CELÂLEDDÎN ED-DEVVÂNÎ’NİN ŞİÎ OLDUĞUNA YÖNELİK İDDİALAR ÜZERİNE
e-Şarkiyat İlmi Araştırmalar Dergisi/Journal of Oriental Scientific Research (JOSR)
ISSN:1308-9633
Nisan-2018 Cilt:10 Sayı:1 (19)/April-2018 Volume:10 Issue:1 (19) Sayfa:325-351
CELÂLEDDÎN ED-DEVVÂNÎ’NİN Şİ‘Î OLDUĞUNA YÖNELİK
İDDİALAR ÜZERİNE
Mustafa AKMAN
Öz
Karakoyunlu ve Akkoyunlu dönemlerinde yetişip önemli görevler üstlenen
Celâleddîn ed-Devvânî, yaşadığı yüzyılın büyük âlimlerinden biridir. XV. yy.
İslâm felsefî geleneğini, kendinden sonraki nesillere aktarmada önemli bir
mütefekkir olan Devvânî ile ilgili ele alınması gereken önemli konulardan biri,
onun mezhebî yönüdür. Zira bilindiği üzere, bir bilginin mensup olduğu mezhep
onun hayatını ve fikirlerini de etkileyebilecek bir özelliğe sahiptir. Buna ek olarak
bazı İranlı yazarların bu konu üzerinde özellikle durmaları ve ilgili Farsça
literatürün önemli bir kısmında onun Sünnî iken sonradan mezhep değiştirerek
Şi‘î olduğuna dair iddiaların bulunması da düşünürümüzün mezhebini önemli
kılmaktadır. Onun gizli bir Şi‘î olduğunu ilk kez Kadı Nûrullah el-Mar‘aşî
Mecâlis el-Mü’minîn isimli eserinde iddia etmiştir. Konunun bu yönüne binaen
yazarımızın gerek Sünnî, gerekse Şi‘î olduğuna dair ileri sürülen önemli
argümanları burada tartışmaya çalışacağız. Bu amaçla önce kaynaklara ve
yazarımızın kendi eserlerine göre meselenin hangi merkezde tartışıldığına kısaca
göz atacak, daha sonra da Şi‘î olduğunun delili kabul edilen misalleri tartışmaya
açacak ve böylelikle Sünnî bir eğitimden geçen Devvânî’nin, fıkhî yönden Şâfi‘î,
i‘tikâdî açıdan ise Eş‘arî kelâmcısı olduğunu, hayatında herhangi bir mezhep
değiştirmenin meydana gelmediğini ortaya koyacağız.
Anahtar Kelimeler: Devvânî, Mar‘aşî, Mecâlis, Ehl-i Sünnet, Şi‘a, Ali Devânî.
ON THE ASSERTION OF JALĀL AL-DĪN AL-DAWWĀNĪ BEING
SHİ‘İTE
Abstract
Celâleddîn ed-Dawwānī, who grew up and took important duties during
Karakoyunlu and Akkoyunlu periods, is one of the great scholars of the century he
lived. One of the important issue that must be dealt with about ed-Devvani, an
important thinker in bringing the 18th century Islamic philosophical tradition to
his later generations, is his sectarian direction. As it is known, the sect in which a
knowledge belongs has a characteristic that can affect his life and his ideas. In
addition, both some Iranian writers especially point to this issue, and in a
considerable part of the relevant Persian literature there are allegations that at first
he was Sunni, thereafter he changed his sect and became Shi'i. The first time Kady
Nurullah al-Mar'ashî alleged that he was a secret Shi in the work of Mecâlis alMu'minin. We will try to argue here the important arguments put forward that our
writer is Sunni, and Shi'i. For this purpose, we will first briefly look at which
Makale gönderim tarihi: 21.01.2018, kabul tarihi: 06.03.2018
Doi: 10.26791/sarkiat.381995
Dr. Öğrt. Üyesi, Kırklareli Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Kelam bölümü öğretim üyesi. e-posta:
.
325
Mustafa AKMAN
center his position is according to the sources and the own writings of our writer,
and then we will open to discuss the examples considered to be the proof of his
being Shi'i, and thus we will reveal that Dawwānī, which is based on Sunni
education, is Shafi'i from the aspect of fiqh, Ash’ari theologian in terms of faith
and also no sectarian change in his life.
Keywords: Dawwānī, Mar‘ashî, Mecâlis, Ahl al-Sunnah, Shi‘a, Ali Devânî.
Giriş
Karakoyunlu ve Akkoyunlu dönemlerinde yetişip önemli görevler üstlenen
Celâleddîn ed-Devvânî (v. 908/1502), yaşadığı yüzyılın büyük âlimlerinden
biridir. XV. yy. İslâm felsefî geleneğini, kendinden sonraki nesillere aktarmada
önemli bir mütefekkir olan Devvânî, Şihâbuddin es-Sühreverdî el-Maktûl’ün (v.
