Türkiye’de bazı elverişli yabancı (exotik) ağaç türlerinin yetiştirilmesi lüzum ve imkanları
TÜRKİYEDE
TÜRLERiNİN
BAZI ELVERİŞLİ
YETİŞTİRİLMESİ
Yazan:
YABANCI
(EXOTIK)
AGAÇ
LÜZUM VE İMKANLARI
Doçent Dr. Hayrettin
Kaya
cık
I. EKONOMİK VE EKOLOJİK ESASLAR
Bu gün artık küçük ölçüde de olsa tatbik safhasına girmiş bulunan
Türkiyenin ağaçlandırma davasının en mühim mevzulardan birisi, şüphe
yok ki muhtelif mıntaka ve bölgeler için en uygun ağaç türlerinin seçilmesi ve bu arada yabancı türlere de yer verilip verilemiyeceği problemidir.
767 bin kilometre karelik geniş bir araziye sahip bulunan Türkiyenin
bugün orman bakımından fakir olan memleketler arasında yer almış bulunduğu hepimizce malum olan bir gerçektir. Çeşitli faktör ve olayların doğurmuş olduğu bu orman azlığı her hangi bir Avrupa veya diğer memleketlerle yapılan kıyaslamanın ifadesi değil, bizzat kendi genel sahasına
nisbetle de göze çarpmaktadır. Umum arazisinin ancak % 13 ünü kaplayan ve 10 milyon hektar tahmin edilen Türkiye ormanlarının 3,5 milyonu
koru, 6,5 milyonu da baltalık ve çalılık olarak gösterilmektedir (5).
Türkiyenin cağrafi mevkii ona tabiaten ormanca fakir olan komşu
Irak, Suriye ile Filistin ve Mısıra her zaman için çeşitli orman mahsulünü
elverişli şartlarla satabilme imkanlarını sağlamış bulunmaktadır. Halbuki
mevcut ormanlarımız kendi ihtiyacımızı karşılamaktan çok uzak bulunduğundan hariçten odun ithal etmek zorunda kalınmıştır. Esasen memleket ormanlarının,
1 - 6,5 milyon hektar olarak gösterilen baltalık sahasının mühim bir
kısmı verimsiz çalılık halindedir.
2 - Mevcut koru ormanlarının ekserisi çok genç veya çok yaşlı ve
artımları azalmış mesçerelerden müteşekkildir.
3 - Bu mesçere ve ormanların artım kudretleri, başta hayvan otlaması olmak üzere, çeşitli düzensiz faydalanma ve yersiz müdahalelerle mütemadiyen azalmaktadır.
26
H. KAYACIK
4 - Yangınlar, tarla açmaları ve sair sebeplerle mevcut orman sahaları daralmaktadır.
Bunlara karşılık nüfus artımı, sosyal ve ekonomik kalkınma hareketleri Türkiyenin yıllık odun sarfiyat ve ihtiyacını gün geçtikçe artırmaktadır. Endres (7) daha Birinci Dünya savaşından önce medeni bir memleketde beher nüfusun yıllık yakacak, yapı vesair odun ihtiyacını 1 metre
küp olarak hesap etmektedir. Türkiye nüfusu 1950 sayımına göre 21 milyon (20,902,628) olarak kabul edilecek olursa, bu hesaba nazaran sırf halxın yıllık zati ihtiyacı 21 milyon metre küptür. Bu ihtiyacın dışında endüstri ve amme hizmetlerinde sad edilen odun miktarı da mühim bir yekün tutmaktadır.
Netekim daha 1945 yılında yalnız kömür havzasında
200 bin metre küp maden direği sarf edilmiştir. Bu gün memleketin yıllık
travers ihtiyacı 40 bin, Telgraf, Telefon ve Elektrik direği 26 bin, kontrplak sanayiinin 12 bin, kibrit sanayiinin 20 bin, kağıt ve sellüloz sanayiinin ihtiyacı ise 40 - 70 bin metre küpü bulmuştur (5).
Genişlik ve durumlanndan kısaca bahsettiğimiz Türkiye ormanları,
onların varlıklarına zarar vermeden, ormancılık ilim ve tekniğinin icaplarına uygun bir şekilde işletildiği taktirde, bu ihtiyaçları karşılayacak kudrette değildirler. Esasen Türkiye bugün dış memleketlerden yalnız yapı
ve sanayi odunu değil, Romanya, İtalya, Finlandiya başta olmak üzere
Kanada, Güney Amerika gibi çok uzak memleketlerden maden direği, travers ve benzeri ince çaplı odunları yüksek fiyat ve masraflarla ithal etmek
mecburiyetinde kaJmıştır.
