Bazı Kültürlerde ve Dinlerde Zaman
Bazı Kültürlerde ve Dinlerde Zaman
Yrd. Doç. Dr. Ertuğrul DÖNER
Atıf / ©- Döner, E. (2017). Bazı Kültürlerde ve Dinlerde Zaman, Çukurova
Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 17 (1), 227-247.
Öz- İnsanoğlu tarih boyunca zamanı/dehri anlama ve anlamlandırma gayreti
içinde olmuştur. İnsan yaşamının ve düşünsel faaliyetlerinin temel paradigmalarından biri olan zaman, ilk nazarda çoğumuza aşina gelse de, tanımlanmaya
çalışınca ilk veçhesini kaybederek bir varoluş problemi olduğunu hissettirmektedir. Bu bağlamda zaman konusunda birçok farklı görüş ileri sürülmüş, hemen hemen her toplum kendi kültür ve düşünce yapısına uygun bir şekilde
zamanı tanımlama gayreti çerisine girmiştir. Zamanın algılanışı ve zaman
üzerine tepkiler kültürle doğrudan ilişkilidir. Ayrıca kültürel bütün olgular bir
şekilde belirli bir zaman diliminde meydana gelir. İnsanlar, varlık, oluş, anlam,
olayların akışı içindeki yerlerini tayin edebilmek için öğrenmek, anlamlandırmak zorunda oldukları araçlardan biri de zamandır. Biz de burada başta mitoloji olmak üzere, Yunan, İran gibi bazı kültürlerin, Yahudilik, Hıristiyanlık ve
özellikle İslam düşüncesinin zamana bakış açısını ele almaya çalışacağız.
Anahtar sözcükler- Zaman, dehr, gün, felek, kader
§§§
Giriş
İnsanoğlu tarih boyunca zamanı anlama ve anlamlandırma gayreti
içinde olmuştur. İnsan yaşamının ve düşünsel faaliyetinin temel paradigmalarından biri olan zaman, ilk nazarda çoğumuza aşina gelse de, tanımlanmaya
Makalenin gelişi 21.04.2017; Yayına kabul tarihi: 19.06.2017
Bu makale, Çukurova Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimi
tarafından desteklenen 6818 ID numaralı “Zaman Kavramı Üzerine Bir İnceleme”
başlıklı projenin ürünleri arasındadır.
Çukurova Ü. İlahiyat Fakültesi Tefsir Anabilim Dalı, e-posta:
228 | Ertuğrul Döner
çalışınca ilk veçhesini kaybederek bir varoluş problemi olduğunu hissettirmektedir. Bu bağlamda zaman konusunda birçok farklı görüş ileri sürülmüş, hemen hemen her toplum kendi kültür ve düşünce yapısına uygun bir şekilde
zamanı tanımlama yoluna gitmiştir.1
Geçmişi, şimdiyi ve geleceği kapsayan yapısıyla zaman bölünebilir,
dönemlere ve parçalara ayrılabilir bir biçimde ele alınmakla birlikte, bir dizi
olay akışının gerçekleşmesinin bir bileşeni olarak da düşünülmüştür. Geçmişe, şimdiye ve geleceğe dair betimlemeler, gerçeklikle kurduğu ilişki bakımından, salt insan belleği ve deneyimi olarak iş görmez; aynı zamanda bir dünya
görüşünü de kapsar. Bu durum insanı-varlığı “şimdi”nin içine konuşlandırır. 2
Ayrıca zaman tanrısal bir lütuftur. Zaman ile sonsuzluk arasında kurulan bağ,
tanrısal yaratmaya gönderme yapar ve insanı zaman içinde-üstünde bir değerlendirmeye tabi tutar.3
Eski dönemlerde zaman anlayışında tabiatla iç içelik hâkimdir. Sosyal
hayat, güneşin doğuşuyla başlar ve batışıyla sona erer. Zaman aralıklarını
belirlemek saatin değil, gün ışığının elindedir. Bunu yıldızların hareketleri,
med-cezir, yağış-kuraklık, gün-gece, mevsimler gibi birtakım belirleyiciler etkiler. Zaman, gün, saat, dakika ve saniyelerin toplamı değil, olayların ve tecrübelerin işaretleridir. O, bireysellikten uzak, tekrarlanan kolektif etkinliklerin
ritminden başka bir şey değildir. 4 Güneşin günlük hareketinin gözlemlenmesinden çıkarsanan döngüsel-dairevî hareketin ilk savları, güneş tanrısının
doğumu ve ölümü gibi mitolojik bir açıklamaya dayandırılmıştır. O dönemin
insanları, gündelik yaşantıları içinde kendi doğal gözlemlerinden yola çıkarak
işlerine-hayatlarına yardımcı olan ya da onları engelleyen dost-düşman güçle-
1
Osman Nuri Küçük, “Zaman Düşüncesinin Tasavvufî Açılımı”, Tasavvuf: İlmî ve
Akademik Araştırma Dergisi, cilt: 3, sayı: 9, 2002, s. 3. Zaman konusunda dönemli
bir çalışma için bkz. Norbert Elias, Zaman Üzerine, çev. Veysel Atayman, Ayrıntı
Yayınları, İstanbul 2000.
