TÜRKÇE TALÂK TABİRLERİ VE FIKHÎ SONUÇLARI

Necmettin Erbakan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Jan 2019

İslâm aile hukukunda, evliliği sonlandırma kavramlarının başında “ talâk ” gelmektedir. Esasen Arapça bir kelime olan “ talâk ”ın Türkçe’de bilinen karşılığı “ boşamak ”tır. Sarîh ve kinâî şeklinde iki gruba ayrılan boşama tabirleri konusunda gerek Arapça’da ve gerekse Türkçe’de dil ve kültür farklılıklarına dayanan birçok kavram daha bulunmaktadır. Arapça fıkıh kaynaklarında yer alan boşama tabirlerinin Türkçe karşılıkları, tercüme eserlerde kısmen açıklanırken, toplumda tartışma konusu olan bazı kavramlar risâle çapında ele alarak değerlendirilmiş, kimi Türkçe fıkıh kitaplarında Türkçe boşama tabirleri ve fıkhî sonuçları özel bir başlık altında ele alınarak incelenmiştir. Bu meyanda Molla Hüsrev’in (ö. 885/1480) Dürerü’l-hükkâm Şerhu Gureri’l-ahkâm ’ı ile İbrahim el-Halebî’nin (ö. 956/1549) Mülteka’l-ebhur ’unda 144 Arapça tabir tercüme edilirken –ki bir çok tabir öz Türkçe’ye tercüme edilmeden aynen tekrarlanmıştır-, Mehmet Zihnî Efendi (ö. 1913) Nimet-i İslâm ’ında 104, Ömer Nasuhi Bilmen (ö. 1971) Hukûk-i İslâmiye ve Istılâhât-ı Fıkhiyye Kamusu ’nda 116 tabire yer vermiştir. Bu çalışmada bu iki eserin yanında, Şeyhülislâm İbn Kemal’den (ö.940/1534), Medenî Mehmet Nuri Efendi’ye (ö. 1927) kadar ki dönem arasında muhtelif şeyhüsilâm, müftü ve fetvâ emîninin fetvalarını ihtivâ eden 16 adet Türkçe fetvâ mecmûaları taranarak 280 adet tabir tespit edilmiş, Osmanlı müftülerinin bu tabirlerle ilgili fıkhî yorumları nakledilmiş, ihtilaflara sebep olan yorumların bir değerlendirmesi ile konu sonlandırılmıştır.

Article PDF cannot be displayed. You can download it here:

