Kronik: 2017 Fransa Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
KRONİK
2017 Fransa Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
Yrd. Doç. Dr. Merve Özdemirkıran-Embel,
Marmara Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi
Giriş
Gelişmiş Batı demokrasilerinde, temsili demokrasinin sınırları 1980’lerin
ortalarından itibaren daha fazla tartışılmaktadır.1 Seçimlere olan ilginin giderek
düştüğü, seçmenlerin oy verme alışkanlıklarının dramatik şekilde değiştiği yaşlı
Avrupa’nın köklü demokrasilerinde temsiliyet krizi her seçim zamanı alevlenen
ciddi bir entelektüel tartışma olarak karşımıza çıkıyor. Sivil toplumun etkin
çalışmaları, adem-i merkeziyetçi yönetim anlayışının yaygınlaşması, yerel
yönetimler düzeyinde özellikle de yerel toplumu yakından ilgilendiren gündelik
hayata ilişkin konularda doğrudan demokrasi yöntemlerinin benimsenmesi,
Avrupa vatandaşlığı anlayışının yüksek siyaset konularında olmasa da yerel
meseleler ve bireysel konularda giderek yerleşmesi, Avrupa'nın merkez
ülkelerinin halklarının ilgisini seçim sandıklarından başka ifade kanallarına
çevirmelerine yol açtı. Ne var ki, 1990’lar boyunca görece çoğulcu
demokrasinin gelişimine katkıda bulunan bu temsil krizi tartışmaları, 2000’lerin
ikinci yarısıyla birlikte içeriği giderek karanlıklaşan ve aciliyetle ele alınması
gereken sorunlara işaret eden bir hal almaya başladı. Küresel ekonomik krizin
Avrupa’nın önde gelen ülkelerini de etkisi altına alması, ekonomilerdeki
büyüme sorununa bağlı olarak artan işsizlik (özellikle genç işsizliği), Avro
krizinin yarattığı Avrupa Birliği’ne yönelik şüphe ve tepkiler, radikal İslamcı
terörizmin yaygınlaşan saldırılarının gölgesinde süren çoğulculuk ve
göçmenlerin entegrasyonu tartışmaları Avrupa’nın merkez ülkelerindeki
seçimleri yeniden yakından izlenmesi gereken önemli siyasi dönemeçler haline
getirmeye başladı. Son beş yıl içinde gerçekleşen neredeyse tüm Avrupa
seçimlerinde ve elbette Atlantik’in karşı kıyısında, yukarıda kısaca sıralanan
meselelere odaklanan popülizmin hakim olduğu tespitini yapmak hatalı olmaz.
1
Konuya ilişkin olarak Fransa’daki tartışmalar için Emmanuel Todd, Didier Fassin
ve Jérome Montes’in eserleri incelenebilir.
806
Ankara Üniversitesi SBF Dergisi 72(3)
2017 Mayısında yeni cumhurbaşkanını seçen Fransa’da da seçim süreci bundan
pek farklı olmayarak, popülizmin gölgesinde yaşandı.
Fransa’da demokrasinin nasıl evrildiğine yakından bakan ve bu konuda
önemli eserler üreten Fransız tarihçi P. Rosanvallon’un2 cumhurbaşkanlığı
seçimlerinden kısa bir süre önce Le Monde gazetesine verdiği bir röportajda,
merkez sağın adayı François Fillon’un yargılandığı bir yolsuzluk davasına
ilişkin olarak yargıçları hedef alan açıklamalarını seçimin “popülist dönüşüm
anı” olarak tanımlamıştır. Bu ifadeyle Rosanvallon, tüm kurum ve
mekanizmalarıyla halkın tamamını temsil etmekle yükümlü bir siyasal düzen
olarak demokrasinin en önemli güvencelerinden biri olan yargının bir siyasi
lider tarafından hedef alınmasının zaten iyice yerleşmekte olan popülizmin
vasatlığına ciddi bir sürükleniş olduğunun altını çizmiştir.3 Öyle ki Fransa’nın
2017 seçimleri sağdan sola popülizmin sert rüzgarı altında yaşanmış, hatta
geleneksel olarak popülist sıfatıyla anılmayan siyasetçiler bile bu nitelemeden
nasiplerini almışlardır. Temsili demokrasinin derinleşen krizinin, ekonomik ve
toplumsal çalkantıların belirleyici olduğu bir ortamda popülizm tartışmalarının
gölgesinde yaşanan 2017 Fransa Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yakından
bakmadan, adayların niteliklerini ve vaatlerini incelemeden ve seçim
sonuçlarını değerlendirmeden önce Fransız seçim sistemine ve siyasi ortamına
ilişkin hatırlatmalar yapmakta yarar var.
