Kur’an-ı Kerim’in Kıraatinde 7 Harf Meselesi
Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi II (2002), Sayı: 3
97
KUR’AN-I KERİM’İN KIRAATİNDE
7 HARF MESELESİ
Yrd. Doç. Dr. Hayrettin Öztürk
OMÜ İlahiyat Fakültesi
Kur’an, İslam Peygamberi Muhammed (a.s.)’ın Mekke ve Medine halkına,
613-632 tarihleri arasında yaklaşık 23 yıllık bir dönem boyunca okuduğu vahiyleri
ihtiva eden kutsal kitaptır. Kur’an, kendi ifadesiyle kendini şöyle anlatmaktadır:
“Gerçekten bu Kur’an, insanları en doğru yola, en isabetli tutuma yöneltir.
Güzel ve makbul işler yapan mü’minlere nail olacakları büyük mükafatı müjdeler”.1
“Elif, Lam, Ra. Bu, Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, üstün kudret sahibi ve her işi övgüye layık olan Allah’ın yoluna, göklerde ve yerdeki
her şeyin sahibinin yoluna insanları çıkarman için sana indirdiğimiz bir Kitab’dır”.2
Arapça Karaa (= Okudu) fiilinden türemiş bir masdar olan bu kelime,
Kur’an’da umumiyetle vahiyleri okuyan Hz.Peygamber’e referans olarak kullanılır.
Kur’an, Arap lisanı üzere inmiştir. Pek çok Kur’an ayetinde bu hususa işaret edilmiştir.
“Düşünüp manasını anlamanız için Biz, onu Arapça bir Kur’an olarak indir3
dik”.
“Biz Kur’an’ı, insanlar iyi anlayıp ibret alsınlar diye, senin dilinle indirerek
anlaşılmasını kolaylaştırdık”.4
Peygamber’in dili, Mekke halkının konuştuğu dil olan Kureyş lehçesidir. Bunun için Kur’an da Kureyş lehçesiyle indirilmiştir.
“Biz her Peygamber’i, kendi milletinin lisanı ile gönderdik, ta ki onlara hakikatleri iyice açıklasın”.5
Bu durumu bazı hadisler de destekler:
Ebu Davud’un Sünen’inde yer alan bir hadiste Hz. Ömer, Kufe’de bulunan
Abdullah b. Mesud’a şöyle diyor: “Allah Kur’an’ı Kureyş lügatı ile indirdi. İnsanlara
Kureyş lügatı ile okut, Huzeyl lügatı ile okutma”6
1
İsra (17), 9
İbrahim (14), 1-3
3
Yusuf (12), 2
4
Duhan (44), 58
5
İbrahim (14), 4
2
98
Yrd. Doç. Dr. Hayrettin Öztürk
Hz. Osman da Kur’an’ın çoğaltılması esnasında seçtiği bir heyete; “Siz ve
Zeyd b. Sabit, Kur’an’dan bir şeyde ihtilaf ettiğinizde onu Kureyş lisanı ile yazın.
Kur’an, onların lisanı üzere indi” demiştir.7
Her lisanda olduğu gibi Arap lisanı da bölgelere göre bir takım farklılıklar
gösterir, muhtelif lehçelere ayrılır ki bu lehçelerin her biri bir kabileye mahsustur. O
dönem lehçelerinin en fasihi Kureyş lehçesi idi. Çünkü Kureşiler, Arap memleketlerinin toplanma merkezi olan Kabe-i Mükerreme’nin muhtelif hizmetlerinde bulunuyorlar ve toplanma merkezinin bulunduğu Mekke-i Mükerreme’de ikamet ediyorlardı. Burası, Rum, Habeş, Acem gibi Araplara komşu kavimlerin en uzağında kalıyor
ve Araplığın ruhunu temsil ediyordu. Bu toplanma merkezine komşu olan kabileler
dahi buradan uzaklığı ve yakınlığı nisbetinde bu ruha sahip idiler.8
Kur’an, genel ifadesiyle Arap lisanıyla, özde de Kureyş lisanı ile inmeye başlamıştır. Kureyş lehçesi, özgünlüğünü korumuş, bunun yanında Mekke’ye gelen
muhtelif kabilelerin güzel kelimelerini alarak zenginleşmiş, gelişmiş ve neticede büyük bir fesahat kazanmıştır. İşte Kur’an, bu Kureyş lehçesiyle inmeye başlamıştır.
Kureyş lehçesi, o dönemin şiir ve edebiyat dili idi. Aynı zamanda Mekke, bütün Arap yarımadasının kalbi ve başkenti, Kureyş lehçesi de Arabistan’ın resmi dili konumundaydı. Gerek Peygamber zamanında ve gerekse halifeler devrinde Kur’an,
Kureyş dili ile yazılmıştır. Bunda hiç bir ihtilaf yoktur.
Bu konuda Ebu Abdurrahman es-Sülemi’nin şöyle dediği rivayet edilir: “Ebu
Bekir, Ömer, Osman, Zeyd b. Sabit, Muhacir ve Ensar’ın kıraati tek kıraattir. Bu
kıraat ise Resulüllah’ın Cibril’e her sene okuduğu, vefat ettiği sene de iki kere okuduğu kıraattir. Zeyd bu son arzaya şahid olmuştu. İnsanlar bu kıraatle okuyorlardı.
