Hayzürân’ın Halife Hâdî ile İktidar Mücadelesi
486
Tarih ve Gelecek Dergisi, Haziran 2020, Cilt 6, Sayı 2
Journal of History and Future, June 2020, Volume 6, Issue 2
https://dergipark.org.tr/tr/pub/jhf
Tarih&Gelecek
History&Future
Dr. Öğr. Üyesi
Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi
İlahiyat Fakültesi
İslam tarihi ve Sanatları Anabilim Dalı
Dergisi
Haci Ataş
Journal of
ORCID: https://orcid.org/0000-0001-9276-2966
Screened by
e-ISSN 2458-7672
Eser Geçmişi / Article Past:
Araştırma Makalesi
Başvuruda bulundu.
Kabul edildi.
30/05/2020
15/06/2020
Applied
Accepted
DOI: http://dx.doi.org/10.21551/jhf.745535
Research Paper
Orjinal Makale / Orginal Paper
Hayzürân’ın Halife Hâdî ile İktidar Mücadelesi
The Struggle for Power of Khayzurān with the Caliph Hādī
Öz
Hayzürân’ın (öl. 173/789) geçmişi hakkındaki bilgiler oldukça yetersiz ve
müphemdir. Mehdî (öl. 169/785) döneminde Bağdat’taki Abbâsî sarayına bir cariye olarak
gelmiştir. Zekâsı ve baskın karakterinin yardımıyla kısa sürede Halife Mehdî’nin dikkatini
çekmiş ve onun karısı olmayı başarmıştır. Halifenin karısı olduktan sonra da kendisine
gösterilen müsamaha ve yüksek özgüveni sayesinde devlet yönetimine katılmaya başladı.
Bir süre sonra da o zamana kadar hiçbir halife eşine nasip olmayan kudret ve itibara
ulaştı. Mehdî’nin vefatından sonra halife olan büyük oğlu Mûsa el-Hâdî (öl. 170/786)
zamanında da Hayzürân aynı otoriteyi ve gücü kullanmaya çalıştı. Ancak, babası ile zıt
karaktere sahip olan Hâdî, annesinin devlet yönetimine müdahale etmesinden rahatsız
oldu. Bu nedenle anne-oğul arasında ilk zamanlarda sözlü, sonraki zamanlarda ise
düşmanca bir mücadele yaşandı. Bu çetin mücadeleyi Hayzürân kazandı ve kaynakların
çoğunun aktarımına göre onu boğdurtarak öldürdü. Hâdî’nin ölümünden sonra da diğer
oğlu Hârûn Reşîd’i (öl. 193/809) iktidara taşıdı. Hayzürân, yaklaşık üç yıl süren Hârûn
Reşîd dönemindeki muktedir hayattan sonra 173/789 yılında Bağdat’da vefat etti. Onun
sıra dışı kişiliği ve Abbâsî sarayına geldikten sonraki icraatları dikkate değer görüldü.
Hayzürân’ın, Abbâsî iktidarında söz sahibi olan ilk kadın olması bile kanaatimizce onu
araştırma konusu yapmak için geçerli bir sebeptir. Bu çalışmanın asıl gayesi Hayzürân
ile oğlu Hâdî arasındaki siyasî mücadele ve bu mücadelenin dramatik sonucuna duyulan
ilgidir.
Anahtar Kelimeler: İslâm Tarihi, Abbâsîler, Mehdî, Hayzürân, Hâdî.
ATIF: ATAŞ Haci, “Hayzürân’ın Halife Hâdî ile İktidar Mücadelesi”, Tarih ve Gelecek Dergisi, 6/2 (Haziran
2020), s. (486-502)
CITE: ATAŞ Haci, “The Struggle for Power of Khayzurān with the Caliph Hādī”, Journal of History and
Future, 6/2 (June 2020), pp. (486-502)
https://dergipark.org.tr/tr/pub/jhf
Tarih ve Gelecek Dergisi, Haziran 2020, Cilt 6, Sayı 2
Journal of History and Future, June 2020, Volume 6, Issue 2
487
Abstract
Information about Khayzurān’s (d. 173/789) past is quite insufficient and closed.
She came to the Abbāsī palace in Baghdad as a concubine during the time of Mahdī (d.
