Osmanlı Devleti’nde Manastırbend Cezasının Tatbikinde Surp Nişan Ve Anna Manastırları Örnekleri

Tarih ve Gelecek Dergisi, Jun 2020

The Christian rayah, who peacefully lived together with Muslim subjects in the Ottoman Empire for centuries, were organized within a structure called the Ottoman Millet (Nation) system managed by the patriarchs. Non-Muslim subjects of the Ottoman Empire had to follow their own spiritual leaders and obey the rules of their own millet in many legal areas including marriage, divorce, alimony, custody, wills, deceased estates, powers of attorney, and the establishment of foundations in non-Muslim subjects in the Ottoman Empire. The patriarchs, the highest ranking religious leaders among the clergy, could punish those from their own millet if they perpetrated a crime, however, the punishment could only be administered after approval by the padishah. Monastic confinement was one mode of punishment. This penalty was a kind of banishment and would sometimes include imprisonment in a tower. Built in Sivas in the 11th Century, the Monastery of Sourb Nshan was an important religious building which played host to the Sivas archbishopric of the Armenian Patriarch for hundreds of years. The Armenian Patriarch used this central building, along with the Anna Monastery of Tokat, for the monastic confinement of offenders from among the clergy. Based on documentary evidence, this study focuses on these two monasteries to shed light on monastic confinement, which was a kind of religious banishment in the Ottoman’s outer “taşra” regions, and attempts to explore the religious and social diversity witnessed in the Sivas Eyalet which was home to a significant Armenian population in the 19th Century. Keywords: Ottoman Empire, Non-Muslims, Monastic Confinement, Sourb Nshan Monastery of Sivas, Anna Monastery of Tokat.

Article PDF cannot be displayed. You can download it here:

https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1160631

Osmanlı Devleti’nde Manastırbend Cezasının Tatbikinde Surp Nişan Ve Anna Manastırları Örnekleri

