Haydariyye Taifesine Yönelik Eleştiriler: “Risâle fî Hakki’t-Tâifeti’l-Haydariyye” Ekseninde
Haydariyye Taifesine Yönelik Eleştiriler:
“Risâle fî Hakki’t- Tâifeti’l-Haydariyye” Ekseninde
Dr. Ömer Faruk TEBER*
Atıf / ©- Teber, Ö. F. (2007). Haydariyye Taifesine Yönelik Eleştiriler: “Risâle fî Hakki’t- Tâifeti’lHaydariyye” Ekseninde. Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 7(1), 157-175.
Özet- Bu çalışmada Şah İsmail’in Safevî Devletini kurduktan sonra yapmış olduğu Şiîleştirme
politikasına ve bu yönde yürüttüğü kimi uygulamalara kısaca dikkat çekilmekte, Safevi propagandayı bir tehdit olarak algılayan Osmanlı yönetiminin, buna yönelik gerçekleştirdiği depolitizasyon
üzerinde durulmaktadır. Bu kapsamda konu, söz konusu depolitizasyona örnek teşkil ettiğini düşünülen Arapça bir risale üzerinden değerlendirilmeye çalışılmış ve bu risale Türkçeye çevirerek
orijinali ile birlikte makaleye eklenmiştir.
Anahtar Kelimeler- Şia, Safevî propaganda, Osmanlı-Safevî İlişkileri
§§§
a. Giriş
Tarih boyunca mezheplerin halk kitlelerince benimsenmesinde, siyasi iktidarların bu
yöndeki faaliyetleri etkili olmuştur. Bir başka deyimle siyasi iktidarın, bir mezhebi resmen
kabul etmesi, tebaasının da bu mezhebi kimi zaman gönüllü olarak kimi zaman da baskı
yoluyla benimsemesi açısından çok kuvvetli bir neden olmuştur. Erdebil tekkesi ve etrafında
oluşan zümreleşme de bu yönde bir tarihsel sürece tanıklık etmiştir. Kuzeybatı İran’da yaşayan, Sünni bir aileden gelen ve bir mutasavvıf olan Şeyh Safiyyüddin (735/1334) tarafından
*
Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, İslam Mezhepleri Tarihi Anabilimdalı
Dr. Ömer Faruk TEBER
kurulan Tekke1, aynı amaçlarla örgütlenmesine rağmen2, Hoca Ali ile birlikte başlayan ve
Şeyh Cüneyd’le hızlanan bir Şiîleşme sürecine girmiştir.
Şeyh Cüneyd’in Tekkenin başına geçmesinden itibaren çoğunluğu Güney ve İç Anadolu’da yaşayan Ustacalu, Şamlu, Rumlu, Tekelü, Dulkadir, Afşar, Kaçar ve Varsak Türkmenlerine mensup aşiretler İran’a göç etmeye başladı. Cüneyd’in oğlu Şeyh Haydar’ın, maiyetindeki Türkmenlere “on iki dilimli kızıl başlık” giydirmesiyle3 birlikte farklılaşma iyice belirginleşti.
Onun oğlu Şâh İsmâil’in çabalarıyla da tekke, tümüyle siyasi bir harekete dönüştü ve böylece
Safevî Devleti tarih sahnesine çıkmış; Şah İsmail de şeyhlikten şahlığa yükselmiştir4. Şah
İsmail, Safevi Devleti’ni kurduktan sonra, Şiiliği devletin resmi mezhebi haline getirerek egemenlik alanındaki bölgeleri Şiileştirmekle kalmadı; aynı zamanda devletinin demografik temelini oluşturan Anadolu Türkmen halklarına yönelik de kapsamlı bir Şiî propaganda faaliyetine
girişti 5 . Safevilerin Anadolu’ya yönelik Şiîlik politizasyonu, Osmanlılar tarafından devletin
birliğini parçalayacak bir tehdit olarak algılandı ve egemenlik haklarına bir saldırı olarak değerlendirildi. Böylelikle de iki devlet arasında uzun yıllar devam edecek çok boyutlu bir savaşın fitili ateşlenmiş oldu. Temelleri Şeyh Cüneyd ve Şeyh Haydar’la atılan ve Şah İsmail tarafından sistematik bir şekilde örgütlenen Safevi propagandası, Osmanlı Sünniliği açısından da
dönüştürücü bir işlev gördü. Sünnilik, Şiilik üzerinden daha katı ve keskin kalıplar içerisinde
yeniden tanımlandı. Osmanlı cephesinden bakıldığında, Safevi propagandanın ve Şiiliğin
1
2
3
4
5
Fazlullah b. Ruzbihân el-Huncî, Târîh-i Âlem Ârâ-yi Emînî, (ed. Jhon E. Woods), (Çev. V.
Minorsky), The Royal Asiatic Society, London 1992, s. 54; İ. Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi,
Ankara 1949, II / 222.
