COVID-19’DA ANTİKOAGÜLAN TEDAVİ
DERLEME REVIEW
Med J SDU / SDÜ Tıp Fak Derg u 2021:(özelsayı-1):37-45 doi: 10.17343/sdutfd.899521
COVID-19’DA ANTİKOAGÜLAN TEDAVİ
ANTICOAGULANT THERAPY IN COVID-19
Demircan ÖZBALCI¹
¹Süleyman Demirel Üniversitesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı, Hematoloji Bilim Dalı
Cite this article as: Özbalcı D. Anticoagulant Therapy in Covid-19. Med J SDU 2021; (ozelsayi-1):37-45.
Öz
Abstract
COVID-19’da birçok organın tutulumu olmakla birlikte, en sık mortalite ve morbidite sebebi akut respiratuar distress sendromu ARDS ve trombozlardır.
Şiddetli tromboinflamasyon, yaygın damar içi pıhtılaşma sendromu ve bunların sonucu olarak görülen
tromboz riskinden dolayı, COVID-19’da antikoagülan
tedavi, standart tedavi olarak yerini almıştır. D-dimer
yüksekliği, COVID-19 koagülopatisinin en önemli belirtecidir. Düşük molekül ağırlıklı heparin (DMAH) COVID-19’da ilk akla gelen antikoagülan ajandır. Hemen
hemen tüm klinik durumlarda ilk seçenektir. Warfarin
kullanımı önerilmezken, direkt oral antikoagülanlar,
aspirin ve P2Y12 inhibitörlerinin etkileri üzerine daha
net kanıtlar gerekmektedir. Bu derlemede, COVID-19
hastalarında antikoagülan profilaksi ve tedavi endikasyonları ile bu tedavilerin süresi yanı sıra, bu hastaların takibinde, hastalıkla birliktelik gösteren klinik
durumların tedavisi de son kılavuzların önerileri doğrultusunda anlatılacaktır.
Although many organs are involved in COVID-19,
the most common causes of mortality and morbidity
are acute respiratory distress syndrome (ARDS) and
thrombosis. Anticoagulant therapy has become as a
standard treatment in COVID-19 due to severe thromboinflammation, diffuse intravascular coagulation
syndrome and the risk of thrombosis seen as a result.
Elevation of D-dimer is the most important marker of
COVID-19 coagulopathy. Low molecular weight heparin (LMWH) is the first choice in almost all clinical situations. While the use of warfarin is not recommended,
high level evidence is needed on the effects of direct
oral anticoagulants, aspirin and P2Y12 inhibitors. In
this review, anticoagulant prophylaxis and treatment
indications in COVID-19 patients and the duration of
these treatments, as well as the treatment of clinical conditions associated with the disease in the follow-up of these patients will be explained in line with
the recommendations of the latest guidelines.
Anahtar Kelimeler: COVID-19, D-dimer, düşük molekül ağırlıklı heparin, antikoagülan ajanlari
Keywords: COVID-19, D-dimer, low molecular weight heparin, anticoagulant agents.
Giriş
Sağlık Örgütü (WHO) tarafından pandemi olarak ilan
edilen COVID-19, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde
de önemli mortalite ve morbiditeye sebep olmaya devam etmektedir. Genellikle kırgınlık, yorgunluk, ateş,
bazı hastalarda bulantı ve kusma, tat ve koku kaybı
ile başlayan hastalık, hastaların bir kısmında pnömoni ve akut respiratuar distress sendromuna (ARDS)
Çin Halk Cumhuriyeti’nin Wuhan kentinde 31 Aralık
2019 tarihinde ilk kez bildirilen ve yeni tip koronavirüse (SARS CoV-2) bağlı olarak ortaya çıkan hastalık,
COVID-19 olarak da adlandırılmış, kısa sürede de tüm
dünyaya yayılmıştır. 11 Mart 2020 tarihinde Dünya
İletişim kurulacak yazar/Corresponding author:
Müracaat tarihi/Application Date: 18.03.2021 • Kabul tarihi/Accepted Date: 01.04.2021
ORCID IDs of the authors: D.Ö. 0000-0002-9635-3091
t
37
Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi
yol açmakta ve hastanın önce solunum yetmezliği
sebebiyle mekanik ventilatöre bağlanmasına, sonra
da mortalitesine yol açmaktadır (1). Bazı hastalarda,
ARDS durumu tedavi edilmesine karşın, gelişen fibrozise bağlı olarak kalıcı akciğer fonksiyon bozuklukları
oluşabilmekte ve bu durumun geri dönüşsüz olduğu
ifade edilmektedir (1). Zaman içinde, COVID-19’un,
sadece akciğerde değil, kalp, beyin, karaciğer, böbrek, santral sinir sistemi ve üreme organları üzerinde
de tahribat yaptığı anlaşılmıştır (2). COVID-19’da birçok organın tutulumu olmakla birlikte, en sık mortalite
ve morbidite sebebi ARDS ve trombozlardır (3). Akciğerlerde diffüz alveoler hasar görülür. ARDS’de viral
sitopatik hasar gözlense de temel problem immün yanıta sekonder hasardır. Viremi ve vücuttaki virüs düzeyi azalırken, virüsün yarattığı, temel olarak ACE2
yolağını kapatarak yarattığı immün “saldırı”, patolojiye
sebep olur (4). İmmün yanıtı temel tanımlayan durum
angiotensin aracılıklı immün reaksiyondur. Burada
IL-6, IL-17a ve TNF-alfa önemli rol oynamaktadır.
