Tasavvuf Klasiklerinde Sohbet ve Uhuvvetin Temel İlkeleri
Tasavvuf Klasiklerinde Sohbet ve Uhuvvetin
Temel İlkeleri
Yrd. Doç. Dr. Mahmud Esad ERKAYA
Atıf / ©- Erkaya, M. E. (2017). Tasavvuf Klasiklerinde Sohbet ve Uhuvvetin
Temel İlkeleri, Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 17 (1), 249276.
Öz- Tasavvuf, bazı sûfîlere göre, bütünüyle âdâbdan oluşmaktadır. Bundan
dolayıdır ki kişinin çevresi ve rabbi ile olan ilişkilerini düzenleyen âdâb kuralları tasavvuf edebiyatında önemli bir yer teşkil etmiştir. Tasavvuf klasikleri incelendiğinde ibadetler, sefer, konaklama, eşler arası ilişkiler, semâ, temizlik,
yeme, içme, giyim kuşam, misafir ağırlama gibi pek çok konuda edeblere yer
verildiği görülmektedir. Sohbet ve kardeşliğin âdâbı da bu kaynaklarda üzerinde durulan önemli bir mevzudur. Sohbet kavramı, Tasavvufta bir yandan
bireyler arasındaki sevgi ve anlayış temelli birliktelik anlamındaki arkadaşlığı,
diğer taraftan da dînî ve dünyevî konuların konuşulduğu ortamları ifâde etmektedir. Esas itibariyle tasavvufî eğitim, Hz. Peygamber ile ashabı arasındaki ilişki örnek alınarak sohbet metoduna dayandırılmış, mürşid ile mürid arasındaki bilgi ve edeb aktarımı birlikte yaşama suretiyle gerçekleşmiştir. Dolayısıyla mürid ile mürşid arasındaki ilişkinin sınırları ve edebleri de ayrıntılı bir
şekilde kaynaklarda ele alınmıştır. Öte yandan müridin kendi seviyesindeki
kimselerle arkadaşlık ve din kardeşliği âdâbı da temel bazı ilke ve esaslar
tespit edilerek düzenlenmiştir. Bu bağlamda klasikleşmiş tasavvuf kaynaklarında kimlerle arkadaşlık edileceği, arkadaşlığın gayesi, şekli ve ihvân ile olan
muamelelerde esas alınması gereken usule dair geniş malumat bulmak mümkündür. Bu çalışmada sohbet ve ihvân kavramları çerçevesinde mutasavvıfların birbirleriyle ve toplum ile olan ilişkilerine dair tespitler yapılacaktır.
Anahtar sözcükler- Sohbet, kardeşlik, arkadaşlık, tasavvuf, uhuvvet
§§§
Makalenin gelişi 12.05.2017; Yayına kabul tarihi: 19.06.2017
Bu çalışma Çukurova Üniversitesi BAP Birimi tarafından SED-2017-8257 kodlu
proje kapsamında desteklenmiştir.
Çukurova Ü. İlahiyat F. Tasavvuf Anabilim Dalı, e-posta:
250 | Mahmud Esad Erkaya
Giriş
Tasavvuf, kul ile rabbi arasındaki ilişkiler kadar kişi ile toplum arasındaki münasebetleri de konu edinen bir ilimdir. Sefer, konaklama, eşler arası
ilişkiler, semâ, temizlik, yeme, içme, giyim kuşam, misafir ağırlama gibi pek
çok konuda müridin diğer insanlar karşısında nasıl davranacağı ve hangi ilkelere bağlı kalacağı bir taraftan tasavvuf büyüklerinin hayatlarında müşahede
edilirken diğer taraftan da tasavvuf kaynaklarında ayrıntıları ile yer almıştır.
Daha ismen ortaya çıktığı dönemlerden itibaren tasavvufun birtakım edeblerden oluşan bir ilim olduğu vurgulanmış,1 bu doğrultuda müridlerin riayet etmesi gereken edeblere dair eserler kaleme alınmıştır. Âdâbü’l-mürîdîn, edebü’lmürîd, âdâbü’l-mutasavvıfe, el-vasâya ve tarîkatnâme gibi adlarla telif edilen
bu eserlerde şeyhlere intisap ederek tasavvufa girmiş olan müridlerin uymaları
gereken âdâb ve erkâna dair detaylı bilgiler verilmiştir.2 Bu eserlerdeki edeb
kurallarının büyük çoğunluğu yalnızca tasavvuf ehlini veya müridleri ilgilendiren kurallar olmayıp tüm müslümanların istifade edebileceği genel ahlâkî
prensiplerdir. Örneğin Ebû Hâmid el-Gazzâlî’nin (ö. 505/1111) İhyâu ulûmi’ddîn’de âyet ve hadislerden hareketle ele aldığı âdâb kurallarının tüm müslümanlara hitap ettiğini burada söyleyebiliriz. 3 İşte bu çalışmada ele alacağımız
1
Örneğin Ebû Hafs el-Haddâd (ö. 260/874) tasavvufu “Tasavvuf tümüyle edepten
ibarettir.” sözleriyle tanımlamıştır. Bkz. Ebü’l-Hasen Hücvîrî, Keşfu’l-mahcûb
(Hakikat Bilgisi), çev. Uludağ, (İstanbul: Dergâh, 2010), s. 103.