http://dergipark.org.tr/download/article-file/619888

TÜRKÇE TALÂK TABİRLERİ VE FIKHÎ SONUÇLARI

Necmettin Erbakan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 46, 2018, s. 107-140. – Hakemli Makale – TÜRKÇE TALÂK TABİRLERİ VE FIKHÎ SONUÇLARI Pehlul DÜZENLİ Dr. Öğr. Üyesi, Yalova Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi İslam Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ÖZ İslâm aile hukukunda, evliliği sonlandırma kavramlarının başında “talâk” gelmektedir. Esasen Arapça bir kelime olan “talâk”ın Türkçe’de bilinen karşılığı “boşamak”tır. Sarîh ve kinâî şeklinde iki gruba ayrılan boşama tabirleri konusunda gerek Arapça’da ve gerekse Türkçe’de dil ve kültür farklılıklarına dayanan birçok kavram daha bulunmaktadır. Arapça fıkıh kaynaklarında yer alan boşama tabirlerinin Türkçe karşılıkları, tercüme eserlerde kısmen açıklanırken, toplumda tartışma konusu olan bazı kavramlar risâle çapında ele alınarak değerlendirilmiş, kimi Türkçe fıkıh kitaplarında Türkçe boşama tabirleri ve fıkhî sonuçları ise özel bir başlık altında ele alınarak incelenmiştir. Bu meyanda Molla Hüsrev’in (ö. 885/1480) Dürerü’l-hükkâm Şerhu Gureri’l-ahkâm’ı ile İbrahim el-Halebî’nin (ö. 956/1549) Mülteka’l-ebhur’unda 144 Arapça tabir tercüme edilirken –ki bir çok tabir öz Türkçe’ye tercüme edilmeden aynen tekrarlanmıştır-, Mehmet Zihnî Efendi’nin (ö. 1913) Nimet-i İslâm’ında 104, Ömer Nasuhi Bilmen’in (ö. 1971) Hukûk-i İslâmiye ve Istılâhât-ı Fıkhiyye Kamusu’nda 116 tabire yer verilmiştir. Bu çalışmada son iki eserin yanında, Şeyhülislâm İbn Kemal’den (ö.940/1534), Medenî Mehmet Nuri Efendi’ye (ö. 1927) kadar ki dönem arasında muhtelif şeyhülislâm, müftü ve fetvâ emîninin fetvalarını ihtivâ eden 16 adet Türkçe fetvâ mecmûaları taranarak 280 adet tabir tespit edilmiş, Osmanlı müftülerinin bu tabirlerle ilgili fıkhî yorumları nakledilmiş, ihtilaflara sebep olan yorumların bir değerlendirmesi ile konu sonlandırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Talâk, boşama, fıkıh, Osmanlı, aile hukuku THE TURKISH TERMS OF TALAQ AND THEIR JURISPRUDENTIAL EFFECTS In Islamic family law talaq is one of the key terms for ending the marriage contract. In fact, talaq is an Arabic term the equivalent of which in Turkish is known as boşanmak, that is “divorce”. With regards to the terms of divorce which are classified as Sarih and Qinai in Islamic Jurisprudence there are several other concepts both in Arabic and Turkish which originated from language and cultural differences. The Turkish equivalent of the Arabic fiqh sources, while partially being explained in translations, at times certain disputed terms in public are discussed in fragmental treatises and the terms of divorce that exist in Turkish fiqh books are categorically investigated under exclusive chapters including conclusions. In that respect, 144 Arabic works are translated within the Durar of Molla Hüsrev (d.885/1430) and Ibahim al-Halabi’s Pehlul DÜZENLİ 108 (d.956/1549) Multaqa. In these translations, numerous original terms are transmitted without being translated into Turkish literally. 104 terms are listed in Mehmet Zihni Efendi’s (d. 1913) Nimet-i İslam while 116 terms are given in Ömer Nasuhi Bilmen’s (d. 1971) Hukûk-I İslamiye Kamusu. In the present study, in addition to these two works, 16 Turkish fetvâ mecmûas consisting of the fatwas of various şeyhulislams, muftis and fetva-eminis, between the period of Şeyhülislâm İbn Kemal (d.940 / 1534) and Medenî Mehmet Nuri Efendi (d. 1927) have been analyzed and 280 terms are identified, the judicial notes of Ottoman muftis on these terms have been reported. Finally, the topic is concluded with an evaluation regarding the interpretations that caused disagreements. Keywords: