İşrâkî Düşüncede Mantığın Yeri
Mantık Araştırmaları Dergisi
Journal of Logical Studies
İşrâkî Düşüncede Mantığın Yeri
Yazar(lar) | Author(s): Adil KOYUNCU
Bu makaleyi kaynak gösterin | Cite this article:
KOYUNCU, A., "İşrâkî Düşüncede Mantığın Yeri", Mantık Araştırmaları Dergisi 2 (2019 ): 122-125
Bu makaleye çevrimiçi ulaşın | See this article online:
https://dergipark.org.tr/tr/pub/mader/issue/52241/653373
ISSN 2687-3125 | e-ISSN 2687-3125
Mantık Araştırmaları Dergisi
Yıl: 1 Sayı: 2 – 2019 / Kış
İşrâkî Düşüncede Mantığın Yeri
Adil KOYUNCU*
Doç. Dr. Kâmil Kömürcü
Ankara: İlahiyat Yayınları, 2014, 292 Sayfa
Yukarıda düşünce sistemlerini aktarırken ikinci kısma aldığımız
Şihabüddîn es-Sühreverdî “Şeyhu’l-işrâk” unvanıyla anılan ve aynı zamanda metafiziksel düşünce sistemleri içerisinde orjinalitesi olan “İşrâk
öğretisi” adında bir sistem kurmuş olan önemli bir düşünürdür. Bu öğretisini başta Hikmetü’l-İşrâk olmak üzere el-Lemehât, el-Meşari’ ve’l-Mutarahât, Kitabu’l-Mukavamât, Kitabu’t-Telvihâtü’l-Levhiyye ve’l-Arşiyye, Mantıku’t-Telvihât adlı kitaplarında ele almıştır. Bizi ilgilendiren husus ise bu
*
Arş.Gör., Cumhuriyet Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi,
KİTAP TANITIMI
Geçmişten günümüze düşünce sistemlerinin farklı varyantlarda
oluştuğunu gözlemleriz. Bu sistemler oluşturulurken ister aşikâr ister kapalı biçimde olsun bizim kanaatimize göre üç tarz yol benimsenmiştir. Birincisi, kendisinden önceki var olan sistemi yıkarak yeni bir sistem kurmak. İkincisi, kendisinden önceki var olan sistemi tenkit ederek, eleştirerek eksik kalan ve yanlış olan noktalarını göstererek yeni bir sistem kurmak. Üçüncüsü, kendisinden önceki var olan sistemi alıp, kullanıp kendi
yeni sistemi içerinde eritip, mezcederek bir sistem oluşturmak şeklindedir. Mantık alanında düşünce geleneğimize şöyle bir baktığımızda birinci
kısma: İbn Salâh (ö. 643/1245), Nevevi (ö. 676/1277), İbn Teymiyye (ö.
728/1328), İbn Kayyım el-Cevziyye (ö. 751/1350) ve Celaleddîn es-Suyûtî
(ö. 911/1505) gibi düşünürlerin girdiğini söyleyebiliriz. İkinci kısma: Şihabüddîn es-Sühreverdî el-Maktûl (ö. 587/1191) ve üçüncü kısma da; Fârâbî
(ö. 339/950), İbn Sînâ (ö. 428/1037), İbn Hazm (ö. 456/1064), Gazzâlî (ö.
505/1111), İbn Rüşd (ö. 520/1126), Fahreddin er-Râzî (ö. 606/1210) ve İbn
Haldun (ö. 808/1406) gibi düşünürlerin girdiğini söyleyebiliriz.
Geliş Tarihi: 30-11-2019
Kabul Tarihi: 02-02-2020
Yayın Tarihi: 02-02-2020
ISBN: 978-605-4696-31-4
İşrâkî Düşüncede Mantığın Yeri
eserlerinde mantık ilminden bahsetmiş olması ve ona yöneltmiş olduğu
tenkitlerdir. Bu açıdan Sühreverdî’nin mantık anlayışı oldukça önem arz
etmektedir.
Sühreverdî’nin mantık konusundaki görüşleri “İşrâkî Düşüncede
Mantığın Yeri” isimli kitapta Doç. Dr. Kâmil Kömürcü tarafından ele alınmıştır. Biz burada söz konusu kitabın tanıtımını yapmaya çalıştık. Kömürcü’den önce gerek Doğuda gerekse Batıda farklı müellifler tarafından
Sühreverdî’nin mantıkla ilgili görüşleri hakkında onun bazı eserleri çerçevesinde birtakım çalışmalar yapılmıştır. Ancak Kömürcü, Sühreverdî’nin tüm eserlerinde ele aldığı mantık meselelerini ayrıntılı olarak
incelemiştir. Dahası İşrâk ekolü mensubu olan Şemsüddîn eş-Şehrezûrî (ö.
