YUNAN-ROMA UYGARLIĞINDA İNSAN-TANRILARA TAPINMA TÖRENİ OLARAK: KİLİSE EKMEK-ŞARAP AYİNİ

İlahiyat Tetkikleri Dergisi, Jul 2014

ÖZ Paganların asırlardan beri uyguladığı Evharistiya ayinini, Hıristiyanların biraz daha fazla ruhsal kılarak ve dinsel törenlerinde ekmek ile şarabı sunarak hiç kimse daha iyi yerine getiremezdi. Çünkü İsa, tıpkı Adonis ve Attis, Osiris ve Dionysus gibi ve özellikle de bunların tüm niteliklerine tek başına sahibi olan Romalı tanrı insan Mithras gibi, bakire bir anadan doğmuş, acı çekmiş ve ölmüş, öldükten sonra dirilmiş, kendisine tapınanları kurtarmak için mistik bir ihtirasa kapılmış; tanrının etinin yendiği bir olma ayini esnasında tapınanları, tanrıinsan ilahla yüz yüze geldiklerine, tanrı kanı olarak içtikleri kadehteki şarapla ayinin sırrına vâkıf olarak ölümsüz hayata kavuşacaklarına inanmışlardır. Anahtar Kelimeler: Dionysus, Mithra, İsa, Evharistiya ayini ABSTRACT The Church Holy Communion Rite as The Ceremonial Worship to The Human-Deities in the Greco-Roman Civilization Nor there any evidence that christians made a better use interpolate with a more spiritual application of this sacrament that ceremonial offering of bread and wine than the pagans did for centuries. Because Christ, like Adonis and Attis, Osiris and Dionysus and especially like Mithras who was a Roman god-man deity possessed with all of them qualities, also born from virgin mother, suffer and die and rise again; to become one with them is the mystical passion of their worshippers; during the communion worshipper believe that they faced with their man-god, their mysteries give immortality by dirinking his blood namely a cup of wine. Keywords: Dionysus, Mithras, Jesus, The Church Holy Communion Rite

Article PDF cannot be displayed. You can download it here:

http://dergipark.gov.tr/download/article-file/31200

YUNAN-ROMA UYGARLIĞINDA İNSAN-TANRILARA TAPINMA TÖRENİ OLARAK: KİLİSE EKMEK-ŞARAP AYİNİ

Atatük Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Sayı: 41 ● Erzurum 2014 YUNAN-ROMA UYGARLIĞINDA İNSAN-TANRILARA TAPINMA TÖRENİ OLARAK: KİLİSE EKMEK-ŞARAP AYİNİ Kürşat Haldun AKALIN (*) ÖZ Paganların asırlardan beri uyguladığı Evharistiya ayinini, Hıristiyanların biraz daha fazla ruhsal kılarak ve dinsel törenlerinde ekmek ile şarabı sunarak hiç kimse daha iyi yerine getiremezdi. Çünkü İsa, tıpkı Adonis ve Attis, Osiris ve Dionysus gibi ve özellikle de bunların tüm niteliklerine tek başına sahibi olan Romalı tanrı insan Mithras gibi, bakire bir anadan doğmuş, acı çekmiş ve ölmüş, öldükten sonra dirilmiş, kendisine tapınanları kurtarmak için mistik bir ihtirasa kapılmış; tanrının etinin yendiği bir olma ayini esnasında tapınanları, tanrıinsan ilahla yüz yüze geldiklerine, tanrı kanı olarak içtikleri kadehteki şarapla ayinin sırrına vâkıf olarak ölümsüz hayata kavuşacaklarına inanmışlardır. Anahtar Kelimeler: Dionysus, Mithra, İsa, Evharistiya ayini ABSTRACT The Church Holy Communion Rite as The Ceremonial Worship to The Human-Deities in the Greco-Roman Civilization Nor there any evidence that christians made a better use interpolate with a more spiritual application of this sacrament that ceremonial offering of bread and wine than the pagans did for centuries. Because Christ, like Adonis and Attis, Osiris and Dionysus and especially like Mithras who was a Roman god-man deity possessed with all of them qualities, also born from virgin mother, suffer and die and rise again; to become one with them is the mystical passion of their worshippers; during the communion worshipper believe that they faced with their man-god, their mysteries give immortality by dirinking his blood namely a cup of wine. Keywords: Dionysus, Mithras, Jesus, The Church Holy Communion Rite * Doç. Dr. Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi 130 Kürşat Haldun AKALIN Giriş Hıristiyanların öldürülen ve dirilen İsa’nın hikâyesi, büyük ölçüde Güneştanrıların veya pagan kurtarıcı tanrıların özelliklerinden türetilmiştir1. RomaYunan pagan uygarlığında da büyük rağbet bulan bu tanrı-insanların ortak özellikleri şöylece özetlenebilir. Bunların hepsi, tıpkı Hıristiyanların İsa’sı gibi, bakire ve ölümlü bir anneden doğmuştur, bakirenin doğumu bir ahırda ya da bir mağarada gerçekleşmiştir, hepsi de kışın gündönümünün olduğu günün ertesi günü yani 25 Aralık gününde doğmuştur, Doğudan bir yıldız doğmuştur ve Magiler bu doğan yıldızı takip ederek üç kralın huzuruna çıkmıştır, kâhinler her üç krala da krallığı yıkacak çocuğun doğduğunu bildirmiş, her kral kendi bölgesinde yeni doğmuş çocukların toplu olarak katlini kurtuluş çözümü olarak uygulamış2, bu nedenle yeni doğan kurtarıcı tanrı-insan doğduğu 1 “Osiris-Dionysus, tanrının oğludur. Babası tanrı ve annesi ölümlü bir bakiredir. 25 Aralık’ta üç çobanın önünde bir mağarada ya da bir inek barınağında doğmuştur. O, dünyanın günahları nedeniyle, bir kurban olarak Paskalya zamanında ölür. O, ölümün ardından cehenneme iner, üçüncü gün dirilir ve ihtişam içinde göğe yükselir. Onun taraftarları, kıyamet günleri boyunca, onun yargıç olarak geri dönmesini beklerler. Onun ölümü ve yeniden dirilişi, onun etini ve kanını sembolize eden ekmek-şarabın yenilmesinden oluşan bir ritüel ile kutlanır. İsa, ölümünden önce şarap ve ekmekten oluşan sembolik bir son yemek kutlar. İsa, İncillerde ben yaşamın ekmeğiyim der ve son yemek sırasında ekmeği parçalar ve alın bunu bu benim bedenim diyerek onu havarilerine verir. Aynı şekilde gizem tanrı-insanı da sembolik olarak, ekmek ve ekmeği oluşturan buğday ile ilişkilendiriliyordu. Osiris’in