Osmanlı Padişahlarının II. Bayezid ile birlikte her yıl Bursa’dan Erdebil’e çerâğ akçesi gönderiyor
ve kıymetli hediyelerle Tekkenin kutsiyetine saygılarını ifade ediyor olmaları, Erdebil Tekkesi’nin
Sünnî akideye olan bağlılığından kaynaklandığı söylenmelidir. Krş. Aşıkpâşâ-Zâde, Tevârîh-i Âl-i
Osmân, Âli Bey Yay. Matbaa-i Âmire, İstanbul 1332, s.249; ayr. bkz. Hasan Onat, “Kızılbaşlık
Farklılaşması Üzerine”, İslâmiyât, C.VI, S.3, Ankara 2003, s.115.
Şeref Han Bitlisî, Şerefnâme ( Osmanlı-İran Tarihi), (trc. Mehmed Emîn Bozarslan), İstanbul
1971, s.135; Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, II / 222; Faruk Sümer, Safevî Devletinin Kuruluşu ve
Gelişmesinde Anadolu Türklerinin Rolü, Ankara 1992, s.10.
Ahmed b. Lütfullah Müneccimbaşı, Sahâifu’l-Ahbâr Fi Vakâyi’ü’l-A’sâr, Matbaa-i Amire, III / 2.
Hoca Saadettin, Tâcu’t-Tevârih, Ankara 1979, II / 162.
158
Haydariyye Taifesine Yönelik Eleştiriler
eleştirisi mahiyetinde kimi fetvalar ve reddiyeci metinler, bu sürecin temel referans çerçevesini
oluşturdu.
b. Şah İsmail’in Şiîleştirme Politikası
Safevî Devleti’nin kurulmasında rol oynayan en önemli unsur, Anadolu, Suriye ve bazı
diğer bölgelerden katılan Türkmen oymaklardır. Onlar, Safevî tarikatı şeyhi “pîr-i müridan”
diye bilinen Şah İsmail’e son derece bağlılardı6 . Bu zümreler, Anadolu’da yaşayan, fakat
zamanla Safevî tarafına göç eden Ustacalu, Şamlu, Rûmlu, Tekelü, Dulkadir, Afşar, Kaçar ve
Varsak Türkmenlerine mensup aşiretlerdi7. Bunlar, devletin oluşumunda ve sonrasında, siyasî
ve dinî alanlarda “Emîrü’l-ümerâ” adı altında askerî alanda önemli rol oynadılar.8
Şah İsmâil’in, Safevî Devletini Tebriz’de resmen kurduktan sonraki ilk ve en önemli işi
tebaasının çoğunluğunu oluşturan Sünnî halkı, Şiîleştirmek olmuştur9. Çünkü Safevî tarikatının devlete dönüşmesinden önceki süreçte bölge halkının çoğunluğu Sünni idi10. Bu amaçla
her şeyden önce Safevî hanedanının ilk hükümdarı Şah İsmâil, Ehl-i Beyt’in manevî nüfûzundan azamî derecede faydalanmak için kendisini yaklaşık yirmi beş kuşaktan ibaret bir soy
zinciri ile yedinci İmam Musa Kâzım’a (ö.790), sonra da İmam Ali b. Ebî Talib (598-661) ve
Hz. Peygamber’e kadar dayandırdı11. Bu çaba karşılıksız kalmadı; zira Safevî Tarikatına karşı
6
7
8
9
10
11
Bu konuda bkz. Nâsiyân Yedullah, Şiiliğin İran’da Gelişmesi ve Resmî Mezhep Oluşu, Yayımlanmamış Doktora Tezi, Ankara 1970-1971.
Halil İnalcık, “Osmanlı İmparatorluğu’nda İslâm”, Çev. Mustafa Özel, Dergah, 3 (İstanbul Eylül
1992), s.16.
Bu konuda bkz. R. M. Savory, “The Safavid Administrative System”, The Cambridge History of
Iran, (Ed. Peter Jackson, Laurence Lockhart, Cambridge 1986, VI / 259.
Safevî Tarîkatı Şeyh Cüneyd ile birlikte Şiîliğe mütemayil olmuş ve Şeyh Haydar, ise bu hususta
daha ileri giderek tarîkatı Şiîleştirmeye çaba sarfetmiştir. Bununla birlikte Şiîliği Safevî Devletinde
çok katı kurallarla uygulamaya koyan Şah İsmail olmuştur. Krş. Sayın Dalkıran, İbn-i Kemal ve
Düşünce Tarihimiz, İstanbul 1997, s. 20, 25.
Vecih Kevserânî, Osmanlı ve Safevîlerde Din-Devlet İlişkisi, İstanbul 1992 s.46; Mirza Abbaslı,
“Safevîlerin Kökenine Dair”, Belleten, C.XL, S.158, Ankara 1976, s.290; E. Ruhi Fığlalı, Çağımızda İtikadi İslâm Mezhepleri İstanbul 1990, s.147.
R. M. Savory, “Safavid Persia”, The Cambridge History of Islam, (Ed. P. M. Holt, Ann K. S.
Lambton, Bernard Lewis), Cambridge 1930, I / 394.
159
Dr. Ömer Faruk TEBER
halkın teveccühü, bir bakıma onların Ehl-i Beyt’e saygılarından da kaynaklanmaktaydı. Ancak
bu durum tarîkatın kurucusu Şeyh Safiyyüddin tarafından söylenmiş değildi. Safevîlerin kendileri de Şeyh Cüneyd’den sonra bilinçl (...truncated)