Osmanlı Milleti Oluşturma Projesi ve Türkleşme Teşebbüsleri
mevzu
sosyal bilimler dergisi | journal of social sciences
mevzu, Nisan/April 2019, s.1:55-69
Osmanlı Milleti Oluşturma
Projesi ve Türkleşme Teşebbüsleri
The Project of the Creation of an Ottoman Nation and Attempts at Turkification
Mikail UĞUŞ
Dr. Öğrencisi, İstanbul Üniversitesi, Gazetecilik
Phd. Student, İstanbul University, journalism
İstanbul / TURKEY
ORCID ID: orcid.org/0000-0001-7250-3369
Makale Bilgisi | Article Information
Makale Türü / Article Type: Araştırma Makalesi / Research Article
Geliş Tarihi / Date Received: 30 Ocak / Junuary 2019
Kabul Tarihi / Date Accepted: 19 Nisan / April 2019
Yayın Tarihi / Date Published: 30 Nisan / April 2019
Yayın Sezonu / Pub Date Season: Nisan / April
Atıf / Citation: UĞUŞ, Mikail. (2019). Osmanlı Milleti Oluşturma
Projesi ve Türkleşme Teşebbüsleri. Mevzu: Sosyal Bilimler Dergisi, 1 (Nisan 2019): 55-69.
İntihal: Bu makale, ienticate yazılımınca taranmıştır. İntihal tespit edilmemiştir.
Plagiarism: is article has been scanned by ienticate. No plagiarism detected.
web: http://dergipark.gov.tr/mevzu | mailto:
Copyright © Published by Mevzu Toplum Derneği - Metod /
Mevzu Community Association, İstanbul, Turkey.
Bütün hakları saklıdır. / All right reserved.
CC BY-NC-ND 4.0
Osmanlı Milleti Oluşturma Projesi ve Türkleşme Teşebbüsleri
Öz
19. Yüzyılın Osmanlı Tarihinde en hareketli ve çalkantılı olduğu yıllarda
Osmanlı Milletlerinin farklı arayışlar içerisinde bulunması ile gün yüzüne
çıkan problemlere Osmanlı müslim tebaasının geliştirdiği Osmanlıcılık,
Adem-i Merkeziyetçilik sonrasında Türleşmeye evrilen bir takım gelimeler
üzerinde durmaktadır. Bu makale II. Abdülhamid Dönemi Kayı boyu mezarlarının/türbelerinin tadilat edilerek yeniden açılması, birkaç soylu aileye hediyeler verilmesi gibi örnekler üzerinden kamusal alanda temsil gücünü gösteren basın araçlarındaki sunumlarını sorguluyor.
Anahtar Kelimeler: II. Abdülhamid, Osmanlı Milleti, Basın, Türkleşme.
Abstract
One of the most controversial periods of the Ottoman History, II. Abdulhamid period political life has certain prohibitions, as well as certain innovations. In the history of the 19th-century Ottoman state, the administrative
mechanism having penetrated to the society has new demands from its subjects, waiting for more initiative. Now, as opposed to passive subjection, there
is an emphasis on citizenship with more active participation and responsibilities, for the Ottoman Nation. In this study, we aim to investigate the characteristics of early innovations in the Ottoman press with respect to the political
and social circumstances of II. Abdulhamid period.
Keywords: II. Abdülhamid, Ottoman Nation, Press, Turkishization.
Giriş
Devlet örgütlenişinin şeklinin belirlenmesinde önemli etkenlerden olan,
hiç kuşkusuz toplumların içinde bulundukları yapısal özellikleridir. Söz konusu ettiğimiz imparatorluk örgütlenmeleri ise farklı dinsel ve etnik topluluk
birliklerinin siyasi olarak görünümleridir. Bu bakış açısıyla Osmanlı toplum
yapısı, geçmiş devlet ve dini tecrübelerin birikiminden de faydalanarak kendi
toplumsal yapısının çeşitliliği ile yönetim şeklini-anlayışını büyük oranda
belirlemiştir.
