ANKARA CAMİ VE MESCİTLERİNDE “ANKARA ÜSLUBU”
154
JOURNAL OF HISTORY AND FUTURE, Year: 2 (April 2016), Volume: 2. Issue.1
International Peer-Reviewed Journal of History Research
TARİH ve GELECEK
Uluslararası Hakemli Tarih Araştırmaları Dergisi
Dergi Web Sitesi: (Journal homepage)
E-ISSN: 2458-7672
http://dergipark.ulakbim.gov.tr/jhf
Eser Türü (Type of Paper) :
Makale /Article
DOI: http://dx.doi.org/10.21551/jhf.v2i1.5000180332
ANKARA CAMİ VE MESCİTLERİNDE “ANKARA ÜSLUBU”
MOSQUES AND MASJIDS IN ANKARA “ANKARA STYLE”
Ayşe Ersay YÜKSEL
Araştırma Görevlisi, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi
Paper History: Received on 03 March 2016, Accepted on 01 April 2016, Published on 17 April 2016
Eser Geçmişi: 03 Mart 2016’da başvuru alındı, 01Nisan 2016’da kabul edildi, 17 Nisan 2016’da yayınlandı.
APRIL 2016
JOURNAL OF HISTORY AND FUTURE
ÖZET
11. yüzyılın ikinci yarısında ilk kez Türk toprağı olan, daha sonra bir dönem tekrar Bizans’ın eline geçen, 12.
yüzyıldan itibaren Anadolu Selçukluların, 14. yüzyıldan sonra da Osmanlıların hâkimiyetinde kalan Ankara şehri,
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması ile birlikte başkent olarak tarihindeki en yüksek idari statüye kavuşmuştur. Bu
süreçte pek çok önemli olaya sahne olan şehirde 12. yüzyıldan itibaren mimaride Ankara üslubu diyebileceğimiz bir
gelenek oluşmuştur. Selçukluların yıkılışından (1308) sonra Osmanlı hâkimiyetine geçiş sürecinde farklı beylikler ve
ahilerin yönetimi altında kalan şehir, bu dönemde Mahalli mimari üslubunun nüvelerini oluşturmaya başlamıştır.
13, 14 ve hatta 15. yüzyıl başlarına kadar inşa edilen cami ve mescitlerde görülen üslup bütünlüğü daha sonraki
dönemlerde de devam etmiştir. Form olarak cami ve mescitlerin yapı öğeleri, klasik Osmanlı camilerindeki anıtsal
görünüşe ve mimari değerlere sahip olamamıştır. Genellikle uzunlamasına dikdörtgen planlı, son cemaat yeri olan,
içte düz ahşap tavan, dıştan kiremit çatı ile örtülü, sade cephe düzenlemeli, moloz taş temelli, kerpiç ya da tuğla
duvarlı, ahşap doğramalı kapı ve pencere sistemleri olan, alçı mihraplı, ahşap minberli, ahşap kadınlar mahfili ve
tavan konstrüksiyonuna sahip mabetler hemen her yüzyılda gelenek haline gelmiştir. Neticede cami ve mescitlerde
“Ankara üslubu” diyebileceğimiz bir mimari üslup ortaya çıkmıştır.
Anahtar Kelimeler: Ankara, Mahalli Üslup, Cami, Mescit, Ankara Üslubu
ABSTRACT
The city of Ankara for the first time in the second half of the 11. century the Turkish land, a later period passing
into the hands of the Byzantines again, century of 12 remained under the rule of the Anatolian Seljuks, after centruy
of 14 remained under the rule of the Ottoman Empire and ıt attained status as the capital of the Republic of Turkey,
the highest administrative history. In this process, from the 12th century, the city experienced many important events
that occurred in the architectural style of a local tradition can say “Ankara style”.Ankara After the collapse of Seljuks the city under the rule of ahi-order and different principalities in the transition from the Ottoman domination.
during this period, has started to create the core of the local architectural Ankara style. 13, 14 and even 15. until the
beginning of the century, which was built in the mosques and masjids seen stylistic integrity continued in a subsequent period. Structural elements of mosques and masjids as a form, could not have the monumental apparently and
architectural values of the classical Ottoman mosques. Usually elongated rectangular planned, with narthex, inside
a flat wooden ceiling, covered with exterior tile roofs, a simple facade, based rubble, adobe or brick walls, the wooden
door and window systems, plaster niches, wooden minbar, gathering place for woman, and wooden ceiling has become a tradition in almost every century. As a result, “Ankara style” that can be called has emerged an architectural
style.
