ŞİHABUDDİN SÜHREVERDİ’NİN NÜBÜVVET ANLAYIŞI
Atatük Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Sayı: 41 ● Erzurum 2014
ŞİHABUDDİN SÜHREVERDİ’NİN NÜBÜVVET ANLAYIŞI
Eyüp BEKİRYAZICI (*)
ÖZ
İslam düşüncesinin önemli esaslarından biri olan nübüvvete ilişkin tarihsel
süreçte birçok düşünür değişik görüşleri sebebiyle tartışmalara konu edilmiştir.
Bunlardan biri de Sühreverdi’dir. O, “batınî nübüvvet” iddiasında bulunduğu
ileri sürülerek eleştirilmiş ve bu düşüncesi onun idam sebepleri arasında yer almıştır. Oysa filozofun mevcut eserleri incelendiğinde onunla ilgili bu tür ithamları
haklı çıkaracak bir ifadesinin bulunmadığı görülecektir. Aksine İslam düşüncesinde genel kabul gören nübüvvet anlayışını benimsediğine dair açıklamalara yer
verdiğine şahit olunacaktır. Düşünürün felsefi düşüncelerini dayandırdığı keşfi
yöntem onun bu tür tartışmalara çekilmesinde önemli bir etken olmuştur.
Anahtar Kelimeler: Nübüvvet, İşrak, Filozof, Siyaset, İlham, Mucize, Vahiy
ABSTRACT
Sihabuddin Suhrawardi’s Understanding of Prophecy
Many thinkers have been subject to discussions because of their different ideas in
the historical process of prophecy, which is one of the essentials of Islamic thought.
One of these is Suhrawardi. He has been criticized upon allegations of “esoteric
prophecy” and this has been among the reasons for his execution. However, it can
be seen that no expressions proving these allegations can be found when the works
of the philosopher are examined. On the contrary, it can be witnessed that he has
included statements about his internalization of the understanding of prophecy
that is widely accepted in Islamic thought. The explorative method, which the
philosopher had based his ideas on, has been an important factor in his inclusion
to these discussions.
Keywords: Prophecy, Ishraq, Philosopher, Politics, Inspiration, Miracle,
Revelation
* Doç. Dr., Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi.
118
Eyüp BEKİRYAZICI
Giriş
İslam inanç esaslarının belirlendiği üç ana gruptan ikincisi olan nübüvvet, genelde peygamberlik ve hususiyetleri özelde ise Hz. Muhammed’e ve
risaletine dair konuları içermektedir. Sözlükte haber verme yahut konum ve
değeri yüksek olma anlamlarına gelen “neb’/nebve” kökünden mastar olarak
kullanılan nübüvvet kelimesi, Allah ile akıl sahibi kulları arasında dünya ve
ahiret hayatlarıyla ilgili ihtiyaçların giderilmesi için yapılan elçilik görevi diye
tarif edilmiştir. Nübüvvet kelimesi yerine Farsça “peygamberlik” veya Arapça
“risalet” kavramları da kullanılmaktadır. Ancak literatürde daha ziyade nübüvvet tercih edilmiştir.1
Semavi dinlerin2 inanç esaslarından biri olan nübüvvete ilişkin düşünce
tarihinde farklı yaklaşım ve tartışmalar mevcuttur. Bu değişik bakış açıları
daha ziyade nübüvvetin beşeri boyutunun, vahyin ilahiliği ile kesiştiği alanlara, peygamberlerin yetki ve konumuna, mucizeler ile peygamberlerin ilişkileri
üzerine yoğunlaşmıştır. İslam düşünce tarihinde de nübüvvete ilişkin benzer
tartışmalar vuku bulmuştur. Bu genel tartışmaların yanı sıra İslam akaidince kabul gören nübüvvet anlayışını savunma refleksiyle ikincil münakaşa ve
müzakere alanları da oluşmuştur. Bu bağlamda İslam filozoflarının nübüvvete dair, birbirinden oldukça farklı düşünceleri, çoğu zaman ifrat ve tefrit
noktaları aşılarak ayrıca nübüvvete ilişkin menfi tutum genelleştirilip ortak
kanaatmişçesine yansıtılarak, konuyla ilgili ve meraklı kitleler yanlış bilgilendirilmiştir. Bu tartışmalar eşliğinde oluşan bir tavır, geleneksel algıyla bütünleşmiştir. Oluşan bu önyargılı -bir kısım- bilgileri tashih etme adına yapılacak
incelemeler hem İslam filozoflarının nübüvvete ilişkin düşüncelerini irdeleme
hem de probleme ilişkin toptancı bir anlayışın zaaflarını telafi etme adına
faydalı olabilir.
