ALİ ŞİR NEVÂYİ'NİN TÜRKÇECİLİĞİ

Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, Feb 2010

çağatay Türkçesi ve çağatay Türkçesi dönemleri hakkında özet bilgi verildikten sonra, A. Şir Nevayi'nin eserlerinin dili değerlendirilmiştir. Nevayi 'nin Türkçecilik üzerine görüşleri, onun eserlerinden verilen örneklerle belirtilmeye çalışılmıştır. ABSTRACT After giying brief information on thc cras of çağatay Turkish. We have evaluatcd the works of Ali Şir Nevai and his language. Nevai's views on using Turkish have been analyzed by examining his work and by giying examplcs from his work in general.

Article PDF cannot be displayed. You can download it here:

http://dergipark.gov.tr/download/article-file/32588

ALİ ŞİR NEVÂYİ'NİN TÜRKÇECİLİĞİ

....aA.....UI.I."......Iuiujr.llolkilJ;yalUt..J:.AurJliuşutllLrwWilJullllurUI..ı;;E..ııolllstj.ı.ı·t.\liüslllüJ,DucJ..lre""isui....SllluJ',lyıwl"'-9,.JEı:..ır:MzllJurUlullLwL&l20.!llOI*.2 ....=.-1l7- ALİ şİR NEVAVİ'NİN TÜRKÇEcİLİGr Dr. Kazım KÖKTEKİN" ÖZET çağatay Türkçesi ve çağatay Türkçesi dönemleri hakkında özet bilgi verildikten sonra, A. Şir Nevayi'nin eserlerinin dili değerlendirilmiştir. Nevayi 'nin Türkçecilik üzerine görüşleri, onun eserlerinden verilen örneklerle belirtilmeye çalışılmıştır. " k edebiyatına, diline ve kültürüne son derece degerli katkılarda ulunmuş, yaşadı gı dönemin bütün gi.lzelliklerini kendi dilinde ve sanatında toplamış, Türk edebiyatının en büyük şahsiyetlerinden biri hiç şüphesiz Ali Şir Neviiyi'dir. Ali Şir Neviiyi 9 Şubat 1441 'de Herat'ta dogmuş ve 3 Ocak 1501 'de yine Herat'ta ölmüştür. 2001 yılı onun dogumunun 560, ölümünün ise 500. yılıdır. Neviiyi, çağatay Türkçesinin kurucu olarak kabul edilmektedir. Hatta bazı araştırıcılar çagatay Türkçesi için "Neviiyi dili" adını kullanmışlardır. Mademki Ali Şir Neviiyi çagatay Türkçesinin kurucu olarak kabul ediliyor, o zaman çagatay ve çağatayca isimleri üzerinde durmak gerekir. çagatay kelimesinin Cengiz Han'm ikinci oğlu çağatay'm admdan alındıgmı sanırım herkes bilir. Cengiz Han, Mogol İmparatorlugunu ogulları arasında paylaştırdıgı zaman çagatay'a şu toprakları vermiştir: Harezm müstesna Maveraünnehir, Yedisu (İli vadisi), Kiibil ve Gazne'yi de içine almak üzere Pamir bölgesi, Dogu Türkistan ve Cungarya. çagatay'ın adım taşıyan hanlık yani "çagatay Ulusu" veya sadece "çagatay" torunu Kara Hülagü zamanında kurulmuştur. i çagatayca veya çagatay Türkçesi ifadesi başlangıçta çağatay ulusundaki göçebe Türklerin dilinin adı olarak, daha sonraları da çağatay devletinin dili olarak kullanılmaya başlanmıştır. adını Aslında, çagatay Türkçesi ile eser vermiş müellif1er, eserlerinde çagatay eserlerini yazdıkları dilin adı olarak kullanmamışlardır. Onlar, biraz da • Bu makale, Atatürk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi tarafından düzenlenen "Ölümünün 500. Yılında Ali Şir Nevayı" (Erzurum, 25 Nisan 200 i) adlı panelde bildiri olarak sunulmuştur. •• Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi lJanos Eckmann, "çağatay Dili Hakkında Notlar", Türk Dili Araştırmaları Yıllığl, (Belleten), 1958, s. 115. -1 ı 8- K. KÖktekin: Ali Sir Nevilyi'nin TÜrçeejlj!i geleneğe bağlı olarak Türki, Türki tili, Türki elfazı adlarını kullanmışlardır. çağatayca, çağatay Türkçesi, Doğu Türkçesi gibi isimler 19. asırdan itibaren batılı ve doğulu araştırıcılar tarafından kullanılmaya başlanmıştır. çağatayca, çağatay Türkçesi, çağatay dili veya Doğu Türkçesi olarak bildiğimiz Türkçenin bu tarihi dönemiyle "XL asırdan XIX. asrın sonuna kadar devam eden Orta Asya İsliim- Türk yazı dilinin gelişmesindeki üçüncü saflıa kastedilmektedir. ı Diğer devreler, içinde Köktürk ve Uygur döneminin bulunduğu Eski Türkçe, Karahanh ve Harezm Türkçesidir. Fuat Köprülü çağatayca kelimesinin anlamını daha genişleterek şunu söyler: "çağatayca, kelimenin en geniş manasıyla, Moğol istilasından sonra Cengiz çocukları tarafından kurulan çağatay, İlhanh ve Altın-Ordu imparatorluklarının medeni merkezlerinde Xııı-xıv. asırlarda inkişaf ve Timurlular devrinde