paramparça edilerek öldüğü söylenirdi; bu, un üretmek için buğdayın dövülmesini sembolize eder. Ölü Adonis’in kemiklerinin bir değirmende öğütüldüğü, daha sonra rüzgara saçıldığı söylenirdi. İncillerde İsa ayrıca ben gerçek şarabım der ve son yemek sırasında bu benim kanım diyerek bir kap şarabı havarilerine verir. İsa gibi Dionysus da asma ve şarapla ilişkilendiriliyordu. Dionysus parçalanarak ölüyordu, bu parçalanma şarap üretmek için üzümlerin ayakta çiğnenmesini sembolize eder. İsa’nın havarileri, onun sunduğu ekmek ve şarabı yiyip içerek, sembolik olarak onun bedenini yer ve kanını içerler, böylece Christ ile bir olmuş olurlar. Bu tür kutsal bir komünyon, Osiris-Dionysus ile bir olmanın bir aracı olarak gizemlerde de uygulanıyordu. Tanrıyı yeme vasıtasıyla tanrısal komünyon fikri öyle eski bir ayindir ki, Mısır Ölüler Kitabında görülür. Paganlar Christ’in ölümden dirilişinin, Attis’in yeniden dirilişinin sahte bir taklidinin olduğunu; Hıristiyanlar ise Attis’in yeniden dirilişinin, Christ’in yeniden dirilişinin bir taklidi olduğunu iddia etmişlerdi. Antik bir Hıristiyan geleneğine göre, İsa 25 Mart’ta ölmüştü. Bu, Attis’in yeniden dirilişinin Roma’da resmi olarak kutlandığı günle aynıydı. Bir başka antik Hıristiyan geleneği, Christ’in ölümünü 23 Mart ve yeniden dirilişini 25 Mart olarak belirler; bu, Attis’in ölümü ve ölümden dirilişiyle tam aynı zamana rastlar.” Bkz.Timothy ve Gandy., İsa’nın Gizemleri, İstanbul, 2005; s. 14, 67, 76. 2 “Herod, Beytülahim’in tüm bebeklerinin katledilmesi emrini verir (Matta 2: 13-21). Burada ilk olarak Herod’un M.Ö. 4 yılında öldüğü ve İsa’nın da M.Ö. 2 veya 1 yılına kadar doğmamış olduğu görünmektedir. Herod’un bütün cürümlerini kaydeden Josephus, bu katliamdan hiçbir şekilde bahsetmemiştir. Gerçekte bu hikaye, Nemrut’un bebek İbrahim’i kendi egemenliği altındaki bütün bebekleri katlederek yok etmeye çalışması, yeni doğan bütün Yahudileri öldürmek isteyen Mısır firavununun veya Sodom’un erkek- YUNAN-ROMA UYGARLIĞINDA İNSAN-TANRILARA TAPINMA TÖRENİ OLARAK: KİLİSE EKMEK-ŞARAP AYİNİ 131 yerden çok uzaklara götürülmüştür. Aynı hikaye Krishna, Mithra, Dionysus ve diğer tüm Güneş-tanrılarında tekrarlandığı halde, bu tanrı-oğullarından hiç birisi gerçek hayatta var olmamış ve gerçekten de yaşamamıştır. Hıristiyanların İsa’sının da vahiy kitaplarından başka delili yoktur, hiç bir resmi veya tarihsel kayıtta ismine ve yaşamındaki olaylara rastlanılmış değildir, yaşadığı onca mucizevi ve istisnai olaylara rağmen çağının hiç bir yazarı İsa’dan söz etmemiş veya yaşadıklarını nakletmemiştir. Gerçekte yaşamamış olmalarına rağmen, bu tanrı-insanların bakire annelerinin (Hıristiyan kiliselerinde Hz. Meryem) yortuları Şubat ayının ortasında kutsanmış, yakılan mumlarla günün uzadığı sembolize edilmiş, bahar geldiğinde büyük perhize girilmiş, paskalya yortusu ya da diriliş bayramı Güneş’in ekvator çizgisini geçtiği 25 Mart gününde kutlanmış ve bu gün Kudüs’teki Kutsal Gömütten ışıkların yükseldiğine inanmıştır. Tıpkı Osiris, Attis, Dionysus ve diğer Güneş’in oğlu tanrı insanlarda olduğu gibi Hıristiyanların İsa’sı da, iyi gün olarak yüceltilen Cuma günü tanrı kuzusu namıyla çarmıha gerilmiş ve ölmüştür, bayramdan önceki gün ağaca (çarmıha) çivilenmiş ve mezarı boş bulunmuştur, insafsızca öldürüldükten sonra üçüncü gün yeniden dirilmişler, kurtarıcı tanrı-insan olarak bu yeniden dirilişin coşku ve kıvancı çok büyük olmuştur. Tüm G (...truncated)


This is a preview of a remote PDF: http://dergipark.gov.tr/download/article-file/31200
Article home page: http://dergipark.gov.tr/atauniilah/issue/2758/36815

Kürşat AKALIN. YUNAN-ROMA UYGARLIĞINDA İNSAN-TANRILARA TAPINMA TÖRENİ OLARAK: KİLİSE EKMEK-ŞARAP AYİNİ, İlahiyat Tetkikleri Dergisi, 2014, pp. 129-160,