: 10.18221/bujss.303364
YAKIN DÖNEM TÜRKİYE-FRANSA İLİŞKİLERİ: 2017 FRANSA
CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMLERİ VE SONRASINA DAİR ÖNGÖRÜLER*
Ozan ÖRMECİ
1
ÖZ
Türkiye ve Fransa arasındaki ilişkiler, köklü bir tarihsel zemine oturan ve güçlü ekonomik, kültürel ve
siyasal bağlarla donatılmış kapsamlı ilişkilerdir. Ancak son dönemde Fransa’da yaşanan din-motifli terör
olayları ve buna tepki olarak bu ülkede artan İslamofobi, Türkiye-Fransa ilişkileri açısından yeni sorunlar
olarak ortaya çıkmıştır. Bu makale, Fransa’da yaşanan güncel gelişmelerin Fransa-Türkiye ilişkilerine
etkisini yorumlamaya çalışacak ve 2017 Fransa Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikili ilişkilere olası etkilerini
değerlendirecektir. Bu noktada, adayların Türkiye’ye bakış açıları ve seçilmeleri durumunda Türkiye-Fransa
ilişkilerine nasıl katkı yapacakları da bu makalede tartışılacaktır.
Anahtar Kelimeler: Türkiye-Fransa ilişkileri, İslamofobi, Charlie Hebdo Baskını, 2017 Fransa Cumhurbaşkanlığı seçimleri.
TURKISH-FRENCH RELATIONS IN RECENT YEARS: PREDICTIONS FOR
THE 2017 FRENCH PRESIDENTIAL ELECTIONS AND BEYOND
ABSTRACT
Relations between Turkey and France are well rooted and based on strong economic, cultural and
political ties between two countries. However, recent religious-affiliated terrorist attacks in France and
rising Islamophobia in this country in response to these attacks emerged as new problems in bilateral
relations. This article aims to analyze the effect of contemporary political developments in France and to
discuss possible consequences of 2017 French presidential elections in terms of Turkish-French relations. In
that sense, presidential candidates’ views on Turkey and their possible effect concerning Turkish-French
relations will be discussed in the article.
Keywords: Turkish-French relations, Islamophobia, Charlie Hebdo Incident, 2017 French Presidential
elections.
1.Giriş
Türkiye ve Fransa arasındaki ilişkiler, köklü bir tarihsel zemine oturan ve güçlü ekonomik, kültürel ve
siyasal bağlarla donatılmış kapsamlı ilişkilerdir. Ancak son dönemde Fransa’da yaşanan din-motifli terör
olayları ve buna tepki olarak bu ülkede artan İslamofobi, Türkiye-Fransa ilişkileri açısından yeni sorunlar
olarak ortaya çıkmıştır. Bu makale, Fransa’da yaşanan güncel gelişmelerin Fransa-Türkiye ilişkilerine
etkisini yorumlamaya çalışacaktır.
*
74
Makale Gönderim Tarihi: 05.10.2016 ; Makale Kabul Tarihi : 08.03.2017
1
Yrd. Doç. Dr. Beykent Üniversitesi, İİBF, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü,
BUJSS
10/1 (2017), 74-86
Bu bağlamda, Charlie Hebdo Baskını ve sonrasında Fransa’da yaşanan terör saldırıları ve Fransa’daki iç
politik gelişmeler mercek altına alınacak ve 2017 Fransa Cumhurbaşkanlığı seçimleri temelinde geleceğe
dair tahminlerde bulunmaya çalışılacaktır. Bu makale, Beykent Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi 9. cilt 2
numaralı sayısında yayınlanan “Yakın Dönem Türkiye-Fransa İlişkileri: Hollande Dönemine Yaşanan
Normalleşme” makalesinin devamı olarak hazırlanmıştır. Çalışmada medya taraması temel bilimsel yöntem
olarak tercih edilmiştir.