bilhassa xv. asırda klasik bir mahiyet alarak, zengin bir edebiyat yaratan edebi orta Asya lehçesidir" .3 çağatay, Harezm ve Kıpçak Türkçeleriyle ilgili çalışmalarını olan Janos Eckmann'ın da kabule değer gördüğü ünlü Rus Türkologu Samoyloviç çağataycayı dört devreye ayırarak şu şekilde sınıflar: yOğunlaştırmış 1. İlk çağatayca veya Neviiyi'den önceki çağatayca devri. (XV. asırdan 1465 yılına kadar) Dönemin temsilcileri Sekkaki, Lütfi, Yusuf Emiri, Atiii, Haydar Harezmi, Seyyid Ahmed Mirza, Gediii, Yakini, Ahmedi'dir. 2. Klasik çağatayca devri (1465'ten itibaren XVI. asrın ortalarına kadar). Dönemin temsilcileri Nevayi, Hüseyin Baykara, Hiimidi, Muhammed Salih, Şeybiini, Ubeydi ve Biibür'dür. 3. Klasik devirden sonraki çağatayca devri (XVII. asrın sonlarına kadar). Temsilcisi Ebulgazi Bahadır Han'dır. 4. Son çağatayca devri (XVııı-xıx. asırlar). Mahalli unsurların yazıya girdiği dönemdir. 4 Bu sınıflamada klasik çağatayca devresinde gördüğümUz, bu devrenin hatta çağataycanın kurucusu olarak bildiğimiz Ali Şir Neviiyi Türk edebiyatında benzeri görülmeyen derecede Türkçe eser vermiştir. çağataycanın diğer temsilcilerinin hepsinin verdiği eserlerin toplamından daha da fazla eser yazdığım söylersek mübalağa etmiş olmayız sanıyorum. Ali Şir Neviiyi, içinde Garaibü's-sıgar, Neviidirü'ş-şebiib, Feviiyidü'l-kiber, Ferhad ü Şirin, Leyli YÜ Mecmln, Nazmü'lceviihir, Meciilisü'n-nefiiis, Miziinü'l-evziin, Lisiinü't-tayr ve Muhakemetil'llugateyn gibi eserlerin de bulunduğu yaklaşık 30 eserin sahibidir. Bu 30 eserin içinde, beş divanından biri olan Farsça divanının dili doğal olarak Farsça, diğerlerinin hepsinin dili Türkçedir. Bunların bir kısmının tercüme 2Eckmann, agm. s. 115. JFuat Köprtilü, "çağatay Edebiyatı", iA, c. III, İstanbul, 1945, s. 270. 4 Eckmann, agm. s. 120-121. .......(;IA.....1ıi."r_Tuüur.öokil):yllJatuA:urJlaşutl[lrJllmllJ.alLilaurı...ı:E:.ııD~ştWjtJliÜş81jluD.u:e~rg~iş:l.li-,Sıııa..ı:JvıuJLZ9~Eı:.Jrı:ıı:zJ.llur[JIuwmL-"!201l10ı.;2 -=-119- eserler olduğunu söyleyelim. Ali Şir Neviiyl'de hedef milli bir dil ve milli bir Bunun için bu kadar çok eser yazmıştır. O, bütün hayatı boyunca, Farsçanın o devirdeki üstünlüğilne rağmen, kendi mim edebiyatının temelini oluşturmak için gayret etmiş, bunu kendisi için kutsal bir görev saymıştır. Milli' edebiyat için gösterilen bu gayret elbette milli bir dil için de geçerlidir. Çünkü Neviiyi'de Türkçe sevgisi her şeyin üstündedir. Çağdaşları ve daha sonraki devrelerdeki yazar ve şairlerin de desteğiyle Ali Şir Neviiyi bu amacına ulaşmıştır. edebiyattır. Bir Türkçeci olarak Ali Şir Neviiyi, Türkçenİn Farsçaya karşı savunuculuğunu yapmıştır. Çünkü ona göre Türkçe Farsçadan daha zengin anlatım gücüne sahiptir. İhtiyaç duyulan her türlü unsur Türkçede vardır. O, her zaman Türkçe kelimelerdeki anlam zenginliğini, Türkçenin ünlü sisteminin işleyişini, Türkçede her varlık için ayrı ayrı kelimelerin bulunması ve Türkçe gramerinin 5 kolaylığı gibi özellikleri göz önüne alarak Türkçenin Farsçadan daha ilstün bir dil olduğunu ileri sürmüş ve eserlerini bu bilinçle yazmıştır. Acaba Ali Şir Nevayi'yi bu derece Türkçeci, Türk edebiyatçısı yapan sebep neydi? Ali Şir Nivayi'nin yaşadığı dönemde, tıpkı Selçuklu'da olduğu gibi, resmi dil ve edebiyat dili Farsça idi. Çarşıda pazarda Farsça konuşuluyordu. Çağdaşı, genç Türk şairleri eserlerini Farsça yazıyor ve bununla övünüyorlardı. Oysa Ali Şir Neviiyi'nin düşüncesi, "halka halkın dili ile hitap etmeli" şeklindedir. Bu düşüncesini Sedd-i İskenderi adlı eserinde şöyle belirtir: Sanga ança hak lütfı vakı durur Ki ta türk elrazı şayi durur Bu til bile ta nazın erllr halk işi Yakin kılmamış halk sendin kişi "Allah sana o kadar lütf etmiştir ki Türk kelimeleri, Türk dili ciha (...truncated)


This is a preview of a remote PDF: http://dergipark.gov.tr/download/article-file/32588
Article home page: http://dergipark.gov.tr/ataunitaed/issue/2841/38831

Kâzım Köktekin. ALİ ŞİR NEVÂYİ'NİN TÜRKÇECİLİĞİ, Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, 2010, Volume 19, Issue 9,