Dinler Tarihinde Metot

Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi (ÇÜİFD), Nov 2015

Metodoloji, bilimsel araştırmanın başlı başına bir konusu hâline gelmiştir ve dini tecrübe üzerinde araştırma yapmanın dışında son derece önemli bir mesele olarak görülmektedir. Bunun sonucunda, verileri tutarlı anlam kalıpları biçiminde düzenlemek için birleşik bir sistematik ve bilimsel metot geliştirmenin karşısında “Kutsal” ile sayısız şekillerde karşılaşmamızı ve onu ifade edişimizi anlama görevimiz önem bakımından ikinci plana itilmiştir. Metot problemini Dinler Tarihi bağlamında ele alan bu yazıda metodolojinin amaca götüren bir araç olmaktan çıkarak bir amaç haline geldiği vurgulanmaktadır. Oysa keşif ve içgörü, her zaman metodolojiden önce gelmektedir. Diğer bir deyişle biz, gerçekliği özellikle de dini gerçekliği sadece bir metodolojinin uygulanmasıyla elde etmiyoruz. Çoğu zaman gerçeklik ve içgörü daha önce benimsemiş olduğumuz metodolojilere rağmen bizi elde etmektedirler. Doğa bilimlerindeki keşif süreci gibi bizi “anormalliklerin” ve daha sonra da “keşif” bilincine varmamıza sevk eden şey, eski teorilerin ve metotların yetersizliğinin farkına varmamızdır. Ancak bundan sonra “bizi elde eden” şeyin anlamını belli bir sistematik ve tutarlı metot içinde ifade edebiliriz.

Article PDF cannot be displayed. You can download it here:

http://dergipark.gov.tr/download/article-file/46936

Dinler Tarihinde Metot

Dinler Tarihinde Metot Paul O. INGRAM Çev. Yrd. Doç. Dr. Ramazan ADIBELLİ Atıf / ©- Ingram, P.O. (2012). Dinler Tarihinde Metot, çev. R. Adıbelli, Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 12 (1), 251-268. Özet- Metodoloji, bilimsel araştırmanın başlı başına bir konusu hâline gelmiştir ve dini tecrübe üzerinde araştırma yapmanın dışında son derece önemli bir mesele olarak görülmektedir. Bunun sonucunda, verileri tutarlı anlam kalıpları biçiminde düzenlemek için birleşik bir sistematik ve bilimsel metot geliştirmenin karşısında “Kutsal” ile sayısız şekillerde karşılaşmamızı ve onu ifade edişimizi anlama görevimiz önem bakımından ikinci plana itilmiştir. Metot problemini Dinler Tarihi bağlamında ele alan bu yazıda metodolojinin amaca götüren bir araç olmaktan çıkarak bir amaç haline geldiği vurgulanmaktadır. Oysa keşif ve içgörü, her zaman metodolojiden önce gelmektedir. Diğer bir deyişle biz, gerçekliği özellikle de dini gerçekliği sadece bir metodolojinin uygulanmasıyla elde etmiyoruz. Çoğu zaman gerçeklik ve içgörü daha önce benimsemiş olduğumuz metodolojilere rağmen bizi elde etmektedirler. Doğa bilimlerindeki keşif süreci gibi bizi “anormalliklerin” ve daha sonra da “keşif” bilincine varmamıza sevk eden şey, eski teorilerin ve metotların yetersizliğinin farkına varmamızdır. Ancak bundan sonra “bizi elde eden” şeyin anlamını belli bir sistematik ve tutarlı metot içinde ifade edebiliriz. Anahtar sözcükler- Metodoloji, Dinler Tarihi, Mircea Eliade, keşif, içgörü.  “Method in the History of Religions”, Theology Today, Vol. 32, No. 4 (January 1976), s. 382-394’ün çevirisidir.  Paul O. Ingram, Washington, Tacoma’daki Pacific Lutheran University’de Din Bölümünde öğretim üyesidir. Ingram, Iowa, Indianola’daki Simpson College’de ders vermiş ve 1968–1969 arasında Danforth bursiyeri olarak Japonya’da bir yıl kalmıştır. Chapman College ve Claremont Graduate School mezunu olan Ingram’ın Japanese Journal of Religious Studies, Journal of the American Academy of Religion ve Numen gibi dergilerde dinler tarihi ile ilgili yazıları çıkmıştır.  Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dinler Tarihi Anabilim Dalı, e-posta: Paul O. INGRAM / Çev. Yrd. Doç. Dr. Ramazan ADIBELLİ §§§ “Dinler tarihçisinin somut kişilerden bağımsız olarak var olduğu şeklinde anlaşılan dini “olgular” hakkındaki tarafsız, gayri şahsi ve betimsel bilgiyi araması gerektiği yönündeki anlayış, uygunsuz bir metafor olarak kesinlikle reddedilmelidir… Hiçbir metodoloji, anlama ve keşfetme sürecinden önce gelişmemektedir… Zira metot, aslında ifade edilmemiş bilginin zımni biçimlerinden kaynaklanan içgörülerin içermelerini yorumlama yoludur.” Mircea Eliade, Dinler Tarihinin bilimsel bir disiplin olarak hızlı bir biçimde yaratıcı/üretken bir döneminin sonuna yaklaştığı hususunda bizleri uyarmıştır.1 Zamanımızda bunun doğru olduğunu gösteren en temel işaret, esasen bir anlama teknolojisi olarak anlaşılan metodolojinin bir alt-disiplin hâline gelmiş olmasıdır. Metodoloji, bilimsel araştırmanın başlı başına bir konusu hâline gelmiştir ve dini tecrübe üzeride araştırma yapmanın dışında son derece önemli bir mesele olarak görülmektedir. Bunun sonucunda, verileri tutarlı anlam kalıpları biçiminde düzenlemek için birleşik bir sistematik ve bilimsel metot geliştirmenin karşısında “Kutsal” ile sayısız şekillerde karşılaşmamızı ve onu ifade edişimizi anlama görevimiz önem bakımından ikinci plana itilmiştir. Başlıca bilimsel çabanın dini tecrübenin mahiyeti ve anlamına ilişkin görüşleri ve sonuçlarına hangi metotlarla ulaştıkları hususlar kendileri için önemli meseleleri teşkil eden bilim adamlarının metotları hakkındaki makaleler hakkında makaleler yazmaya yöneldiği skolastik bir döneme giriyoruz gibi gözüküyor. Diğer bir ifadeyle, [mevcut] eğilim, tarihi tezahürleri içerisinde dini tecrübe hakkında tutarlı bir biçimde yazmak yerine deneysel verilerimizi hangi teknoloji ile işleyeceğimiz hakkındadır.2 1 Mircea Eliade, “Crisis and Renewal in History of Religions”, History of Religions, Vol. 5, No. 1 (Summer 1965), s. 5. 2 Örneğin Joachim Wach, bilimsel kariyerinin çoğunu, dinin deneysel “verileri”ne tatbik edilecek uygun teknikler açısından metodolojik problemler hakkında yazmakla geçirmiştir. Ayrıca bkz. Mircea Eliade ve Joseph M. Kitagawa (eds.), The History of Religions: Essays in Methodology (Chicago: The University of Chicago Press, 1959) ve Joseph M. Kitagawa (ed.), The History of Religions: Essays in the Problem of Understanding, Vol. I of Essays in Divinity, ed. Jerold C. Brauer (Chicago: The University of Chicago Press, 1967). 252 Dinler Tarihinde Metot Şu anki durumumuzu, Chuang Tzu adlı kitapta nakledilen Taoist bir bilge olan Chuang Tzu ve metodoloji kavramını teknoloji biçiminde kişileştiren arkadaşı Hui Tzu arasındaki diyalog, çok güzel tasvir etmektedir. Chuang Tzu ile Hui Tzu, Hao Irmağının kenarında aheste aheste yürüyorlarmış. Chuang Tzu demiş ki, “Balıklar rahatça yüzüyorlar. Bu, balıkların mutluluğudur.” “Sen balık değilsin” demiş Hui Tzu. “Bunun mutluluk olduğunu nasıl biliyorsun?” “Sen, ben değilsin” demiş Chuag Tzu. “Balıkların mutlu olduklarını bilmediğimi nasıl biliyorsun?” Hui Tzu demiş ki, “Tabii, sen olmadığım için bilmiyorum. Fakat sen balık değilsin ve balıkların mutlu olduklarını bilmediğin apaçıktır.” “Sadede gelelim” demiş Chuang Tzu. “Sen, bana balıkların mutlu oldukların nasıl bildiğimi sorduğunda balıkların mutlu olduklarını bildiğimi zaten biliyordun; fakat nasıl olduğunu sordun. Irmak kenarında [yürürken] bildim.3 Hui Tzu’nun problemi, bizim Dinler Tarihindeki problemimizdir. Biz de onun gibi anlama problemini, bir teknik problemine dönüştürdük. Aynı zamanda Hui Tzu gibi belki de farkında olmadan felsefi ve epistemolojik olan gerçek metodoloji meselesine parmak bastık: Bildiğimi nasıl biliyorum? Kısaca, üç noktayı belirlemeyi umuyorum: (1) Bir dizi kuralların sistematik gelişimi yani anlaşılması için beşeri tecrübenin verilerine uygulanması gereken bir teknoloji olarak anlaşıldığı şekliyle metodolojiyi bilimsel araştırma yapan her disiplin reddetmelidir, (2) metodoloji, esasen metafizik ve epistemolojinin meselesidir ve dinler tarihçileri de ona bu açıdan yaklaşmalıdır ve (3) mahiyeti itibariyle her metodoloji temelde metaforik olduğu için bilimsel araştırmanın bilfiil yaptığı şeyden ayrı olarak gelişmemektedir. Bir araştırma metodu, bir probleme uygulanmasından hiçbir zaman önce olmayıp, sorgulama ve kendini anlama sürecine paralel biçimde gelişmektedir. 3 Wing-tzit Chan (çev.), A Source Book in Chinese Philosophy (Princeton: Princeton University Press, 1963), s. 209-210. 253 Paul O. INGRAM / Çev. Yrd. Doç. Dr. Ramazan ADIBELLİ I Dinler Tarihi (Religionswissenschaft) geleneksel olarak görevini tüm tarihsel tezahürleri içerisinde insanın dini tecrübesini bütünüyle anlama ve ifade etme şeklinde tanımlamıştır.4 Profesyonel olarak bu disiplinle ilgilenenlere göre bu görev, dinin her yeni yollarla kendini Joachim Wach’ın “sübjektif dini tecrübenin” “teorik (...truncated)


This is a preview of a remote PDF: http://dergipark.gov.tr/download/article-file/46936
Article home page: http://dergipark.gov.tr/cuilah/issue/4182/54942

Paul O. INGRAM- Çev. Ramazan ADIBELLİ. Dinler Tarihinde Metot, Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi (ÇÜİFD), 2015, pp. 251-268, Volume 1, Issue 12,