FİNANSAL GELİŞME VE EKONOMİK BÜYÜME ARASINDAKİ EŞBÜTÜNLEŞME VE NEDENSELLİK İLİŞKİSİ: TÜRKİYE ÖRNEĞİ
Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi
Cilt:2, Sayı:2, Aralık 2018, ss. 115-128
Osmaniye Korkut Ata University
Journal of Economics and Administrative Sciences
Vol:2, Issue:2, December 2018, pp. 115-128
FİNANSAL GELİŞME VE EKONOMİK BÜYÜME ARASINDAKİ EŞBÜTÜNLEŞME
VE NEDENSELLİK İLİŞKİSİ: TÜRKİYE ÖRNEĞİ
Geliş Tarihi: 14.03.2018
Arş. Gör. Uğur Korkut PATA1
Kabul Tarihi: 26.11.2018
Dr. Öğr. Üyesi Alperen AĞCA2
Makale Türü: Alan Araştırması
Özet
Bu çalışmada Türkiye için finansal gelişme ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkiler 1982-2016
döneminde otoregresif gecikmesi dağıtılmış model (ARDL), sınır testi yaklaşımı, Granger ve HackerHatemi-J bootstrap nedensellik testleri ile incelenmiştir. ARDL, sınır testinin sonuçlarına göre finansal
gelişmedeki artış ekonomik büyümeyi hem kısa hem de uzun dönemde pozitif yönde etkilemektedir.
Her iki nedensellik testinin sonuçları da kısa dönemde finansal gelişmeden ekonomik büyümeye doğru
tek yönlü bir nedenselliğin bulunduğunu göstermektedir. Çalışmanın sonuçları genel itibariyle finansal
gelişmenin ekonomik büyüme için önemli bir faktör olduğunu belirtmektedir. Bu nedenle, Türkiye için
arz öncüllü hipotezi geçerlidir.
Anahtar Kelimeler: Finansal Gelişme, Ekonomik Büyüme, Arz Öncüllü Hipotezi, Türkiye.
Jel Kodları: C32, E44, O16.
COINTEGRATION AND CAUSALITY RELATIONSHIP BETWEEN FINANCIAL
DEVELOPMENT AND ECONOMIC GROWTH: THE CASE OF TURKEY
Abstract
In this study, the relationship between financial development and economic growth has been
investigated by autoregressive distributed lag (ARDL), bounds testing approach, Granger and HackerHatemi-J bootstrap causality tests for Turkey during the period from 1982 to 2016. According to the
results of the ARDL bounds testing approach, an increase in financial development have a positive effect
on economic growth both in the short and long run. The findings of the two causality tests show that a
unidirectional causality is going from financial development to economic growth in the short run. The
overall results indicate that financial development is an important factor for economic growth.
Therefore, the supply leading hypothesis is valid for Turkey.
Keywords: Financial Development, Economic Growth, Supply Leading Hypothesis, Turkey.
Jel Codes: C32, E44, O16.
Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, İktisat Bölümü, ;
2 Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, İktisat Bölümü,
1
115
1. GİRİŞ
Sürdürülebilir büyüme günümüz dünyasında ülkeler için en önemli iktisadi hedeflerin
başında gelmektedir. Küreselleşme süreci ile birlikte finansal yapı ve gelişimin sürdürülebilir
büyüme üzerindeki etkileri daha önemli bir hal almıştır. Daha iyi bir finansal yapı ülkedeki
kaynakların daha verimli kullanılmasını, iç tasarrufların ve finansal kesimden reel kesime
aktarılan fonların artmasını sağlayarak ekonomik büyümeyi desteklemektedir (Felek vd. 2008).
İyi işleyen finansal bir sistem, bilgi ve işlem maliyetlerinin azaltılmasıyla kaynak dağılımında
ve para politikasında etkinliği tahsis ederek ekonomik büyümeyi desteklemektedir (Artan,
2007). Tüm bunların yanı sıra güçlü bir finansal sistem bireylerin sahip olduğu küçük
mevduatların büyük yatırımlara dönüşmesini sağlayarak ekonomik etkinliği arttırabilmektedir
(Aslan ve Küçükaksoy, 2006).
