Ebü’l-Berekât El-Bağdâdî Felsefesinde Tanrı

Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi (ÇÜİFD), Dec 2018

Tuna TUNAGÖZ, Ebü’l-Berekât El-Bağdâdî Felsefesinde Tanrı, İsam Yayınları, İstanbul, 2017, 292 s.

Article PDF cannot be displayed. You can download it here:

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/611623

Ebü’l-Berekât El-Bağdâdî Felsefesinde Tanrı

Ebü’l-Berekât El-Bağdâdî Felsefesinde Tanrı Atike KAYA Ebü’l-Berekât El-Bağdâdî Felsefesinde Tanrı Tuna TUNAGÖZ İsam Yayınları, İstanbul, 2017, 292 s. §§§ Hz. Peygamber’e Kur’an olarak ulaşan ilahî mesaj insanların problemlerini çözdüğü gibi onların düşünce dünyasına da etki etmiştir. Fakat müslümanların başına kimin geçeceği ve büyük günah işleyen müminin durumu gibi sorunlar, farklı dinlerle karşılaşma, sosyal yaşamda gerçekleşen şehirleşme ve ekonomik seviyedeki değişimler, beraberinde Müslümanların hayat görüşünü ve yaşam biçimlerini değiştirmesiyle bu durum onların nazari bilimlerle ilgilenmesine sebebiyet vermiştir. Yazar Tuna Tunagöz tarafından kaleme alınan bu eser, Bağdâdî’nin felsefî düşüncelerini bugüne aktarması yönünden önem arz etmektedir. İki bölümden meydana gelen kitabın giriş bölümünde Tunagöz’ün, Bağdâdî’nin hayatı hakkında bilgi verdiği görülür. İlk bölümde Tanrı’nın varlığının ispatı hakkında bilgi verilirken; ikinci bölümde Tanrı’nın sıfat ve isimleri hakkında bilgi verildiği görülür. Kitap toplamda 292 sayfadan meydana gelmektedir. Yazar Tuna Tunagöz, giriş bölümünde Ebü’l-Berekât el-Bağdâdî’nin yaşam öyküsünü anlattıktan sonra, hayatı, eserleri, etkisi ve felsefî kimliği hakkında da bilgi vermiştir. Bağdâdî’nin yaşam öyküsünü anlatırken dönemin siyasî coğrafyasından, toplumsal ve kültürel açıdaki fikrî hareketliliğinden bahsedilmektedir. Savaş ve barışın, refah ve sefaletin, hoşgörü ve taassubun, mutluluk ve acının bir arada yaşandığı bu dönemde yaşayan Ebü’l-Berekât el-Bağdâdî, Tunagöz’ün aktardığına göre hayatının büyük bir bölümünü Selçuklu Bağdat’ında geçirmiş. Dolayısıyla içinde bulunduğu siyasî, sosyal ve kültürel ortamdan da etkilenmesi kaçınılmaz olmuş. Herkesin hakikatinin olduğu bu dönemde hakikate ulaşma yolunda olan Bağdâdî, şüpheye, sorgulamaya ve fikir üretmeye yönelmiş. Öncelikle felsefî alandaki Meşşâîliği eleştirirken kendisine yetersiz geldiğini düşündüğünden Yahudilik’ten de vaz geçtiği belirtilmiş. Dönemin siyasi coğrafyasından, toplumsal ve kültürel açıdaki fikrî hareketliliğinden bahsettikten sonra Tunagöz, Ebü’l-Berekât el-Bağdâdî’nin hayatı hakkında bilgi verir. Burada Yahudi bir ailenin çocuğu olduğu, Musul’un kuzeyinde ve Dicle kıyısında bir yer olan Beled’de doğduğunu, ölüm tarihinin ihtilaflı olduğunu belirtir. Sonrasında Meşşâîliğe yönelttiği eleştirileriyle tanındığını, şöhretini ise tıptaki uzmanlığı ile duyurduğunu belirtmiştir. Aristo denginde bir filozof olduğu söylenen Bağdâdî’nin felsefe tahsilini nerede ne zaman ve kimlerden aldığı bilinmemekte olduğunu ifade etmekle bilinen tek hocası ve devrin tıp otoritesi Saîd b. Hibetullah olduğunu bildirir. Gazzâlî ile karşılaşmış olabileceği kanaatleri de kuvvetlidir. Tunagöz, konunun devamında Ebü’l-Berekât el-Bağdâdî’nin eserleri hakkında bilgi vermiştir. Filozofa nispet edilen eserlerin sayı ve hacim olarak azlığını belirtmekle, eserleri arasında yayımlanmamış yazmaların olduğu bilgisini de bize verir. Telif ettiği eserlerin konuları olarak da felsefe, tıp, gökbilim, eczacılık ve Tanah şerhi  Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İslam Tarihi ve Sanatları Anabilim Dalı Yüksek Lisans Öğrencisi Ebü’l-Berekât El-Bağdâdî Felsefesinde Tanrı -Tuna TUNAGÖZ | 1253 gibi alanlara yayıldığını belirtmiştir. Filozofa nispet edilen eserlerin el-Kitâbü’l-Mu‘teber fi’l-hikme (felsefî değerlendirmeler kitabı), Risâle fi’l-akl ve mâhiyyetih, Kitâbü’n-nefs, Kitâbü’t-tefsîr, Risâle fî sebebi zuhûri’l-kevâkib leylen ve hafâihâ nehâran, Kitâbü’l-akrâbâzîn, Berşeasâ, Risâle fi mâhiyyeti’l- melâl, İhtisârü’t-teşrîh olduğu ve yazarın bu eserler hakkında da bilgiler verdiği kitapta görülür. Tuna Tunagöz kitapta filozofun eserlerinden sonra etkisi hakkında da bilgi verir. Bu kısımda yazara göre Ebü’l-Berekât el-Bağdadî felsefeyi aslı bozulmamış aslî biçimine yeniden dönüştürme iddiası ile yola çıkarak orijinal fikirler üretmiş olsa da felsefe tarihi açısından önemli bir öğrenci yetiştirememesi yönüyle eksik kaldığını belirtir. Yazar, Ebü’l-Berekât’ın ilgilendiği konuların, yöntem, üslup ve düşünce yapısı itibariyle Meşşâîliğe, Tanrı tasavvurunda Eş’ariliğe, nefs anlayışında ise tasavvufa yakın olduğunu belirtmiştir. Tunagöz, filozofun İbn Sina’ya yönelttiği eleştirilerin dolaylı olarak Eflâtuncu İşrâkî felsefeyi hazırladığı yorumu yapılırken, Fahreddin er-Râzî Ebü’l-Berekât’tan kelamî değerler dizisine yaklaştığı fizik, psikoloji ve metafizik konularında oldukça faydalandığını söylemiştir. O dönemde Seyyid Şerif el-Cürcânî, Davûdi Kayserî, vd. düşünürler de onun düşüncelerinden faydalandıklarını belirtmişlerdir. Tunagöz’ün, kitabın giriş bölümünün son başlığında, Ebü’l-Berekât el-Bağdâdî’nin felsefî kimliği hakkında bilgi verdiği görülür. Bu kısımda filozofun metodundan, görüşlerinden, onun felsefi metodundaki “ben” kavramının nefis anlamından, sisteminin en önemli dayanaklarından biri olan “kitâbü’l-vücûd/nüshatü’l-vücûd” (varlık kitabı/varlık nüshası) kavramından ve eserlerinde bahsettikleri konular hakkında bilgiler verdiği görülür. Giriş kısmının sona ermesinin ardından kitabın ilk bölümü olan “Tanrı’nın Varlığının İspatı” bölümü incelenir. Burada İslam düşünce tarihinde Tanrı’nın varlığının ispatı hakkında bilgiler verdikten sonra yazar, Ebü’l-Berekât el-Bağdâdî’de Tanrı’nın varlığının ispatı hakkında bilgi verir. Bağdâdî’nin Tanrı’nın varlığına dair delillere giriş olarak öncelikle bilen ile bilinenin epistemolojik ilişkisi üzerine durur. Sonrasında Allah’ın fiilleri ve fiillerinin ona nispetinden bahsettikten sonra Bağdâdî’nin Tanrı’nın varlığına ilişkin imkân, ilk bilgi varlık, tasarım ve sezgi delillerini kullandığı, buna karşın hudûs ve ilk hareket delillerini eleştirerek reddettiği bilgisini verir. Sonrasında filozofun kullandığı deliller olan “ilk neden delili, imkân delili, ilk bilgi delili, varlık delili tasarım delili, sezgi delili, hudûs ve ilk hareket delili” hakkındaki düşüncelerine yer verir. Filozofun “hudûs ve ilk hareket delili”ni reddettiği ve gerekçelerini de ilgili kısımda detaylı şekilde anlatır. Kitabın ikinci bölümüne geldiğimizde “Tanrı’nın Sıfat ve İsimleri” başlığı ile karşılaşırız. Bu bölümde Tunagöz, ilk olarak İslam düşünce tarihinde Tanrı’nın sıfat ve isimleri hakkında bilgi vererek konuya giriş yapar. Konunun sonunda ise Tunagöz, sıfatlara ilişkin yorumlara yönelik incelemesine göre İslam düşüncesinde hiçbir ekolün Allah’ı, sıfatlardan yoksul, atıl bir Tanrı olarak tavsif etmediği ve ekollerin kendi birikim, eğitim ve endişeleri doğrultusunda ilahî sıfatlar problemine yönelik çözüm önerileri sunduğu tespitinin yapılabileceğini söylemiştir. Kitabın diğer konu başlığı “Ebü’l-Berekât el-Bağdâdî’de Tanrı’nın Sıfat ve İsimleri” ana başlığının altındaki “Tanrı’nın Zatı” konusudur. Ebü’l-Berekât’ın zat tasavvurunun ise Meşşâî tasavvurunun devamı olduğu, ilahî zatın hâdis hiçbir varlığa benzemeyen kendine özgü ve müteal olduğunu söylemiştir. Bu yüzden de bahsedilen zat tasavvurunun, Aristo’da ilk ifadesini bulan, sonrasında Meşşâîlerin kalemiyle k (...truncated)


This is a preview of a remote PDF: https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/611623
Article home page: http://dergipark.gov.tr/cuilah/issue/41842/504985

Atike KAYA. Ebü’l-Berekât El-Bağdâdî Felsefesinde Tanrı, Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi (ÇÜİFD), 2018, pp. 1252-1255, Volume 18, Issue 2, DOI: 10.30627/cuilah.504985