Her Yönüyle Kazım Karabekir
Her Yönüyle Kazım Karabekir
Oğuz Çetinoğlu-Mehmet Şadi Polat
İstanbul, Boğaziçi Yayınları, 2017, 456 Sayfa, ISBN: 978-975-451-368-4.
Ali Can TEKİNAY 1
1. Dünya Savaşı ve İstiklal Savaşı döneminin önemli kahramanlarından Kâzım Karabekir
Paşa’nın hayatıyla alakalı son çıkan eserlere başvurduğumda edindiğim bu kitap daha ilk
başta kapak tasarımı ve fotoğrafıyla dikkatimi çekmeyi başardı. Lisans eğitimini iktisat
bölümünü okuyarak tamamlayan Oğuz Çetinoğlu ve Emekli Albay Mehmet Şadi Polat
tarafından hazırlanan eser, Kâzım Karabekir hakkında şimdiye kadar aklımıza gelebilecek her
türlü çalışmayı içinde barındırmaya çalışmıştır. Eser 10 bölümden oluşup bazı bölümler kendi
içinde ayrı fasıllara ve alt başlıklara ayrılmıştır.
*Yüksek Lisans Öğrencisi, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim
Dalı,
Tarih Kritik, (4) 2 History Critique | Nisan/April 2018
75
Birinci bölümde Paşa’nın hayat hikâyesiyle esere giriş yapıyoruz. Burada Karabekir’in
annesi, babası gibi aile fertleri ve soyunun nereye dayandığı hakkında bilgiler mevcuttur.
Babası Mehmet Emin Bey’in hayatında icra ettiği görevler, vazife başında yaptığı tutarlı ve
doğru hareketler, aynı şekilde Emin Bey’in vefatından sonra annesinin güçlü ve dirayetli
duruşu onun ileride kazanacağı zaferlerde önemli pay sahibi olduğunu gösteriyor. Bunların
dışında kendisinin de Kuleli Askeri İdadisi, Mekteb-i Erkânı Harbiye ve daha evvelki
okullarını hep birincilikle bitirmesi, zekâ bakımından yaşıtlarından ileri bir seviyede olması
diğer etkenlerdir.
Kâzım Karabekir’in görev yaptığı sahalara adım attığımızda II. Abdülhamid’e yaptığı sert
eleştirilere şahit olmaktayız. Ardından Enver Paşa ve Gazi Mustafa Kemal ile tanışması ve
İttihad Terakki Cemiyeti’ne üye olmasıyla başlayıp 1948’de son bulan hayatına dek giden
süreç işlenirken şimdiye kadar öğrendiklerimizi sorgulatır cinsten bilgiler mevcuttur. Kısaca
bunlara değinecek olursak; 31 Mart Vak’ası üzerine Selânik’ten gelen Hareket Ordusu’nun
kurmay başkanı olarak Yıldız Sarayı’nın ele geçirilmesinde ve isyanın bastırılmasında önemli
rol oynaması, hepimizin bildiğinin aksine Birinci Dünya Savaşı’nda sadece Ruslarla değil
aynı zamanda Çanakkale’de Fransızlarla Irak’ta İngilizlerle başarılı mücadelelerde bulunması,
Mustafa Kemal’den bir ay önce Anadolu’ya geçerek milli mücadelenin fitilini ateşlemesi,
Mustafa Kemal’in vazifesinden istifa etmesi ve sonra Karabekir’in tüm gücüyle onun emrinde
olmasıdır. Söylediğimiz son cümle müelliflerimizce milli mücadelenin ilk zaferi olarak
değerlendirilmiş ve bizce de doğru bir çıkarımda bulunulmuştur. Şüphesiz o tarihlerde Kâzım
Karabekir’in şöhreti tüm doğuda nam salmıştı ve düşman karşısında aldığı başarılı neticeler
onu bütün Anadolu’da tanınır kılmıştı. Mustafa Kemal’in de Kâzım Paşa’nın desteği olmadan
İstiklal Savaşı’nda tek başına zafer kazanabilmesi düşünülemezdi. Tüm gelişmelere rağmen
Mustafa Kemal Paşa’nın Erzurum Kongresi öncesi yaptığı hamlelerde onun zekâsı, taktik ve
stratejisi takdir edilmiştir. Bu satırlar eserin objektif bir bakış açısıyla kaleme alındığı hissini
kuvvetlendirmektedir.