2
Arkaik insanın hayatı, zaman içinde yer almasına karşın, temel olarak zamanın
külfetini taşımaz, zamanın geri çevrilemez olduğunu ayırt etmez. İlkel insan tıpkı bir
mistik ya da genelde dinsel insan gibi kesintisiz bir şimdiki zamanın içinde yaşar.
Ve insan başka bir insanın jestlerini tekrarlar ve bu tekrarlama aracılığıyla daima
zamandışı bir şimdiki zamanın içinde yaşar. Bkz. Mircea Eliade, Edebi Dönüş
Mitosu, çev. Ümit Altuğ, İmge Kitabevi Yayınları, Ankara 1994, s. 88.
3
K. Özlem Alp, “Postmodern Resimde Zaman-Mekan Temsili”, Felsefe ve Sosyal
Bilimler Dergisi, sayı: 20, 2015, s. 320.
4
Jean Baudrillard, Tüketim Toplumu, çev. Hazal Deliceçaylı-Ferda Keskin, Ayrıntı
Yayınları, İstanbul 2008, s. 195-196.
ÇÜİFD, 2017, cilt: 17, sayı: 1, ss. 227-247
Bazı Kültürlerde ve Dinlerde Zaman | 229
ri belirlemiştir.5 Bu düzen, doğum-ölüm, yeniden dirilme vs. ayinleri ile tanrının
sürüp giden yaratma eylemi olarak kabul edilmiştir. Burada tanrı, yaratılış,
insan, yaşam ve benzeri her şey “olgu”lar olarak görülmüştür. 6
Bazı Kültürlerde ve Dinlerde Zaman
Eski Yunan’da insan yaşamı kozmostaki gibi döngüsel-dairevi bir düzene sahiptir. Tarih, sonsuz döngüsel bir süreçtir. Zaman, içinde olayların
geçtiği şeydir. Yunanlılara göre dünya bir mekân, bir mahaldir. Olan her şey
bu dünya içinde olmaktadır.7 Eski Yunan’da zaman kavramı “geçmiş ve gelecek zaman”dan ziyade özellikle “şimdiki zaman”la ilgilidir. Günlük yaşam
“şimdi”de cereyan etmekte ve bu bağlamda kairos önemli bir rol oynamaktadır. O, insan yaşamını, gelişimini ve en uygun zamanı ifade eden kavramdır.
En uygun zaman ise şimdikidir ve o zamanın niteliğini gösteren bir olgudur.
Bunun karşısına zamanın niceliksel özelliğini ifade eden khronos çıkmakta ve
o art arda gelmeyi, durmadan akıp gitmeyi, saatin gösterdiği zamanı ifade
etmektedir. 8 Eski Yunan’da khronos 9 zamanın babası ve çocuklarını yutan,
çıplak, yaşlı, kel, sakallı ve omuzlarında kanatları olan bir varlık olarak betimlenir. Yunan mitolojisinde khronos kadar meşhur olmasa da zaman tanrısı
olarak aion’dan bahsedilir. Aion, bütün zaman boyutlarının en üstünde, sonsuz zaman boyutunu sembolize eder.10
5
Eliade, zamanın yeniden doğumunun sürekli olarak -yılın aralıkları içinde degerçekleştiği aya ilişkin inançların eskiye dayandığına vurgu yapar. Ay ölecek olan
yaratıkların ilkidir ve o yeniden yaşayacakların da ilkidir. Ölüme, dirilişe,
doğurganlığa, yeniden doğmağa ilişkin ilk tutarlı teorilerin oluşmasında ay mitosları
önemli bir yer tutmaktadır. Ayın zamanı ölçmeye yaradığını, ayın evrelerinin –
güneş yılından çok önce ve daha somut bir şekilde- bir zaman birimini (ayı)
göstermesi önemlidir. İnsanın doğumu, büyümesi, gerilemesi ve yok oluşu ay
devrelerine benzetilmektedir. Burada insanlığın yok oluşu ve yeniden ortaya çıkışı
döngüsel-dairevi bir yaklaşımı sergiler. Eliade, Edebi Dönüş Mitosu, s. 89-90.
6
Kubilay Aysevenler, “Antikçağ’dan Günümüze Tarih Tasarımları”, Çağdaş Türkiye
Araştırmaları Dergisi, cilt: 8, sayı: 18-19, 2009, s. 5.
7
Harvey Cox, Secular City: Secularization and Urbanization in Theological
Perspective, Princeton University Press, 2013, s. 23; Salih Özer, “İslam
Düşüncesinde Kutsal (Z (...truncated)