687/1288)’nin ve Kutbuddîn Şîrâzî (ö. 710/1311)’nin aynı adı taşıyan Şerhu Hikmetü’l-İşrâk adlı kitaplarını da dikkate alarak mezkur eserini Sühreverdî’nin görüşleri doğrultusunda dikkatli bir tahlil ve tedkik neticesinde
oluşturmuştur. Bu da bize müellifin eserini oluştururken zengin bir kaynak birikiminden yararlandığını gösterir. Ayrıca müellif çalışmasının bazı
yerlerinde; Aristoteles (m.ö. 384-322), İbn Sînâ, Gazzâli ve Esirüddîn elEbherî (ö. 663/1265)’nin görüşlerine de değinerek Sühreverdî özelinde kıyasî bir üslup takınmıştır.
Eser giriş, üç ana bölüm ve sonuçtan meydana gelmektedir. Eserin
giriş bölümünde özlü bir biçimde mantığın tanımı ve mahiyeti üzerinde
durulmuştur. Giriş bölümünün gayet kısa tutularak meselenin özüne temas edilmesi okuyucu nezdinde konuya başlangıç için bir kolaylık sağlayacağı hissi uyandırmaktadır. Birinci bölümde kavramlar mantığı, ikinci
bölümde önermeler mantığı, üçüncü bölümde de akıl yürütme ve bunun
türleri Sühreverdî’nin kendi sistemi açısından irdelenir. Sühreverdî, başta
aktardığımız gibi mantığın bazı konularını yeri geldikçe eleştirir, tenkit
eder ve eksik kalan noktalarını gösterir. Önemli bir noktadır ki Sühreverdî
eserlerinde mantık konularını ele alırken ne mutlak taassubî bir tavır ne
de mutlak muhalefet içeren bir tavır içerisine girer. Kendi sistemine uyan
ve uymayan noktaları uygun bir biçimde gösterir. Bu zaviyeden, ilerleyen
zamanlarda İbn Teymiyye’nin yaptığı gibi mantığa karşı mutlak bir muhalefet yapmak derdinde değildir. Dolayısıyla Kömürcü, eserinde Sühreverdî’nin görüşlerini ele alırken, mantık nezdinde kendisine savunmacı
bir tavır takınmaz. Eserinde ele aldığı üslup gereği öncelikle meselelerin
mantık ilmindeki durumu aktarılır, ardından Sühreverdî’nin görüşleri
serdedilir. Yani müellif Sühreverdî açısından mantık özelinde onun ele aldığı eleştirel görüşlerinin tenkitini yapmak derdinde değildir.
123
Adil KOYUNCU
Kanaatimizce arzusu Sühreverdî’nin mantık konularındaki görüşlerinin
iyi bir şekilde tahlil edilerek serd edilmesidir. Bu da yine çalışmada dikkat
çeken önemli bir noktadır.
Sühreverdî Hikmetü’l-İşrâk’a kadar yazdığı eserlerinde mantık konusunda Meşşâi bir tavır takınmıştır. Ancak Hikmetü’l-İşrâk’a gelince o bu
tutumunu değiştirmiştir. Bu tercihin arka planında yatan durumun, kendi
sistemini kurması bakımından bir fikri tekâmül süreci ve farklı bir metot
arayışı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Artık bu mezkur eserinde onun
için bilgi bakımından mantığın rasyonalitesi arka planda kalmış, buna
karşılık İşrâkî mistisizm ön planda yerini almıştır. Burada elbette kendinden önce gelen Gazzâli’nin kendisi üzerinde derin bir etkisinin olduğu
aşikârdır. Yine en başta söylediğimiz gibi o, örneğin mantığın tanım ve
kategori gibi konularına eleştiri yöneltirken, Meşşâi’lerin “husûlî” bilgisinin karşısına “huzûrî” bilgi anlayışını, bahs’e karşı “teelluh” kavramını,
kıyas türleri konusunda da kendi kanaati doğrultusunda “feraset kıyası”
gibi bir tür eklemekten geri durmamıştır. Bu tavra kendi sistemi içerisinde
önceleri Gazzâli’de de görüldüğü üzere yeni bir terminoloji kurma anlayışı da diyebiliriz. Yani kendi oluşturduğu sistemde eksik kalan noktaları
tamamlama gayreti içerisindedir. Bunu mantığa eşdeğer ve farklı bir bilgi
sistemi oluşturmak değil, mantığın kendince eksik kalan, yanlış yerlerini
düzelterek onu formel yapısından kurtarıp informal bir yapıya sokarak,
İşrâkî bir öğreti kurma arayışı olarak değerlendirebiliriz. Yani onun nezdinde asıl mesele mantık ilmi değil İşrâkî öğretiye ulaşmaktır diyebiliriz.
Dahası onun için “sağduyu(akl-ı selim)” ve “hads(sezgi)” büyük bir
öneme haiz iki kavramdır. Bundan dolayı bu ikili kendi kanaatince Meşşâilerin mantık konularını uzun uzadıya ele almaları ve meseleyi ayrıntıya
boğmalarının önüne geçecek bir durumdur.
Son olarak Sühreverdî’nin mantık konularını kıs (...truncated)