169/785). With the help of her intelligence and dominant character she quickly caught the
attention of the caliph Mahdī and managed to become his wife. After being the wife of the
caliph she started to join the state administration thanks to his tolerance and her high selfconfidence. After a while she reached the power and reputation that had not been granted
to any caliph wife until then. Khayzurān tried to use the same authority and power in the
time of her eldest son, Hādī (d. 170/786), after Mahdī’s death. However Hādī, who had the
opposite character with his father, was disturbed by his mother’s intervention in the state
administration. For this reason there was a verbal struggle between the mother and son in
the first times and an unfriendly struggle in the later times. Khayzurān won this tough fight
and killed him by strangling according to the transfer of most sources. After Hādī’s death
she brought her other son Hārūn al-Ras̲ h̲īd (d. 193/809) to power. Khayzurān passed away
in Baghdad in 173/789 after her ruling life in Hārūn al-Ras̲ h̲īd which lasted about three
years. Her extraordinary personality and her actions after coming to the Abbasid palace
were considered remarkable. Even the fact that Khayzurān was the first woman to rule
over Abbāsī’s power is a valid reason to make her a research subject. Another aim of this
study is the political struggle between Khayzurān and his son Hādī and the interest in the
dramatic outcome of this struggle.
Keywords: Islamic History, Abbasids, Mahdī, Khayzurān, Hādī.
Giriş
M
üslümanların Medine’ye hicret etmesi ile birlikte devletleşme
süreci de başlamış oldu. Hz. Peygamber bu anlamda yeni devletin
ilk başkanı (halifesi), komutanı ve kadısıydı. Devlet başkanı olarak
onun en belirgin özelliği yönetim işlerini ashabıyla istişare halinde
yürütmesidir. Vahiyle desteklenmesine rağmen Resûlullah (s.a.v.),
istişare mekanizmasını hiçbir zaman terk etmemiştir. Hz. Peygamber ve ashabının üstesinden
gelemediği hususlarda ise vahiy devreye girerek onlara yol göstermiştir. Medine’ye hicret
ettikten sonra birçok kadınla evlenen Hz. Peygamber’in, bazı hususlarda onlarla istişare
ettiği bilinmektedir. Özellikle kadınların özel durumları ve aile hayatı hakkında onların
görüşlerine önem verdiğini biliyoruz. Bunların dışında Resûlullah (s.a.v.), tabiri caizse,
bunaldığı zamanlarda da eşlerinden bazılarının fikirlerine ihtiyaç duymuştur. Meselâ,
Hudeybiye barış görüşmeleri sonuçlandıktan sonra Hz. Peygamber, ashabından saçlarını
tıraş etmelerini, kurbanlarını kesmelerini istemiş ancak ashap yaşadıkları hayal kırıklığının
etkisiyle Hz. Peygamber’in emrini yerine getirmede isteksiz davranmıştır. Bunun üzerine
çok sinirlenen Resûlullah (s.a.v.) çadırına girmiş, çadırda kendisi ile birlikte Hudeybiye’ye
gelen eşlerinden Ümmü Seleme’ye durumu anlatmış ve onun bu husustaki fikrini almak
istemiştir. O da: “Ey Allah’ın Resûlü! Sen onlara bir şey söylemeden kalkıp tıraşını olur
488
Tarih ve Gelecek Dergisi, Haziran 2020, Cilt 6, Sayı 2
Journal of History and Future, June 2020, Volume 6, Issue 2
https://dergipark.org.tr/tr/pub/jhf
ve kurbanını kesersen onların da senin arkandan aynısını yapacağını umuyorum” demiştir.
Durum, aynen Ümmü Seleme’nin dediği gibi olmuş ve ashap birbirleri ile yarışırcasına
Hz. Peygamber’den sonra tıraşlarını olmuşlar, kurbanlarını kesmişlerdi.1 Hudeybiye’de
yaşanan bu olayda Hz. Peygamber’in yeri geldiğinde eşlerini de istişareye dâhil etmekten
geri durmadığını görüyoruz. Ancak Resûlullah’ın (s.a.v.), yönetimle alakalı bir mevzuda
eşlerine danıştığına veya onların bu husustaki görüşlerini uyguladığına dair bir rivayete
rastlanmamıştır. Meselâ, ordu komutanlarını tayinde; savaş, barış kararı gibi devlet
yönetimiyle alakalı hususlarda eşlerinin görüşlerine başvurduğunu veya onların bu
konuda görüş belirttiğine dair bir rivayet kaynaklarda görülmemiştir. Anlaşılan Resûlullah
(s.a.v.), yönetimle ilgili konularda eşlerini veya başka kadınları karar mekanizmasına dâhil
etmemiştir.
Dört halife döneminde devletleşme konusunda önemli ge (...truncated)