Fırtına zararlarının Türkiye ormanları için olan önemi ve buna karşı alınması gerekli tedbirler
FlRTIN A ZARARLARıNıN
TÜRKİYE ORMANLARı
OLAN" ÖNEMİ VE BUNA KARŞI ALıNMAsı
İÇiN
GEREKLİ
TEDBtRıLER
Yazan
Doçent Dr. Refik E r d e m
7
Yurdumuz ormanıarını tehdit eden çeşitli tahrip faktörlerinden birisi
de fırtınadır. Ormancılığı ilerlemiş olan memleketlerde diğer tahrip amilleri meyanında fırtına da ele alınmış bir konudur. Bu memleketlerde bu
hususta gerekli istatistik malfımat toplanmış olduğu gibi, fırtına zararlarına karşı alınması lazım gelen türlü tedbir ve metotlar da etüt ve tesbit
edilmiştir. Mesela fırtınanın Almanya'da yaptığı zarar hakkında bir fikir
vermek üzere B e r g m a n n 'a n~zaran geçen yüz yılda ortalama olarak
her sene 350.000 m" ağacın fırtına tarafından tahrip edildiğini söyliyebiliriz.
Yurdumuzda ise, çeşitli tahrip amilleri ve mesela orman yangınları,
otlatmaç zararlı böeekler ve mantar hastalıkları hakkında meslek mensupları zaman zaman fikir ve düşüncelerini açıkladıkları ve bu hususta gerekli kanuni müeyyideleri n ve teknik tedbirlerin alınması lüzumuna temas
ettikleri halde, fırtına konusu üzerinde herhangi bir teşebbüs ve harekette bulunutmamıştır.
Bir tahrip faktörü olarak gerçekten üzerinde ehemmiy.etie durulması lazım gelen bu Konu, bugüne kadar fakültemizde okutulan derslerin çerçevesi dışına çıkarak pratiğe intikal edememiştir. Halbuki fırtınanın yurdumuz ormanlarında yaptığı zararlar hiç de küçümsenmiyecek bir derecede önem taşımaktadır. Bu hususta elimizde istatistik bilgi mevcut olmamasına rağmen, münferit tesbitler ve şahsi müşahedelerin bize verdiği pek mahd:ıt malümat bile bu zararın zan ve tahmin
edildiğinden çok daha büyük oWuğu hakikatini ortaya koymaktadır. Netekim Prof. Dr. G. A c ata y, Bozöyük'ün Yirce - Bürmeceler hususi ormanındaki mühendisliği sırasında 1928 - 1929 kışında bir gecede fırtınanın 17.000 den fazla göknar ve çam ağacını devirdiğini tesbit etmiştir. Yine aynı Profesör 1941 yılında Dursunbey Devlet ormanlannın Gölcük 001-
1
i
j
•
i
R. ERDEM
50
gesine dahil Fakiralan mevkiindeki karaçam meşçeresinin 1936 yılında yapılan usulsüz kesimlerle açılmış olması neticesinde fırtınanın dehşetli tahribatına maruz kaldığını ve yirmi hektarı mütecaviz bir sahanın tamamen
çıplak bir hale geldiğini bildirmektedir 1). Bu maksatla yaptığımız ankete
verilen cevaplardan elde ettiğimiz neticelere göre Mudurnu, Düzce, Tosya,
Gerede, Çerkeş ve Kızılcahamam gibi altı ormanişletmesinde 1947 - 1948
kışında vukua gelen fırtınaların devirmiş ve kırmiş olduğu yalnız göknar
ağaçlanndan yuvarlak olarak 127000 m" gibi büyük bir yekün tutan gayn melhuz hasılat almak mecburiyeti hasıl olmuştur. Bu miktarın işletmeler itibarile sıralanışı şöyledir:
Mudurnu
Düzce
Tosya
Gerede
Çerkeş
Kızılcahamam
61 837 m!
35 000 »
16 000 »
Yekün
127 037 m-
6 000
4 200
»
»
4 000 »
Buna, tahribe uğrayan diğer ağaç türleri ve mesela çam da katılacak
olursa pek tabiidir ki yekün çok daha kabaraca:ktır.
Fırtınanın Türkiye ormanıanndaki zararlı tesirleri yalnız muayyen
yerlere münhasır kalmayıp memleketin hemen bütün orman mıntakalarında kendisini yer yer göstermektedir. Netekim yukanda adları geçen yerlerden mesela Dursunbey, Bozöyük ve Kızılcahamam yurdumuzun oldukça
iç kısımlarına rastlarlar. Halbuki bu zararlara sahil mıntaskalarındaki ormanlarda da tesadüf edilmektedir. Bu cümleden olarak mesela Doçent Dr.