İslam filozoflarının nübüvveti inkar ettikleri, nübüvvet meselesini önemsemedikleri, mucizeyi kabul etmedikleri, peygamberlerin dışında kimselerin
de vahiy alabileceğini benimsedikleri ya da bizzat batıni nübüvvet iddiasında
bulunarak, İslam akaidine aykırı bir yol izledikleri şeklindeki görüşlerin, düşünce dünyasında taraftar bulmasının sebepleri etraflıca araştırıldığında durumun zannedilenin ötesinde makul ve izah edilebilir olduğu görülecektir. Bu
bağlamda neredeyse genel bir kabul olarak benimsenen, İslam düşünürlerinin
etkilendiği Antik Yunan, Fars ve Hint kaynakları esas alınarak bu zümrelere
1 Yavuz, Yunus Şevki, “Nübüvvet” md., DİA, XXXIII/279.
2 Hristiyanlık’ta “nübüvvet inancının “teslis” inancı bağlamında tamamen değişikliğe uğradığını belirtmeliyiz. Bu dinin peygamber algısı için bkz. Küküç, Abdurrahman vd., Dinler
Tarihi, Berikan Yayınevi, Ankara 2010, s. 362-366; Yahudilikte “Nübüvvet” için bkz. Aynı
eser, s. 301-302.
ŞİHABUDDİN SÜHREVERDİ’NİN NÜBÜVVET ANLAYIŞI
119
ait nübüvvetle ilgili uç düşüncelerin Batınilerin yanı sıra bütün İslam filozoflarınca da devam ettirilmiş olabileceğine dair anlayış sarahatle ortaya çıkarılması gereken bir husustur.3 Ancak her ne sebeple olursa olsun, İbn Ravendi,
Zekeriyya er-Razi, Farabi, İbn Sina, İbn Bacce ile İbn Rüşd vb. gibi İslam
filozoflarının nübüvvete ilişkin görüşlerinin birbirinden farklı olduğunu ve bu
fark iyice bilinmeden onların nübüvvet konusundaki yaklaşımları hakkında
genel kanaatler belirtmenin bilimsel ve hakkaniyetli bir tavır olmadığını vurgulamalıyız.4 Son zamanlarda gerek materyalist, gerek natüralist gerek Meşşai
ve gerekse İşraki İslam filozoflarının konuya ilişkin düşünceleri üzerine giderek artan çalışmalar yapılmakta ve tartışmaya ilişkin taraflara ulaşabilecekleri
doğru argümanlar sağlanmaktadır.5 Ancak yine de İslam filozoflarının tarihsel
süreçte nübüvvete dair menfi bir tutum içerisinde olduklarına dair ön yargının kırılabilmesi için bu çalışmaların devamına ihtiyaç olduğu da aşikardır. Bu
noktadan hareketle İşrak düşünürü Sühreverdi’nin konuya ilişkin düşüncelerini irdelemek istedik. Çalışmanın temel hedefi nübüvvet konusunda oldukça
tartışmalı bir isim olan Sühreverdi’ye, konu hakkında yöneltilen menfi ithamları belirleme ve bu çerçevede risalete ilişkin düşüncelerini değerlendirmektir.
İslam Düşüncesinde Nübüvvet
İslam filozoflarının sadece varlık, bilgi, değer, estetik ve siyaset gibi konulara yoğunlaşmadığı sanılanın ötesinde İslam’ın gerek itikat gerekse muamelat
3 Bu tür değerlendirmeler için bkz. Şehristani, Milel ve Nihal, çev. Mustafa Öz, Litera Yayıncılık, İstanbul 2008, s. 172, 286, 454; İzmirli, İsmail Hakkı, İslam Felsefesi Tarihi, Ötüken,
İstanbul, 2008, s. 365-382; Câbirî, Muhammed Abid, Arap-İslam Aklının Oluşumu, çev.,
İbrahim Akbaba, Kitabevi, İstanbul 2000, s. 236 vd.
4 Şehristani’nin nübüvvet tartışmalarının, İslam dünyasında fitne hareketleri bağlamında ortaya çıkan fırkaları belirlemede başvurulan konular arasında olduğuna ve imamet konusuyla birlikte nübüvvet anlayışının nasıl bir istismara dönüştürüldüğüne dair yaklaşımları için
bkz. Şehristani, Milel ve Nihal, s. 28 vd.
5 Konuyla ilgili çalışmalar için bkz. Karaman Hüseyin, “Ebû Bekr er-Razi’nin Mülhidliği
Bir Gerçeklik mi, Yoksa Tarihsel Bir Yanılgı mı?” Ekev Akademi De (...truncated)