Çok Seçimli
başkanlık Sistemi
Beşinci
Cumhuriyet
ve
Yarı-
Eski Adalet Bakanı ve Başbakan Michel Debré’nin başında bulunduğu
bir ekibin hazırladığı Beşinci Cumhuriyet (V. Cumhuriyet) anayasası Charles
de Gaulle gibi Fransa tarihinde belirleyici ve dönüştürücü rol oynamış bir
2
3
College de France’ta Siyasetin modern ve çağdaş tarihi kürsüsünde profesör olan
Pierre Rosanvallon’un Fransız demokrasi tarihini inceleyen Gallimard yayınlarından
çıkmış üç ciltlik eseri için bkz. Le Sacre du citoyen. Histoire du suffrage universel
en France (1992), Le Peuple introuvable. Histoire de la représentation
démocratique en France (1998) ve La Démocratie inachevée. Histoire de la
souveraineté du peuple en France (2000). [Vatandaşın Kutsalı. Fransa’da Genel Oy
Hakkının Tarihi (1992); Bulunamayan Halk. Fransa’da Demokratik Temsilin Tarihi
(1998) ve Tamamlanmamış Demokrasi. Fransa’da Halk Egemenliğinin Tarihi
(2000)].
Söz konusu röportaj için bkz. 2 Mart 2017 tarihli Le Monde Gazetesi.
http://www.lemonde.fr/affaire-penelope-fillon/article/2017/03/02/pierrerosanvallon-les-propos-de-francois-fillon-marquent-un-tournant-populiste-dans-lacampagne-presidentielle_5088104_5070021.html
807
liderin de görev başında olmasının sağladığı siyasal ortamda yürütmenin
yetkilerini artırmış ve cumhurbaşkanına halk tarafından seçilmesi yoluyla siyasi
meşruiyet ve sorumluluk yüklemiştir. Hala yürürlükte olan 4 Ekim 1958 tarihli
Anayasa’nın düzenlediği Fransa’nın parlamenter geleneğinde köklü değişiklik
yaparak yarı-başkanlık sistemini (système semi-présidentiel) getiren V.
Cumhuriyet özellikle 1980’lerde Cumhurbaşkanı François Mittérand
döneminde yapılan adem-i merkeziyet reformlarıyla birbirini tamamlayan ve
farklı düzeylerde cereyan eden seçimlerle işlemektedir. Her ne kadar
Fransa’daki yarı-başkanlık sisteminde cumhurbaşkanının kim olduğu belirleyici
olsa da genellikle cumhurbaşkanlığı seçimleriyle neredeyse eş zamanlı yapılan
Millet Meclisi seçimleri (élections législatives) cumhurbaşkanının hangi
sınırlarda, hangi koşullarda ve kimlerle çalışacağını asıl belirleyen seçimlerdir.
Başka bir ifadeyle parlamentoda mensup olduğu siyasi parti/grup/oluşum
çoğunluğu elde edemezse anayasal yetkileri hayli geniş olsa da cumhurbaşkanı
parlamentodaki dengeyle müzakere etmek ve uzlaşmak zorundadır. Parlamenter
demokrasilerdeki koalisyon hükümetlerine benzeyen bu duruma Fransız yarıbaşkanlık sisteminde “cohabitation” adı verilmektedir. Yakın geçmişte merkez
sağdan olan Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ve Sosyalist Parti’den (Parti
Socialiste - PS) Başbakan Lionel Jospin’in hükümeti söz konusu duruma
örnektir. Dolayısıyla, Fransız yarı-başkanlık sisteminde parlamento, tarihsel
olarak Fransız Devrimi’ne dayanan cumhuriyetçi geleneğin güçler ayrılığı
ilkesinin temel bir öğesi olarak V. Cumhuriyet’in de denge unsurudur. Nitekim
cohabitation olmayan dönemlerde de parlamento bu dengeleyici işlevini Senato
ile birlikte sürdürür. Tam da bu nedenle Mayıs 2017’de yapılan
cumhurbaşkanlığı seçimlerinden yaklaşık bir ay sonra, 11-18 Haziran
tarihlerinde gerçekleşen Millet Meclisi seçimleri 39 yaşındaki genç
cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un icraat kapasitesinin asıl belirleyicisi
olmuştur.
Parlamento’daki dağılımın yanı sıra yukarıda değinildiği gibi Mittérand
reformlarıyla desantralize bir yönetim anlayışına geçen Fransa’da Paris’in
çalışmaları yerel seçilmişlere de bağlıdır. 2015 seçimleri haricinde her beş (...truncated)