Key words: Ankara, local architectural style, mosque, masjid, Ankara style
Tarih ve Gelecek Dergisi • Yıl: 2 (Nisan 2016) • Cilt. 2 • Sayı: 1
Journal of History and Future Year: 2, Volume: 2, Issue: 1 E-ISSN: 2458-7672 155
ANKARA CAMİ VE MESCİTLERİNDE “ANKARA ÜSLUBU”
Ayşe Ersay YÜKSEL
Giriş
B
u makalenin amacı Ankara’da, Selçuklu devrinden Osmanlı devri sonuna kadar
olan süreçte inşa edilen cami ve mescitlerde görülen mahalli mimari üslubun delillerini, plan ve form, malzeme ve teknik, mimari ve yapı elemanlarının uygulanış biçimleri, süsleme motif ve kompozisyon özellikleri bağlamında belirleyip belgelemektir. Bu
makalede sadece Ankara şehir merkezindeki cami ve mescitler değil aynı zamanda Ankara’nın
bugünkü il sınırları içindeki ilçelerde yer alan cami ve mescitler de incelenmiştir.
Uzun yıllar Türkiye’de sanat tarihi araştırmalarında kuramsal çerçevenin baskın olduğu,
JOURNAL OF HISTORY AND FUTURE
APRIL 2016
NİSAN 2016
genellikle tanımlayıcı bir yöntem kullanılmıştır. Bu yöntem henüz mimari eserlerin tanımlanması aşamasında son derece faydalı ve işlevsel olmuştur. Fakat özellikle son yıllarda incelenen eserlerin problemleri dikkat çekmeye ve bunların çözümü için daha derinlikli çalışmalar yapmanın
gerekliliği ortaya çıkmıştır. Bilhassa şehir monografilerinde mimari eserlerin üslubu, etkileşimler, özgün çizgiler ve problemli hususlar araştırmacıların ilgilendiği konular arasında yer almaya
başlamıştır. Bu minvalde şehirlerin mimari eserleri ve onların üslupları değerlendirilirken sadece mimari verilerin değil, mimariye etki eden tüm ilgili etmenlerin sorgulanarak kullanılması,
son dönemin yeni arayışları çerçevesinde ele alınmaya başlanmıştır.
Türkiye’de sanat tarihi çalışmaları alanında mahallî üslup havzaları1 konusu henüz etraflıca incelenmemiş olup, yeni bir kavram olma özelliğini korumaktadır. Bu konuyla ilgili spesifik ve
münferit çalışmalar bulunmamaktadır. Elbette “üslup sorunları” bazı araştırmacılar tarafından
ele alınmıştır. Fakat konuya sadece satır aralarında veya en iyi ihtimalle yöntem ile ilgili kitaplarda kısaca yer verilmiştir2. Türk sanat, mimarlık tarihi araştırmalarında genel olarak konu edilen
“Mahalli üslup” kavramı, Türklerin Anadolu’ya geldiklerinde karşılaştıkları Bizans ve diğer yerel
geleneklerin Anadolu sanatına etkisi, şeklinde anlaşılmıştır. Bu eserlerde yalnızca “Anadolu üslubu bir bütün halinde Türklerden önceki yapı geleneklerinden nasıl, ne oranda etkilenmiştir?”
sorusuna yanıt aranmıştır3 . Bunun yanı sıra üslup tartışmalarını Hıristiyan ve İslam mimarisi
arasındaki farklar üzerinden temellendiren çok kıymetli çalışmalar da yapılmıştır4 . Oysa Anadolu coğrafyasında Türk İslam nüfusunun yaratmış olduğu ve zaman ve mekan açısından neredeyse
1 Nusret Çam, “Anadolu Osmanlı Mimarisinde Osmanlı Öncesi Üslup Havzaları”, İslami Araştırmalar, Cilt 12, Sayı
3-4, Ankara, 1999, s. 247-251.
2 Selçuk Mülayim, Sanat Tarihi Metodu, Bilim ve Sanat Yayınları, İstanbul, 1994, s.50–67.
3 Doğan Kuban, Türk İslam Sanatı Üzerine Denemeler, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, İstanbul, 1995, s. 75–91.
4 Turgut Cansever, İslam’da Şehir ve Mimari, s. 38–40, 78-82; Doğan Kuban, S (...truncated)