Talaq, Divorce, Fiqh, Ottoman, Faily Law GİRİŞ İslâm’ın temel iki kaynağı olan Kur’ân-ı Kerîm ve hadislerin dili Arapça’dır. Dinin temel kaynağı olan Kur’an-ı Kerim’in ilk yorum ve uygulaması Rasûl-i Ekrem’in eliyle olmuş; o Kur’an-ı Kerim’i yaşadığı toplumun kültür, gelenek ve ihtiyaçlarını da dikkate alarak yorumlayarak uygulamıştır. Rasulullah’ın (sav) vefatından sonra fakihler gerek Kur’an-ı Kerim ve gerekse hadisleri Arapça üzerinden okuyup, anlamış, içinde bulundukları toplumun kültür, anlayış ve ihtiyaçlarına göre yorumlayarak, gündelik hayatlarını ilâhî vahye uygun hâle getirmeye çalışmışlardır. Eserlerinde de açıkça görüldüğü üzere fakihler, kendilerine kadar ki dönemin fıkhî birikimini aktardıktan sonra, ortaya çıkan yeni problemleri ele almış, bunların naslarda yer alan ifade, tabir ve deyimler açısından neye tekabül ettiği üzerinde fikir yürütmüşlerdir. Aile hukukunun temel problemlerinden olan talâk konusu, büyük bölümü ile boşama yetkisi elinde bulunan kişinin söyleyeceği sözlere bağlı bir konudur. Bu sözlerin, o kişinin yaşadığı toplumda ne mana ifade ettiği, bu tür sözlerin fıkhî sonucunu belirleyen temel unsurlardan biri olmuştur. Gerek Orta Asya ve gerekse Anadolu’da Türklerin bağlı oldukları fıkıh ekolü genelde Hanefî mezhebi olmuştur. Bu mezhep Irak’ta kurulmuş, Orta Asya’da kemâle ermiş, Anadolu’da ise tercih ve tahriçlerle gelişim ve tekâmülünü sürdürmüştür. Hanefî fıkıh külliyatının kahir ekseriyeti Orta Asya Türklerinin elinde oluşmuş olmasına rağmen, genel dili Arapça olmuş, bu arada aile hukukunun talâk konusu da Arapça olarak anlatılmıştır. Boşama tabirleri Arapça olarak ifade edilmiş ve bu Arapça hâliyle fıkhî açıdan ne ifade ettiği üzerinde durulmuştur. Arapça’nın yanında yer yer Farsça’ya da yer verilmiş olmasına rağmen, Türkçe tabirlere yer verildiğine pek rastlanmamıştır. İçinde yaşadığımız Türk toplumunda ise problemler Türkçe tabirler etrafında şekillenmekte, Arapça’da kullanılan tabirlerin büyük bölümü tam olarak Türkçe’ye aktarılamadığından ya da Türkçe’de tam Türkçe Talâk Tabirleri ve Fıkhî Sonuçları 109 karşılığı bulunamadığından Türkçe ifadelerin fıkhî sonuçlarının tespitinde problemler yaşanmış, yaşanmaya da devam etmektedir. Dinî kültürümüzü kendisinden devraldığımız Osmanlı Devleti’nde, gündelik hayatta Hanefî mezhebi esas alınmış, mezhep kaynakları üzerinde tashih, tahriç ve tercih çalışmaları yapılmış, metin, şerh, hâşiye ve mecmûa (fıkıh derlemeleri ve fetvâ koleksiyonları) türü eserler telif edilmiştir. Molla Hüsrev’in Dürerü’l-hükkâm Şerhu Gureri’l-ahkâm’ı1, İbrahim el-Halebî’nin Mülteka’l-Ebhur’u,2 et-Temurtâşî’nin (ö. 1006/1598) Tenvîru’l-ebsâr ve câmiu’l-bihâr adlı eseri ile en son yazılan ve “metn-i metîn” olarak nitelendirilen Mecelletü’l-Ahkâm el-Adliyye bunların başında gelmektedir. Osmanlılar, bu ve benzeri eserler ile Hanefî fıkıh külliyatını ortaya çıkan yeni ihtiyaçlar doğrultusunda süzgeçten geçirerek güncelleştirmiş, bununla da kalmayarak Ebu’l-Leys es-Semerkandî’nin (ö. 373/983) Mukaddimetün fi’ssalât’ı, Molla Hüsrev’in Dürer’i ve Halebî’nin Mülteka’sı gibi kimi metinleri de Türkçe’ye aktarmışlardır.3 Bu çalışmada, Mehmet Zihnî Efendi’nin Nimet-i İslâm’ı ile Ömer Nasuhi Bilmen’in Hukûk-i İslâmiye ve Istılâhât-ı Fıkhiyye Kamusu ve fetvâ mecmûalarından4 hareketle, Osmanlı toplumunun kullandığı boşama 1 İstanbul, 1308. 2 Matbaa-i Osmaniye, İstanbul, 1309. 3 Bkz.:Memduhoğlu, Adnan; “İlmihâl Edebiy (...truncated)


This is a preview of a remote PDF: http://dergipark.org.tr/download/article-file/619888
Article home page: http://dergipark.org.tr/neuifd/issue/42290/473011

Pehlul Düzenli. TÜRKÇE TALÂK TABİRLERİ VE FIKHÎ SONUÇLARI, Necmettin Erbakan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2019, pp. 107-140, Volume 46, Issue 46,