2
Hâris el-Muhâsibî’nin (ö. 243/857) Âdâbü‟n-Nüfûs ve el-Vesâyâ adlı eserleri,
Yahyâ b. Muâz er-Râzî’nin (ö. 258/872) Kitâbü‟l-Mürîdîn’ini, Cüneyd-i Bağdâdî’nin
(ö. 298/910) Edebü’l-müftakir-ila’llah’ını, Ebû Ali Rûzbârî’nin (ö. 303/915) Kitâbü
Edebi’l-fakr’ını, Hakîm et-Tirmîzî’nin (ö. 320/932) Riyâzetü’n-nefs, Âdâbü‟l-mürîdîn
ve Kitâbü Edebi’n-nefs adlı eserlerini, İbn Hafîf eş-Şîrâzî’nin (ö. 371/982) Kitâbü’lİktisâd’ını, Ebu’l-Kasım el-Vezzân’ın (V. asır), Edebü’l-mürîdîn’ini, Sülemî’nin (ö.
412/1021) Âdâbü’s-suhbe ve hüsnü’l-uşre, Câmiu âdâbi’s-sûfiyye, Âdâbü’l-fakr ve
şerâituhû ve Beyânü zeleli’l-fukarâ ve mevâcibü âdâbihim adlı eserlerini, Tâhir b.
el-Hüseyin Cassâs’ın (ö. 418/1027) Ahkâmü’l-mürîdîn’ini, Hâce Abdullah el-Ensârî
el-Herevî’nin (ö. 481/1089) Muhtasar fî âdâbi’s-sûfiyye’sini, Yusuf Hemedânî’nin (ö.
535/1140) Risâle Der Âdâb’ını, Necmeddin Kübrâ’nın (ö. 618/1221) Âdâbü’lmürîdîn, Âdâbu’s-sûfiyye, Âdâbü’s-sâlikîn, Âdâbü’l-mutasavvife ve Âdâbü’s-sülûk
ilâ Hazret-i Mâliki’l-Mülk ve Melikü’l-Mülûk adlı eserleri, Ebû Hafs Ömer esSühreverdî’nin (ö. 632/1234), Avârifü’l-maârif ve İrşâdü’l-mürîdîn adlı eserlerini ve
Muhyiddîn İbnü’l-Arabî’nin (ö. 638/1240) Âdâbü‟l-mürîd adlı eserini bu bağlamda
örnek verebiliriz. Bkz. Süleyman Gökbulut, “Ebu’n-Necîb Ziyâüddîn es-Sühreverdî
ve Âdâbü’l-Mürîdîn Adlı Eseri”, Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi,
28 (2008): 144; Süleyman Uludağ, “Âdâbü’l-mürîd”, TDV İslâm Ansiklopedisi (DİA),
I, 336.
3
Ebû Hamid Huccetülislâm Muhammed b. Muhammed Gazzâlî, İhyâu ulûmi’d-dîn
(Beyrut: Mektebetü’l-Asriyye, 2013), II, 214 v.dğr. Ayrıca bkz. Faruk Sancar,
“Gazâlî Düşüncesinde Kardeşlik ve Kardeşlik Hakları”, Kutlu Doğum Haftası “Hz.
ÇÜİFD, 2017, cilt: 17, sayı: 1, ss. 249-276
Sohbet ve Uhuvvetin Temel İlkeleri | 251
sohbet ve uhuvvet ile ilgili öne sürülen âdâb kurallarının büyük bir bölümünün
böyle evrensel ahlâk ilkeleri kabilinden ele alınabileceğini söylemek mümkündür. Bu bağlamda makalede öncelikle sohbet ve uhuvvet kavramları üzerinde
durulacak, ardından tasavvuf klasiklerinden tespit edeceğimiz temel ilkeler
gruplandırılarak yine bizim vereceğimiz başlıklar altında ele alınacaktır.
a. Sohbet ve Uhuvvet Kavramları
Tasavvufta sohbet ( )الصحبةkavramı, Türkçe’de kullanılan sohbet kelimesinden daha geniş bir anlam alanına sahiptir. Nitekim sohbet, sözlükte,
“kısa bir süre de olsa birlikte olmak, çokça mülâzemet etmek, arkadaşlık, hasbihal, dostluk, söyleşi ve bedenle ya da gönülle uzun süre beraberlik hali” gibi
anlamlara gelmektedir. 4 Tasavvufta ise şeyh yahut büyük âlimler ile birlikte
olup onlardan mânevî anlamda feyizlenmek, onların ilimlerinden ve edeblerinden istifade etmek mânâsına gelebildiği gibi kelime anlamından hareketle
çeşitli seviyelerdeki insanlarla yapılan arkadaşlık anlamına da gelmektedir.5
Nitekim sohbet kavramı tasavvufta çeşitli taksimlerle ele alınmaktadır. Söz
gelimi Kuşeyrî, sohbetin üç şeklinden bahsetmektedir. Bunlardan ilki kişinin
kendinden üstün olanlarla sohbetidir. Bu, özelde müridin mürşidi ile olan tasavvufî eğitime dayalı birlikteliğidir. Bunun dışında kişinin kendisinden yaşça
büyük kimselerle yaptığı sohbet de bu kapsama girmektedir. Kuşeyrî, bunun
esas itibariyle hizmet mahiyetinde olduğunu belirtmektedir. İkincisi kendinden
aşağı olan kimselerle yapılan sohbettir. Bu da şefkat (...truncated)