H. Kayacık'ın bildirdiğine göre 1943 yılında Trabzon orman işletmesine
bağlı Meryemana deresinin Seslikaya - Obaaltı ormanlarının güneye bakan bir mailesi üzerinde kabuk böceklerinden Ips sexdentatus'un tahribatına maruz kalarak kapalılığı bozulmuş olan bir yerinde- 476 m- e denk
342 adet ladin ağacı devrilmiştir 2) (Şekil: 1). Buna benzer misaliere Karadeniz ladin ormanıarında yer yer rastlamak mümkün olduğu gibi, çeşitli sebeplerden ileri gelen fırtına zararlarına memleketimizin muhtelif
sahil mıntakalarındaki ormanlarda da tesadüf etmek kabildir.
Türkiye'nin muhtelif orman mıntakalarında önemli zararlar yapan
fırtına tahribatı hemen bütün ağaç türleri üzerinde tesirini göstermektedir. Yukanda adları geçen yerlerden mesela Dursunbeyde karaçam, Bozü1)
2)
•
esasları
mıştır).
A c ata y, G.: Orman koruma ders notları.
Kaya c ı k, H.: Doğu ladtni'nin Türkiyedeki coğrafi yayılışı, silviktiltür
ve tabii sınırlarının genişletilmesi imkanlarını araştırma. (Henüz basılma-
FıRTıNA
o
ZARARLARıNıN TÜRKİYE ORMANLARı İÇİN ÖNEMİ
51
yilide göknar ve çam, keza Mudurnu, Düzce, Tosya, Gerede, Çerkeş ve Kızılcahamam işletmelerinde yine çam ve göknar ağaçları zarar görmüşlerdir. Trabzonda ise doğu Iadininin tahribe maruz kaldığını görüyoruz.
Fırtına genelolarak ibreli ağaçlar ile yayvan köklü ağaç türleri üzerinde daha ziyade tahrip edici bir tesir gösterir. Yapraklı ağaçlar ve bunlardan bilhassa meşeler fırtınaya karşı en fazla mukavemet eden ağaçlardır. Bununla beraber memleketimiz de vukua gelen fırtınalar, meşe ormanlarımıza bile zarar verecek nisbette tahripkar olmaktadır (Şekil - 2).
Doçent Dr. S. İ nal 'ın tesbitlerine göre, Antalya'nın Kızıllı köyü palamut ormanlarında 1947 - 48 kışında birçok palamut meşesi ağaçları fırtına tahribatına maruz kalarak devritmek ve kırılmak suretile zarar görmüşlerdir ı) (Şekil: 3, 4).
Yukarıda verilen bu misaller, memleketimizde fırtınanın orman için
olan zararının mevki ve ağaç türü gibi münasebetleri aşarak mahdut bir
sahadaki miktarı yüzbinlerce metre kübe baliğ olmak suretne büyük bir
önem taşımakta olduğunu' açıkça göstermektedir. Bu kısa izahla Türkiye
ormanları için önemli bir tahrip faktörü olarak roloynadığı aşikar olan
fırtınanın, biraz da mahiyeti ile yurdumuzdaki özel münasebetleri hakkında toplu bir bilgi vermek uygun olacaktır.
Rüzgarın orman üzerindeki zararlı tesiri genelolarak fizyolojik bir
karakter taşıdığı halde, fırtınanın tesiri kırmak, devirmek ve bükmek suretile daha ziyade mihaniki olarak kendini gösterir. Rüzgar ve fırtınanın
doğuş ve oluşu hakkında termik ve dinamik esaslara dayanan muhtelif
nazariyeler mevcut ise de, umumiyetle rüzgar «arzın yüzeyine azçok paralel olarak ceryan eden ve dünya üzerindeki çeşitli yerlerin eşit olarak
ısınmaması yüzünden hava kitlelerinin basınçları arasındaki farklar dolayısile doğan hava hareketleri» şeklinde tarif edilir. Bu hava hareketlerinin saniyedeki sürati 17 metreyi aştığı takdirde fırtına, ve eğer bu sürat
28 metreyi geçerse bu takdirde de orkan adını alır. Şu halde saniyedeki
hızı 17 - 28 metre arasındaki hava hareketlerine fırtına denilmektedir.
Memleketimiz rüzgar rejimi ve fırtına istikametleri halen etüt edilmekle beraber bu yöndeki çalışmalara tamamlanmış nazarile bakilamaz.
Yurdumuzda ilk sistemli araştırma ve tesbitler birinci dünya harbi sırasında askeri maksatlar için, betahsis havacılık hizmetlerinde faydalanılmak üzere yapılmıştır. Bugün mevcut olan rasat istasyonlarının bu yöndeki tesbitleri Türkiye atmosfer dinamiği hakkında tam bilgi verecek bir
olgunluğa henüz ulaşamamıştır,
Eski ve yeni bilgilere göre Türkiye dört muhtelif depresyonun tesiri
altında bulunmaktadır. Bunlar da (Illa, Vc, Vd, ve Vd dir. Bunlardan
2)
ı) (...truncated)