Evet mevcut ormanlara yapılacak müsbet müdahale ve bakımlar ile
onların verim kudretini bir dereceye kadar artırmak mümkün olacaktı!':
Uzun bir zamana muhtaç olan bu artış, malum olduğu üzere, ölçülü olan
bir hududu aşanuyacaktır. Sonra Türkiye ormanları yalnız ham madde
verimleri bakımından değil, hatta bunun üstünde olan, kollektif hizmetlerini başarma bakımından da kİfayetsiz bir durumdadırlar.
Memleketin
muhtelif mıntıka ve bölgelerinde sık sık tekerrür eden su basmaları, çığ,
heyelan gibi çeşitli tabiat afetleri bu yetersizliğin acı birer sonucudur.
O halde bu şartlar bizi bir taraftan mevcut ormanlarımızı düzenleyip
verimlerini imkan nisbetinde artırmağa, diğer taraf'tan da evvelce orman
olan sahalar ile ziraate elverişsiz boş arazinin ağaçlandırmasına zorlamaktadır, Bu zaruret Devlet tarafından da duyulmuş, 1937 yılında çıkan 3116
sayılı orman kanunu ile Türkiyede yapılacak ağaçlandırmaların
kanuni
mevzuat ve esasları ana hatları itibarile tesbit ediİmiştir. Arıcak bu mevzuat henüz tam olarak tatbik alanına geçirilememiştir
Memleket ölçüsünde yapılacak ağaçlandırmalarda
hukuki ve ekonomik hususların hallinden sonra üzerinde durulacak en mühim nokta şüphesiz ki ağaçlandırılacak mıntıkaların tesbiti ile bu mıntıkalarda yetiştirilecek ağaç türlerinin seçilmesi işidir.
TÜRKİYEDE
YABANCI
AGAÇLARIN
YETİŞTİRİLMESİ
27
Türkiye haddi zatında ağaç türü bakımından kuzey ve orta Avrupaya nazaran çok daha zengindir. Muhtelif orman mıntakalarında çeşitli
yapraklı ve iğne yapraklı ağaçlara sahip bulunmaktayız. Şu halde ön planda kendi yerli ağaçlanmız ve hatta bu ağaç türlerinden çeşitli varyete ve
ırkıara sahip olanların o mıntakanın
yetişme muhiti münasebetlerine
en iyi uyacak, aynı zamanda en fazla faydalanma imkanları verecek olanları seçilecektir, Çünkü binlerce senedenberi yaşayıp gelmekte olan bu
ağaç türleri, malum olduğu üzere, yalnız bu mıntıkaların hayat şartlarına
uymakla kalmamış, aynı zamanda her türlü menfi tabiat etkilerine karşı
da kendi varlıklarını
korumak kudretini göstermişlerdir (13). Esasen
Türkiye ormancılığının halen ekstansif bir safhada bulunması keyfiyeti
de bunu zaruri kılan diğer bir sebep olarak gösterilebilir. Fakat maden direği. sellüloz odunu, travers gibi ince çaplı acil odun ihtiyaçlarımıza kısa
zaman içerisinde imkan nisbetinde cevap verebilmek veya kendi yerli ağaç
türlerimizle karşılanması mümkün olmayan bazı kıymetli orman mahsullerini memleketimizde yetiştirmek bahis mevzuu olursa, o zaman yapılacak ağaçlandırmalarda yabancı türlere de yer vermek icab eder. Netekim
mütemadi ormansızlaşma neticesinde aynı şekilde bir odun kıtlığı ile karşı karşıya kalmış olan Fransa, İspanya, İtalya, başta olmak üzere Akdeniz memleketlerinden bir çoğu, hatta XVIII. yüz yılda Almanya bile hızlı
büyüyen bir çok yabancı türleri kendi memleketlerinde yetiştirmek ihtiyacını duymuşlardır .
Türkiyede kısa zaman önce başlayan bu alandaki bazı deneme ve teşebbüslerden, bilhassa Okaliptus yetiştir-ilmesinden müsbet sonuçlar alınmış, güney Anadoluda birer sıtma yuvası haline gelmiş olan ve halkın
sağlığını ciddi şekilde tehdit eden bataklıklar bu gün verimli orman sahalarına çevrilmiştir.
Memleketimizde uzun zamandanberi
park ve bahçe ağacı olarak
çeşitli yabancı türler yetiştirilmektedir. Fakat ormancılık bakımından yapılan sistemli deneme ve teşebbüsler yukarıda da belirttiğimiz gibi çok yeni olup çalışma sahası da mahduttuı. Halbuki coğrafi mevkii ve morfolojik yapısının tabii bir sonucu olarak subtropik iklim mıntakalarından alp
rejiyonlarına kadar çeşitli yetişme muhitlerine sahip bulunan Türkiyede
de diğer Akdeniz memleketlerinde olduğu gibi bir çok yabancı türlerin yetiştirilmesi imkanları mevcuttur. Ancak yabancı türlerin her h (...truncated)