Bunun için Ebu Bekir, Kur’an’ı toplama esnasında Zeyd’e itimad etti, Osman’da
yazma işini ona verdi”.9
Kur’an-ı Kerim’in kıraatini ilgilendiren en mühim ve aynı zamanda en zor
meselelerden birisi 7 harf meselesidir. Konu ile ilgili hadis şudur:
“Şüphesiz bu Kur’an, 7 harf üzere nazil olmuştur. Siz kolay gelenini
okuyun”.10
Bu rivayette geçen 7 harf ile ne kastedildiği hususunda Rasulüllah’dan bize
intikal eden açıklayıcı bir bilgi yoktur. Bunun için önceki ve sonraki bilginler bu
6
Şihabuddin Ebu’l-Fadl Ahmed b. Ali b. İbnu’l-Hacer el-Askalani, Fethu’l-Bari, Kahire, 1987, VII,
644
7
Muhammed b. İsmail b. İbrahim el-Buhari, Sahih-i Buhari, İstanbul, 1315, VI, 224
8
Şerefüddin, Kur’an Tarihi, 1329, İstanbul, s. 9
9
Bedrüddin Muhammed b. Abdillah ez-Zerkeşi, el-Burhan fi Ulumi’l-Kur’an, Tahkik: Yusuf
Abdurrahman el-Mer’aşeli, Beyrut, 1990, I, 331
10
Buhari, Sahih, VI, 100; Müslim b. Haccac b. el-Kuşeyri en-Nisaburi, Sahih-i Müslim, İstanbul,
1329-1333, II, 202
Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi II (2002), Sayı: 3
99
konuda farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Bu konuda bazıları 3511, bazıları 40’a yakın görüş ileri sürmüşlerdir.12
Bu görüşleri iki temel grupta değerlendirebiliriz:
I- 7 Harfle murad, 7 sayısıdır. Alimlerin çoğunun görüşü budur.
II- 7 Harften 7 sayısı kastedilmez. 7 den murad, kolaylıktır. Bazı alimler de
bu görüştedir.
Birinci görüşü ileri sürenler de bu harfleri sıralama konusunda ihtilaf etmişlerdir. Bu görüşlerin en meşhurları şunlardır:
1- 7 Harfle murad, Kur’an’ın toplanması işleminde dikkate alınan farklı farklı Arap lügatlarından 7 lügattır. Kur’an’ın bazısı Kureyş lügatı ile indi. Bazısı,
Huzeyl, bazısı Temim v.s. böylece 7’ye ulaştı. Bu görüşü ileri sürenler; Ebu Ubeyde
el- Kasım b. Sellam (v. 250 h ) ve onu takib eden Ebu Hatim es-Sicistani ( v. 250 h )
ve Ahmed b. Yahya Sa’leb ( v. 291 h )’dir. Ezheri de ( v. 370 h) bu görüşü tercih
edenlerdendir.13
Ebu Ubeyde el-Kasım b. Sellam ve arkadaşlarının görüşlerinin özeti şudur: “7
Harf, Arap lügatlarından 7 lügattır. Bunun manası, bir harfteki 7 vecih değildir. Bazısı Kureyş, bazısı Huzeyl, bazısı Hevazin, bazısı Yemen halkının lügatları idi. Fakat
hepsinin okuduğu harfin lafızları farklı, ama manaları aynı idi. “Helümme, Te’ale,
Akbil” gibi. Abdullah b. Mes’ud, “İn kanet illa sayhaten vahideten” ayetindeki,
“sayhaten” yerine “Zakyeten” okudu. Lafız faklı ama mana aynıdır demişlerdir.14
Bu görüş de sağlam bir temele dayanmamaktadır. Çünkü Arap lügatları 7’den
fazla idi. Bu durumda bir lügatın, diğer bir lügata tercihi nasıl mümkün olabilir.? Bu
konuda sahih bir delil yoktur. Ayrıca eğer, 7 harfin manası, 7 lügat olsaydı ilk zamanlarda kabileler birbirlerini inkar etmezler, her ikisi de Kureyşli olan Hz. Ömer ile
Hişam b. Hakim, kıraatlerinde ihtilafa düşmezlerdi. Hz. Ömer’in lügatını ve özgün
kıraatinin mevcudiyetini nasıl açıklayabiliriz?15
2- 7 Harfden murad, lafızları farklı, manaları aynı olan kelimelerdir. “Esri”,
“Accil”, “Helümme”, “Tea’la”, “Akbil” gibi. Süfyan b. Uyeyne (v. 198), Abdullah b.
Vehb (v. 197), Ebu Ca’fer et-Tehavi ( v. 321 ) v. b. bu görüşü tercih etmişlerdir.16
11
Zerkeşi, el-Burhan, I, 304
Muhammed Abdu’l-Azim ez-Zerkani, Menahilu’l-İrfan Fi Ulumi’l-Kur’an, Thk: Ahmed
Şemsüddin, Beyrut, 1988, I, 179
13
Zerkeşi, el-Burhan, I, 309; Celaleddin Abdurrahman Ebi Bekr es-Suyuti, el-Itkan Fi Ulumi’lKur’an, Beyrut, 1987, I, 135
14
(...truncated)