2.Charlie Hebdo Baskını ve Fransa’da Yükselen İslamofobinin İlişkilere Etkisi
7 Ocak 2015 tarihinde, Paris’te, -Hz. Muhammed’in karikatürlerinin yayınladığı gerekçesiyle- Charlie
Hebdo adlı mizah dergisine yapılan barbarca saldırı sonucunda 12 Fransız vatandaşının hayatını kaybetmesi
(Tüysüzoğlu, 2015), başta Fransa olmak üzere tüm dünyada büyük bir şok etkisi yaratmış ve adeta
“Fransa’nın 11 Eylül’ü” olarak (Araz, 2015) bu ülke tarihi açısından bir milat noktası olmuştur. Olayı
izleyen günlerde, Fransa’nın başkenti Paris’te birçok önemli dünya liderinin katıldığı büyük bir terör karşıtı
yürüyüş düzenlenirken (Hürriyet, 2015), Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande’ın tüm sağduyulu
açıklamalarına karşın, ilerleyen aylarda bu olaya yönelik tepkilerin Fransa ve genel olarak Avrupa’da İslam
karşıtı bir kampanyaya dönüşmesinden ciddi anlamda endişe edilmektedir. Nitekim Almanya’dan başlayıp
birçok Avrupa ülkesine yayılan İslam karşıtı PEGIDA hareketinin eylemleri, bu yöndeki endişeleri doğrular
cinsten öncü sinyaller olarak okunabilir. Saldırı sonrasında Ipsos/Sopra-Steria adlı araştırma şirketi
tarafından Fransız Le Monde gazetesi için yapılan bir araştırma ise (Le Monde, 2015), Charlie Hebdo
saldırısı sonrasında Fransız halkının İslamcılık, İslam dini ve köktendinci terörizme yönelik yaklaşımlarını
inceleyen önemli bir anket çalışması olarak dikkat çekmiştir.
21-22 Ocak 2015 tarihlerinde 1003 katılımcıyla internet üzerinden yapılan görüşmeler sonucu
gerçekleştirilen araştırma, ilk olarak katılımcılara yöneltilen “Bugün Fransa terörle mücadele anlamında bir
savaşta mıdır?” sorusuyla başlamaktadır. Katılımcıların yüzde 53’ü bu soruya “evet” yanıtını verirken,
yüzde 47’si “hayır, bu abartılı bir yaklaşım” şeklinde konuşmuşlardır. Bu soruya “evet” cevabı veren
katılımcıların yüzde 84’ü bu savaşın yalnızca cihatçı terörizme karşı olduğunu savunurken, yüzde 16’sı
genel olarak İslam’a karşı bir savaş verildiğini söylemiştir. Fransa ve Avrupa’daki Müslümanları “düşman”
olarak gören bu yüzde 16’lık grubun içerisinde yüzde 42’lik bir kitle Le Front National (Ulusal Cephe)
partisi sempatizanıyken, yüzde 16’lık bir kitle UMP (Halk Hareketi Birliği), yüzde 6’lık bir kitle ise
iktidardaki PS (Sosyalist Parti) taraftarıdır. Fransızların yüzde 63’ü bu savaşın kazanılacağını iddia ederken,
yüzde 36’sı olumsuz görüş beyan etmiştir. Çalışmada dikkat çeken bir diğer konu; Fransızların yüzde
51’inin İslam dininin Fransız değerleriyle uyuşmadığını düşünmesidir.
75
BUJSS
10/1 (2017), 74-86
Ülkede sayıları milyonları aşan çoğu Arap kökenli Müslüman nüfusun entegrasyon sorunlarını daha da
derinleştirebilecek olan bu eğilimin henüz sadece yüzde 51 düzeyinde olması, Fransa’da durumun hala
toparlanabilir durumda olduğu yönünde umut vermektedir. Nitekim iktidardaki Sosyalist Parti (PS)
sempatizanlarının yüzde 66’sı, İslam dini ve Fransız değerlerinin uyuşabileceğini düşünmektedir. Ancak bu
oran, merkez sağ Halk Hareketi Birliği (UMP) için yüzde 39 ve aşırı sağ Ulusal Cephe (FN) içinse sadece
yüzde 12’dir. Bu noktada, merkez sol PS dışında, merkez sağ UMP’ye (yeni adıyla Les Républicains – LR)
de büyük sorumluluklar düştüğü açıktır. Zira FN çizgisinin Fransa’da baskın hale gelmesi, bu ülkeyi büyük
sorunlara itebilir ve iç çatışmalara daha da açık hale getirebilir. Dahası, bu eğilim, Fransa’nın Müslüman
nüfusu yoğun ülkelerle olan diplomatik, ekonomik ve kültürel ilişkilerini de bozacaktır.
Araştırmanın karamsar tablosunu yumuşatan bir diğer unsur ise; Fransızların yüzde 66’sının İslam’ın
diğer dinler ölçeğinde pasifist bir inanç olduğunu düşünmesidir. Bu oran, özellikle PS seçmenlerinde çok
yüksekken (yüzde 81), UMP (yüzde 53) ve hatta FN (yüzde 39) seçmenlerinde de çok düşük değildir. Ayrıca
araştırmaya katılanların yüzde 50’si Fransa’nın cihatçı terörizme karşı askeri önlemleri arttırması gerektiğini
savunurken, yüzde 40’ı aynı düzeyin korunmasını ve yüzde 9’u (...truncated)