Osmanlı Toplum yapısı, İslam geleneği ve pratik uygulamaların neticesinde düzene konmuştu. Bu İslam geleneği dediğimiz, Müslimlerle gayri-
Mevzu, sy. 1 (Nisan 2019) | Mikail UĞUŞ
müslimler arındaki ilişkiyi düzenleyen fıkhi görüş uyarısınca insanları milletler biçiminde sınıflamaya tabi tutmaktaydı. Milletler olarak belli başlı sayılabilecek olanlar başta Müslüman milleti, Ermeni milleti, Ortodoks milleti ve Yahudi milleti idi. Bütün bu millet birlikleri kültürlerini rahat biçimde geliştirebilen yarı özerk topluluklardı. Bu milletlerin yönetimini sağlayan hiyerarşi,
sadece dinsel problemlerle değil şahsın kişisel statüsünü de düzenlemekle
görevliydi. Her bir milletin yöneticileri olan patrik, haham gibi önderler, devlete karşı kendi milletleri hakkında sorumluluk duyuyorlardı. Fatih’in İstanbul’u fethinin hemen akabinde Ortodoks Kilisesinin ruhani lideri ile Ermeni
Patriğini çağırarak kendilerine berat vermesi ile süren bu yönetim anlayışı
yüzyıllarca devam etmiştir.
Türklerin Müslüman milleti içerisinde önemli bir yeri olmayıp Arnavut,
Kürt, Arap gibi unsurların birleşiminden müteşekkil bir hakim milleti temsil
etmekteydiler. Milleti hakime olan Müslüman unsurun diğer milletlerden
ayrışan özellikleri olmakla birlikte bir takım ayrıcalıkları da vardı. Toplum
bazında Müslüman mahallelerinin diğer mahallelerden ayrışmasına, karışık
olmamasına özen gösterilmiş olup bunun ihlal edilmemesi temin edilmiştir.
Türk kelimesi, genel Osmanlı tarihi boyunca bayağı görülerek, kabasaba anlamlarına denk, Bernard Lewis gibi uzman tarihçiye göre özellikle
cahil köylüler kastedilerek kullanılmıştır (Lewis, 1988: 1). Selim Deringil, bunun aksine, Osmanlı Devleti’nin “Altın Çağı” olarak bilinen dönemde (16. Ve
17. yüzyıllarda) dahi yönetici elitin Orta Asya’ya uzanan köklerinden haberdar olduklarını ve bundan fevkalade gurur duyduklarını belirtir Deringil,
2013: 94).
Şehirlerde yaşayan diğer milletlerden olan unsur, Müslümanların belli
simgelerini kullanamıyordu; yeşil renk elbise giyememe, at üstünde gezememe, evlerini beyaza boyayamama gibi… Bütün bunlar Müslüman milletine
has görsel simgeler olup toplum içinde riayet edilmesi gerekenler arasındaydı.
Osmanlı Devlet düzeni, savaş meydanlarında kazanılan başarılarganimetler, gerek devlet giderlerinde gerekse de yapılan abidevi yapıların
harcamalarında kullanılmaktaydı. Önemli zaferlerin gölgesinde gerçekleşen
Osmanlı Milleti Oluşturma Projesi ve Türkleşme Teşebbüsleri
tüm bunlar, devletin savaş alanında aldığı yenilgilerle sekteye uğramış, yavaş
yavaş içte huzursuzluklar çıkmaya başlamıştır.
Savaş meydanlarında alınan yenilgi sonrası sorulan soru, kadim dönem
dediğimiz eski ihtişamlı günlere “Klasik Çağ/Altın Çağ’a” nasıl dönülebileceği idi. Kaleme alınan risaleler de bunun üzerinde durulurdu. (Koçi Bey, Katip Çelebi, Hazerfen Hüseyin gibi)
1.
Tanzimat Dönemi
Nazm kökünden gelen Tanzimat, nizam verme anlamına gelmekte olan
tanzim fiilinin çoğul halidir. Askeri anlamda sıkça duymaya alışık olduğumuz nizam verme/düzene sokma artık siyasi bir anlam kazanarak padişah ile
tebaa arasındaki bağı kapsar olmuştur. Hi şüphesiz modern Türkiye’nin oluşumunda da büyük katkıları olan ve 1839 da Mustafa Reşid Paşa’nın Padişahın da onayını alarak yayımladığı Tanzimat Fermanı’nın büyük devletlerin
etkisi sonucu mu yoksa fikirsel anlamda batılı düşünürlerin etkisi ile mi
(Mardin, 2011: 145-165), yahut da Belçika Anayasasından uyarlanıp uyarlanmadığı (Ortaylı, 2011: 460) tartışmasını bir kenara bırakıp sonuçları olarak
şunları sayabiliriz;
a)hükümdar yayımladığı bu senet ile kendi iradesinin sınırlanmasını kabul ediyor, b) can, mal, namus korunurluğunu (sözcüğü biraz zorlayarak “özgürlüğünü”
diyelim) iradesinin dışında, kanunların yargısına bırakıyor, c) hükümet yönetiminin
kendi iradesine göre değil mevadd-ı esâsîyye (temel ilkeler) olarak nitelendiri (...truncated)