İnflamasyon, hiperkoagulabiliteye ve anormal pıhtı
oluşumu, trombosit hiperaktivasyonu ve antikoagülan
yolakların inhibisyonu ile ilişkilidir. ACE2 blokajı ile angiotensin II düzeyi belirgin artmaktadır (5). Angiotensin II çok potent bir vazokonstriktördür. Ayrıca, doku
faktörü düzeyi ve plasminojen aktivatör inhibitör düzeyini arttırmaktadır. Tüm bu değişimlerin protrombotik olmasından dolayı, COVID-19’da tromboz belirgin
şekilde artmaktadır. Ayrıca, nötrofil ekstrasellüler trap
anlamına gelen netozis de bu protrombotik durumda
etkilidir. Yaygın damar içi pıhtılaşmaya pulmoner intravasküler koagülasyon, pulmoner mikrotrombüslerin
de eşlik etmesi ile sadece kanda değil akciğere de
yönelik özgün bir protrombotik durum söz konusudur.
Şiddetli tromboinflamasyon, yaygın damar içi pıhtılaşma sendromu ve bunların sonucu olarak görülen
tromboz riskinden dolayı, COVID-19’da antikoagülan tedavi, standart tedaviler arasında yerini almıştır.
COVID-19 geçiren hastalarda hipertansiyon, ileri yaş,
ko-morbiditelerin olması ve ciddi COVID-19 tromboz
için ek risk faktörleri olarak gösterilmiştir (5-7). Ciddi
COVID-19 hastalarının %50’sinde koagülopati gözlenmektedir. Protrombin zamanı ve aktive parsiyel
tromboplastin zamanı (PT ve APTT) düzeyleri çoğunlukla normaldir ve sadece %28 hastada fibrinojen 1 gr/dl’in altında, diğer hastalarda suprafizyolojik
düzeylerdedir. Çoğunlukla, COVID-ilişkili idiopatik
trombositopenik purpura (ITP) hariç, yaygın damar içi
pıhtılaşmaya (YDİP) bağlı ciddi trombositopeni görülme sıklığı çok düşüktür. Bu koagülopatinin en önemli
belirteci olarak D-dimer gösterilmektedir (8). D-dimer,
fibrinolizin bir göstergesidir. D-dimer seviyesi sağlıklı popülâsyonda varyasyon gösterebilir, yaşla birlikte
bir miktar artar. Ancak, tromboz, malignite, enfeksiyon
t
38
COVID-19’da Antikoagülanlar
ve inflamasyon durumunda da artmaktadır. D-dimer
yüksekliği, COVID-19 koagülopatisinin en önemli
belirtecidir. Zhou ve arkadaşlarının yaptığı bir çalışmada exitus olan hastaların yaklaşık %50’sinde D-dimer yüksekliği olduğu, D-dimer’in 1 ng/dL üzerinde
olmasının ölüm riskini 18 kat arttırdığı gösterilmiştir
(9). Başka bir çalışmada, D-dimerin ciddi hastalarda
ciddi olmayanlara göre 4 kat artmış olduğu saptanmıştır. Aynı çalışmada, PT uzamasının da ciddi hastalık için risk faktörü olduğu gösterilmiştir (10). Yatan
hastalarda tromboz insidansı açısından çalışmalar
incelendiğinde değişik oranlara ulaşılmaktadır (1115). Bu durum, çalışmaların heterojenitesi ile oldukça ilişkilidir; çalışmaların tamamında profilaktik doz
heparin (...truncated)