587/1191) işrâk, Muhyiddin b. el-Arabî’nin (v. 638/1240) vahdet-i vücûd ve
Nâsiruddîn et-Tûsî’nin (v. 672/1273) ahlâk felsefesinden istifade etmiş; şerh ve
te'lifleriyle bu düşünceleri paylaşmıştır. Eserlerinin vefatından önce başta Osmanlı
toprakları olmak üzere İslâm dünyasının birçok yerinde tanınması, henüz hayatta
iken şöhretinin yayıldığını göstermektedir. Bu şöhreti sebebiyle pek çok talebe
kendisinden ilim tahsili için Şirâz'a gelmiş ve bu öğrenciler vasıtasıyla günümüze
kadar devam eden geniş bir "Devvânî Ekolü" oluşmuştur.
Eş‘arî kelâmcılarından Adudüddin el-Îcî’nin el-Akâidu’l-Adudîyye’sine Devvânî
tarafından yapılan şerh, Osmanlı medreselerinde sürekli okutulmuş ve Kânûnî
Süleyman (v. 974/1566) sonrası Osmanlı medreselerinin yeni geleneği olmaya
başlamıştır. Bu eser, üzerine yapılan çalışmalardan da anlaşılacağı üzere XVI.
yüzyıl sonrası Osmanlı medreselerinde önemli bir kelâm ders kitabı olacak, daha
sonra yazılan kelâm kitaplarına kaynaklık edecek ve oldukça rağbet görecektir.
Mamafih Kadı Nûrullah el-Mar‘aşî eş-Şüşterî (v. 1019/1610), onun esasen gizli
bir Şi‘î olduğunu ve onun Akâidu’l-Adudîyye Şerhi’ni Cerûn'daki mevki sahibi bir
Ehl-i Sünnet büyüğünün isteği üzerine kaleme aldığını ve bundan dolayı yazarın
bu eserdeki görüşlerinin kendisinin gerçek düşünceleri olmayıp takiyye mahsulü
olduğunu iddia etmiştir. Sonraki dönem İranlı yazarlar bu konu üzerinde özellikle
durmuş ve ilgili Farsça literatürün önemli bir kısmında onun Sünnî iken sonra
mezhep değiştirerek Şi‘î olduğuna dair iddialarda bulunmuşlardır.
Mar‘aşî'nin bu iddiasının aksine Devvânî’nin hayatında ve ondan yaklaşık yüz
sene sonraya kadar yazılmış kaynaklarda bu konuda herhangi bir tartışma söz
konusu değildir. Bu hususu ilk defa ele alıp geniş bir şekilde çeşitli iddialar ileri
sürerek Devvânî’nin mezhep değiştirdiğini ve ima yoluyla da olsa, hayatı boyunca
Şi‘î olduğunu ama takiyye yaparak Sünnî göründüğünü iddia eden ilk kaynak,
ondan yaklaşık bir asır sonra yazılmış olan Mecâlis'tir.
Mar‘aşî bu iddiayı ileri sürerken konuyu temellendirmek için herhangi bir
kaynağa dayanmadığından bu görüşün, tamamen kendi indî yorumu olduğu ortaya
çıkmaktadır. Dolayısıyla Devvânî’nin takiyye yapan gizli bir Şi‘î olduğunu kabul
etmek mümkün değildir.
1. DEVVÂNÎ’NİN Şİ‘Î OLDUĞU İDDİASINI İLK DEFA ORTAYA ATAN
KADI NÛRULLAH EL-MAR‘AŞÎ EŞ-ŞÜŞTERÎ
Devvânî’nin vefatının üzerinden yaklaşık yüzyıl geçtikten sonra onun esasen Şi‘î
mezhebine mensup bir alim olduğu ve şartların dayatması sebebiyle onun
326
Celâleddîn Ed-Devvânî’nin Şi‘i Olduğuna Yönelik İddialar Üzerine
kendisini Sünnî ekole mensup bir şahsiyet olarak sunduğu iddiasında
bulunulmuştur. Tespit edilebildiği kadarıyla bu iddiayı ilk olarak Kadı Nûrullah
el-Mar‘aşî eş-Şüşterî’nin (et-Tüsterî) (956-1019/1549-1610) ortaya attığı
görülmektedir.
Sultân Yakub’un (v. 896/1490), Devvânî’ye iltifât edip Şirâz’dan Tebriz'e
getirterek Fars Eyâlet Kadılığını verdiğini1 belirten Seyyid Ziyauddin Nûrullah b.
Şerefiddîn el-Mar‘aşî eş-Şüşterî’nin kendisi, Hindistan'da kendisini Sünnî
göstererek kadılığa kadar yükselmiş ve lakin gizli bir Şi‘îlik faaliyeti içerisinde
bulunmuş; Sultân Cihangir (v. 1037/1627) devrinde durumu anlaşılınca da bu
sebepten idam edilmiştir. Şüşterî’nin konuya dair eseri Kitab-ı Müstetab-ı
Mecâlis’il-Mü’minî (...truncated)