Son olarak da cumhuriyetin ilanıyla birlikte Karabekir Paşa’nın başından geçenler isabetli bir
başlıkla “Garip Olaylar” biçiminde güzelce açıklanmıştır. Yazarlarımızın: “Garp Cephesi
kuruluncaya kadar Milli Mücadele’nin temelleri Doğu’da atılmış ve bu çok ağır ve çok onurlu
görev, Mustafa Kemal, Karabekir ve Rauf Beyin omuzlarında taşınmıştır. Tarihin cilvesi veya
siyasetin tabiatı; yedi yıl sonra Karabekir Paşa ve Rauf Bey İstiklal Mahkemelerine düşecek,
büyük haksızlıklara mâruz kalacaklar… Mustafa Kemal istifa ettiğinde kendisinin bir göreve
atanmasını isteyerek O’nu büyük hayal kırıklığına uğratan Kâzım Dirik ise, Kemalist
Cumhuriyette Vali ve Trakya Umum Müfettişi olarak görev alacaktır.” biçiminde yukarıda
yaptığı değerlendirmeler Kâzım Paşa’nın 1918-1926 arasında uğradığı haksızlıkları 4-5 satır
içerisinde akılda kalacak bir biçimde özetlemiş ve açıkça ortaya koymuştur.
Bir sonraki bölümde Kâzım Karabekir’in hayatında geçen şahıs, kuruluş ve kavramlar
hakkında bilgilere yer verilmektedir. Cumhuriyetin ilanıyla beraber Kâzım Karabekir ile
Mustafa Kemal arasında başlayan yol ayrımı ve bu yıllarda gerçekleşen malum hadiseler
detaylıca irdelenmiştir. Ayrıca Karabekir’in Mustafa Kemal’den bir ay önce Samsun’a çıkıp
Bağımsızlık Savaşı’mızı başlatan isim olduğu şiddetle vurgulanmıştır.
Tarih Kritik, (4) 2 History Critique | Nisan/April 2018
76
“Kâzım Karabekir’in Yazdığı Kitaplar Makaleler” başlığıyla ele alınan üçüncü bölümde
Paşa’nın eserlerinde Ermenilerin yaptığı katliamlarla ilgili fotoğraf-görgü tanıkları, çocuklar
üzerine yazdığı şarkı ve oyunlar, İzmir İktisat Kongresi reisi iken gözlemleri, İttihat Terakki
ve Enver Paşa’nın İstiklal Savaşı’na katılmak için yaptığı girişimler belirtiliyor. Bunların
dışında Karabekir Paşa’nın kendi aleyhinde yapılan faaliyetler, 1939-1944’de CHP grubunda
yapılan savaş tartışmaları, başkanı olduğu TCF’nin kapatılmasının altında yatan nedenler ve
Nutuk’a yaptığı cevaplar günümüzde ses getirecek cinsten görüşlerdir. Bu çarpıcı yorumların
birine değinecek olursak ilk başta Kâzım Paşa’nın 1918-1924 arası Kürtlerin isyan içinde olup
bu yüzden onlara yönelik ıslahatlar yapılması gerektiğini ısrarla belirtmesidir. Ancak her türlü
uyarıya rağmen en sonunda Paşa’nın ağzından: “13 Şubat 1925’te Şeyh Sait’in yanındaki iki
firarinin zayıf bir jandarma müfrezesi ile yakalanmak istenilmesi suretiyle Kürt isyanı
başlıyor. Her tarafı zayıf ve hükümet yetkililerini gafil avlayan Kürtler şımarıklığı
arttırıyorlar. Beş aydan beri vukuatı takip eden ve hatta İstanbul’daki Kürt ileri gelenlerini
uğurlayan Hükümetin, hiçbir tedbir almayarak ve kimseye de haber vermeyerek beklemesi ve
neticede Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nı mes’ul tutmak istemesi târihi bir hadisedir.”
yukarıda paylaşılan neticelerle karşılaşılması yakın tarihimizle ilgili bazı algılarımızın
değişmesine vesile olabilecek cinstendir.
Cumhuriyetin kurulmasıyla Kâzım Karabekir Paşa’nın pasifize edilmesi, hakkında yapılan
kara propagandalar ve kendisinin İstiklal Savaşı için hak ettiği itibarı alamamasını vurgulayan
yazarlarımızın bazı çevrelerden sert tepkiler alması kaçınılmazdır. Yine de kendilerinin
şimdiye kadar tarih kitaplarında bize öğretilenlerin aksine anılan dönemde yaşanılan
hadiseleri realist bir bakış açısıyla, şeffafça kaleme almaları takdire şayandır.
Eserin en önemli parçası olan dördüncü bölüm Kâzım Karabekir nazarında yazılan kitaplar,
makaleler, tezler ve röportajları ihtiva etmektedir. Anlatılanların hepsinin ilk üç bölümdeki
konuları kapsar nitelikte olduğu anlaşılıyor. İşte bu yüzden daha önceki sayfalarda
gördüklerimizin dördüncü bölümde tekrar gözümüze çarpması okuyucunun canını sıkıp, ben
niye aynı şeyleri tekrar ediyorum hissi uyandırabilir. Fakat bunun yanında verilen uç bilgiler,
yapılan kapsamlı analizler-sentezler ışığında kendimizi yeni araştırma konularının içinde
bulmamız kaçınılmazdır. Ek o (...truncated)