Geleneksel büyüme teorileri her ne kadar finansal gelişmenin uzun dönem ekonomik
büyümeyi etkileyen bir unsur olmadığını belirtse de çağdaş yaklaşımlar finansal gelişmenin
tasarrufları harekete geçirdiğini, riski bölüştürdüğünü ve iktisadi büyümeyi sağladığını ifade
etmektedir (Bozoklu ve Yılancı, 2013). Finansal gelişme ve ekonomik büyüme arasındaki
ilişkiler iki temel hipotez ile incelenmektedir. Bunlardan ilki Schumpeter (1911)’in öne sürdüğü
finansal gelişmenin ekonomik büyümeyi olumlu yönde etkilediğini ifade eden arz öncüllü
hipotezidir. Robinson (1952)’un ileri sürdüğü talep-takipli olarak adlandırılan diğer hipotez ise
reel sektörde oluşan talebin, yani ekonomik büyümenin finansal gelişmeyi etkilediğini
belirtmektedir. Bu hipoteze göre reel çıktı düzeyi artıp girişimciler tarafından daha fazla dış
fona ihtiyaç duyulması ile beraber finansal sistem gelişecektir (Patrick, 1966). Bu nedenle
talep-takipli hipotezi arz öncüllü hipotezinin aksine nedenselliğin yönünün ekonomik
büyümeden finansal gelişmeye doğru olduğunu belirtmektedir.
Finansal gelişme ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki literatürde birçok araştırmacı
tarafından teorik ve ampirik olarak incelenmiştir. Schumpeter (1911), McKinnon (1973) ve
Shaw (1973) iki değişken arasındaki ilişkiyi inceleyen öncü çalışmalardır. Bu iki ekonomik
değişken arasındaki bağıntıyı ortaya koyan Schumpeter (1911), risk yönetimi, proje
değerlendirme, tasarruf hareketliliği, yönetici denetimleri ve ödeme işlemleri gibi finansal
ajanların teknolojik ve ekonomik büyümeye olan etkisini incelemiştir. Goldsmith (1969)
gerçekleştirdiği çalışmada finansal gelişme ile ekonomik büyüme arasında ilişki olduğunu ifade
etmiştir. Ampirik çalışmalarda gerçekleştirilen firma, endüstri ve sektör analizleri ile finansal
gelişme ve ekonomik büyüme arasında güçlü ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Levine (1997)
uzun dönemli ekonomik büyümeyi anlayabilmek ve analiz edebilmek için finansal sistemlerin
işlerliğini ve kaydettiği ilerlemeyi iyi okumak gerektiğini ifade etmiştir.
Finansal gelişme, finansal araçların yanında finansal olmayan araçlara da bağlıdır.
Benhabib (2000) finansal gelişmenin hem yatırım oranlarını hem de toplam faktör üretkenliğini
pozitif yönde etkilediğini belirtmiştir. King ve Levine (1993) ise finansal sektörün
büyüklüğünün gayrisafi yurtiçi hasılaya (GDP) oranının, özel bankaların merkez bankasıyla
kıyaslanmasının ve özel firmalara verilen kredilerin GDP’ye oranının, sermaye dağılımı ve
fiziki sermaye birikimiyle katı ve güçlü bir ilişki içerisinde olduğunu ortaya koymuşlardır.
Bunun yanı sıra Ang (2008) Malezya için gerçekleştirdiği çalışmada kontrollü faiz oranları,
yüksek rezerv gereksinimleri ve yönlendirilmiş kredi programları gibi baskıcı finansal
politikaların finansal gelişmeye pozitif katkısı olduğunu belirterek bunun da yüksek çıktı
oranıyla ekonomik büyümeyi etkilediğini ortaya koymuştur. Hassan vd. (2011) 168 ülke için
az ve orta gelirli ülke coğrafyalarında panel veri analizi ile gerçekleştirdikleri çalışmada,
gelişmekte olan ülkelerde finansal gelişme ile ekonomik büyüme arasında pozitif bir ilişki
116
olduğunu belirlemişlerdir. Bunun yanı sıra, iyi işleyen bir finansal sistemin sürdürülebilir bir
ekonomik büyüme için önemli, ancak gerekli olmadığı sonucuna varmışlardır.
Robinson (1952) ve Kuznets (1955) gibi iktisatçılar ise finansal gelişmenin ekonomik
büyümenin önüne çıkarılmasını inandırıcı bulmamış; aslında finansal gelişmenin reel
ekonomideki büyümeyi takip ettiğini belirtmişlerdir. McKinnon ve Shaw’ın aksine finans ve
büyüme arasında nedensellik varsa ancak uzun dönemdeki büyümeden kaynaklanacağ (...truncated)