410 Tarih ve Gelecek Dergisi, Haziran 2020, Cilt 6, Sayı 2 Journal of History and Future, June 2020, Volume 6, Issue 2 https://dergipark.org.tr/tr/pub/jhf Tarih&Gelecek History&Future Dr. Öğretim Üyesi Ardahan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslâm Tarihi Anabilim Dalı, Dergisi Erdoğan POLAT Journal of ORCID: https://orcid.org/0000-0003-3088-337X Screened by e-ISSN 2458-7672 Eser Geçmişi / Article Past: Araştırma Makalesi Başvuruda bulundu. Kabul edildi. 20/05/2020 09/06/2020 Applied Accepted DOI: http://dx.doi.org/10.21551/jhf.740278 Research Paper Orjinal Makale / Orginal Paper Osmanlı Devleti’nde Manastırbend Cezasının Tatbikinde Surp Nişan ve Anna Manastırları Örnekleri Monastic Confinement in the Ottoman Empire with a Focus On the Sourb Nshan and Anna Monasteries Öz Osmanlı Devleti’nde Müslüman unsurlarla asırlarca uyumlu bir şekilde yaşayan Hıristiyan reaya, Millet Sistemi denilen ve başında patriklerin bulunduğu bir yapı içerisinde teşkilatlanmışlardı. Osmanlı’da gayrimüslim tebaa evlenme, boşanma, nafaka, velayet, vasiyet, miras, vekâlet, vakıf kurma gibi birçok hukuki konuda kendi milletlerinin kurallarına ve ruhani liderlerine tabi idiler. Ruhban sınıfının başı olan patriklerin kendi milletinden suç işleyenlere padişahın onayından sonra tatbik ettikleri bazı cezalar söz konusuydu. Sürgünün bir çeşidi olan ve kimi zaman kuleye kapatılmayı da kapsayan manastırbend edilme de bunlardan biriydi. 11. yüzyılda Sivas’ta inşa edilmiş olan Surp Nişan Manastırı, Ermeni patrikliğinin Sivas Başpiskoposluğu’na yüzlerce yıl ev sahipliği yapmış olan önemli bir dini yapıydı. Ermeni patriği bu merkezi yapıyı ruhban sınıfından olan kimi suçluyu manastırbend etmek için kullandığı gibi bölgedeki Tokat Anna Manastırı’nı da bu amaçla kullanmıştır. Bu çalışmada, sürgünün dinî bir çeşidi olan manastırbend cezası Osmanlı taşrasında incelenirken ilgili iki manastır merkeze alınmıştır. 19. yüzyılda önemli bir Ermeni nüfusunu barındıran Sivas Eyaleti’ndeki bu dinî ve içtimaî yapıların bu çeşit işlevleri belgeler yardımıyla gösterilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimler: Osmanlı Devleti, Gayrimüslimler, Manastırbend, Sivas Surp Nişan Manastırı, Tokat Anna Manastırı. * Osmanlı Devleti’nde Sürgün Siyasetinin Eyâlet-i Rûm’daki Yansımaları (XIX. Yüzyıl) başlıklı doktora tezinden türetilmiştir. ATIF: POLAT Erdoğan, “Osmanlı Devleti’nde Manastırbend Cezasının Tatbikinde Surp Nişan ve Anna Manastırları Örnekleri”, Tarih ve Gelecek Dergisi, 6/2 (Haziran 2020), s. (410-422) CITE: POLAT Erdoğan, “Monastic Confinement in the Ottoman Empire with a Focus On the Sourb Nshan and Anna Monasteries”, Journal of History and Future, 6/2 (June 2020), pp. (410-422) https://dergipark.org.tr/tr/pub/jhf Tarih ve Gelecek Dergisi, Haziran 2020, Cilt 6, Sayı 2 Journal of History and Future, June 2020, Volume 6, Issue 2 411 Abstract The Christian rayah, who peacefully lived together with Muslim subjects in the Ottoman Empire for centuries, were organized within a structure called the Ottoman Millet (Nation) system managed by the patriarchs. Non-Muslim subjects of the Ottoman Empire had to follow their own spiritual leaders and obey the rules of their own millet in many legal areas including marriage, divorce, alimony, custody, wills, deceased estates, powers of attorney, and the establishment of foundations in non-Muslim subjects in the Ottoman Empire. The patriarchs, the highest ranking religious leaders among the clergy, could punish those from their own millet if they perpetrated a crime, however, the punishment could only be administered after approval by the padishah. Monastic confinement was one mode of punishment. This penalty was a kind of banishment and would sometimes include imprisonment in a tower. Built in Sivas in the 11th Century, the Monastery of Sourb Nshan was an important religious building which played host to the Sivas archbishopric of the Armenian Patriarch for hundreds of years. The Armenian Patriarch used this central building, along with the Anna Monastery of Tokat, for the monastic confinement of offenders from among the clergy. Based on documentary evidence, this study focuses on these two monasteries to shed light on monastic confinement, which was a kind of religious banishment in the Ottoman’s outer “taşra” regions, and attempts to explore the religious and social diversity witnessed in the Sivas Eyalet which was home to a significant Armenian population in the 19th Century. Keywords: Ottoman Empire, Non-Muslims, Monastic Confinement, Sourb Nshan Monastery of Sivas, Anna Monastery of Tokat. A Giriş ğır bir cezalandırma şekli olan sürgün Osmanlı Devleti’nde rüşvet, sahtekârlık, zina, fuhuş, iftira, yalancı şahitlik, hırsızlık, tehdit, küfür, emre itaatsizlik, kız kaçırma ve birçok adi suçları işleyenlere tatbik edilmekteydi. Osmanlı’nın son dönemlerinde ise bilhassa siyasi suçlar için bu cezanın sıkça verildiği görülür.1Sürgün, bir çeşit zorunlu ikamet cezasıdır. Sürgün yeri; suçun niteliğine, suçlunun devlet hizmetindeki mevkiine veya statüsüne göre değişebilirdi. Suçluların firarını engellemek ve onları zabt ü rapt altında tutabilmek için sürgün mahalli olarak çoğunlukla adalar veya sahil kaleleri tercih edilmiştir. Bozcaada, Midilli, Sakız, Girit, Rodos ve Kıbrıs gibi Akdeniz adalarının yanında Trabzon, Sinop gibi bazı sahil şehirlerinden de menfa olarak faydalanılmıştır. Ağır suçlular ise merkeze hayli uzak Kuzey Afrika ve Arap coğrafyasının muhtelif yerleşim yerlerine sürgün edilmiştir. Buna mukabil suçu nispeten daha hafif olan sadrazam gibi yöneticiler ile ilmiye sınıfı mensupları Malkara, Dimetoka gibi İstanbul’a civar yerler ile Bursa, İzmir, Kütahya gibi merkeze yakın ve gelişmiş Anadolu şehirlerine nefyedilmişlerdir. Sürgün cezası bazen tek başına, umumiyetle de başka bir cezayla birlikte uygulanmıştır. Cezaya çarptırılan şahıs bir kamu görevlisi ise mutlaka azledilmekte, mansıp ve unvanları geri alınmakta, suçun 1 Kemal Daşcıoğlu, Osmanlı Devleti’nin Sürgün Siyaseti (XVIII. Yüzyıl), Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Isparta 2004 (Yayımlanmamış Doktora Tezi). s.167-168. 412 Tarih ve Gelecek Dergisi, Haziran 2020, Cilt 6, Sayı 2 Journal of History and Future, June 2020, Volume 6, Issue 2 https://dergipark.org.tr/tr/pub/jhf büyüklüğüne göre malları kısmen veya tamamen müsadere edilmekteydi.2 Sürgün genel anlamda ağır bir ceza kabul edilmekle birlikte Osmanlı Devleti’nde uygulanmakta olan idam, kürek ve hapis cezaları ile mukayese edildiğinde daha hafif bir ceza olarak görülmüştür.3Sürgün cezası eski hukuk literatürümüzde“nefy” ya da “nefy ü tağrîb” gibi kelimelerle ifade edilmiştir.4Osmanlı Devleti’nde sürgün kelimesi yerine kalebend, ikamete memur-ikamete mecbur, nefy, inhâ, iclâ, teb’id, mütebâidin, nefy ü irsâl, sarf ü tahvîl, menfî gibi kelimeler de tercih edilmiştir. Sürgün gidilen yerler için ise menfa kelimesi kullanılmıştır. Sürgüne gönderilen kişiye menfi denilirken bu kelimelerin tam tersi af ve salıverilmelerde (...truncated)


This is a preview of a remote PDF: https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1160631
Article home page: https://dergipark.org.tr/en/pub/jhf/issue/55051/740278

Erdoğan POLAT. Osmanlı Devleti’nde Manastırbend Cezasının Tatbikinde Surp Nişan Ve Anna Manastırları Örnekleri, Tarih ve Gelecek Dergisi, 2020, pp. 410-422, Volume 6, Issue 2, DOI: 10.21551/jhf.740278