ARABESK KADER ALGISI-Orhan Gencebay Örneği-
Atatük Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Sayı: 41 ● Erzurum 2014
ARABESK KADER ALGISI
-Orhan Gencebay ÖrneğiSinan ÖGE (*)
ÖZ
Popüler kültürün önemli unsurlarından biri olan arabesk müzik, Türkiye toplumunda oldukça geniş kesimler üzerinde uzun yıllar etkili olmuştur. Arabesk,
özellikle göçle birlikte şehir yaşamının zorluklarına katlanma ya da onlarla mücadele etme durumunda kalan kırsal kesimin yaşam algısını ifade etmesi bakımından önemli bir sosyolojik unsurdur. İnsanın dini anlayışını, yaşam algısını ve
Allah’la ilişkisini yansıtan önemli kavramlardan biri olan kader konusu, arabesk
müzikte oldukça yoğun olarak ele alınmaktadır. Bu bağlamda, çalışmamızda,
arabesk müzikte kader konusunun işleniş biçimi, kadere bakış açısı dolayısıyla
arabesk kitlesinin bu müzikten ne aldığı eleştirel bir şekilde incelenmiştir.
Anahtar Kelimeler: Arabesk, Orhan Gencebay, kader, kadercilik, İslam
ABSTRACT
Arabesque Perception of Destiny –Orhan Gencebay CaseArabesque music as one of the important aspects of popular culture has been
effective for many years in terms of Turkey’s society in a wide cuts. Arabesque is
an important sociological element with regard to express the life perception of
the people in rural areas who have had to endure the rigors of city life or had to
struggle with it. Matter of fate which is one of the important concepts that reflect
the religious understanding and life perception of human and the relationship
between him and God is considered intensively in arabesque music. In this context,
in our study, the way of processing the issue of fate and perspective of destiny in
arabesque music and what is the music listener receives from it was critically
examined.
Keywords: Arabesque, Orhan Gencebay, destiny, fatalism, Islam
* Doç. Dr., Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kelam Anabilim Dalı Öğretim Üyesi,
(e-posta: )
48
Sinan ÖGE
Giriş
Türk toplumunda özellikle aşağıda ifade edilecek dönemlerde önemli bir
sosyolojik değer ifade eden arabesk kültür ve onun unsurlarından bir olan
arabesk müzik, dinî algının hem bir etkileyeni hem de bir göstergesi olarak kabul edilmesi ve değerlendirilmesi gereken unsurlardan biri olmuştur. 1960’lı
yıllardan sonra gelişen ve özellikle 1980’li yıllarda önemli bir kitlenin hayatında yer edinen bu kültür, sosyolojik, psikolojik ve siyasal alanlarda olduğu
gibi müzik kültürü alanında da pek çok tartışmanın konusu olagelmiştir. O
dönemlere nazaran bugün popülaritesinde azalma olsa da o kültürle yetişerek
olgunluk hatta yaşlılık çağına ulaşmış büyük bir kitle sosyal hayatta varlığını
bugün sürdürmektedir. Hem bu insanların kendi zihinlerinde yer alan algılar
hem de bunların etkiledikleri nesillere yönelik varsayılan tesirleri düşünüldüğünde arabesk kültürün etkilerinin ve izlerinin Türkiye toplumunun hayatı
üzerinde var olduğunu söyleyebiliriz.
Günümüz dünyasında herkesin çok açık bir şekilde gördüğü üzere popüler
kültürün, çok değişik renkleri ve sentezleri vardır. Özellikle coğrafi ve kültürel
olarak doğu ile batı arasında köprü konumunda bulunan ülkemizde geleneksel değerlerle batı kültürü arasında kurulmuş olan yakın ilişkiler, hayata ve
barındırdığı değerlere yönelik algı ve inançları da etkilemiştir. Bir anlamda,
yaşama yönelik “bir bakış açısı” olan kader inancı da bundan nasibini almıştır.
İşte bu noktada toplumumuzu doğru anlamanın ve doğru bir şekilde değerlendirmenin ihmal edilmemesi gereken şartlarından biri de işte bu kültürel
yapı ve hareketlilikleri fark etme olmalıdır. Zira yaşayan herhangi bir kültürü,
farklı zaman ve coğrafyalarda şekillenmiş olan teorilerle belirlemeye ve sınırlandırmaya çalışmak hem teşhiste hem de tedavi öngörüsünde baştan hata
yapmak demektir.
İslam düşünce tarihinde gerek lehinde ve gerekse aleyhinde toplumsal ve
siyasal istismarlara konu olan kader inancı, Mutezile ve Ehli sünnet ekollerinin teorileri çerçevesinde sistemli bir inanç esası olarak kaynaklarda yerini
almıştır. Bu süreçte daha önceden Hz. Peygamber ve sahabe döneminde tartışılmayan konular ve kavramlar İslam düşüncesinde yerini almıştır. Böylece
kader, iman esası olabilecek çerçevesinin ötesinde, bir takım felsefi mülahazaların da konusu olmuştur. İslami ilimlerle meşgul olan ve toplumda dinî
mevzularda yazan ve konuşan ilahiyat ve diyanet mensupları ve bazı serbest
araştırmacıların gerek kader algısında gerekse öğretiminde klasik kaynaklarda
yer alan kader öğretileri ve bu çerçevedeki tartışma ve teorilerin yönlendirici
bir etkisi olduğunu söyleyebiliriz. Ancak ihmal ettiğimiz ya da doğru anlamadığımız bir gerçekliğin sorgulanması gerekmektedir: Toplumun kader algısında Kur’ân ve sünnetin, söz konusu kitabi bilgilerin ve mezhep kabullerinin
ARABESK KADER ALGISI -Orhan Gencebay Örneği-
49
yeri ve etkisi ne kadardır? Toplumumuzda oluşan kader algısını, sandığımız ya
da resmi olarak ifade ettiğimiz gibi kaynaklarda yer alan sünni paradigmalar
mı şekillendirmiştir? Dolayısıyla halkın kader inancı Ebu Hanife, Maturidi,
Eşari, Gazali gibi önemli isimlerin görüşleri doğrultusunda mı oluşmuştur?
Halkın çoğunluğunun resmi dini ve aidiyet taşıdığı mezhebi açısından bu
sorulara “evet” cevabı verilebilir. Fakat yanılgı da buradan başlar. Çünkü gerçek hayatta, ilahiyatçı kesimlerin kendi zihin dünyası ve belki kendine benzer
sınırlı kültürel çevresi dışında bu sorulara olumlu cevap vermek çok zordur.
Bu nedenle hem doğru bir teşhis hem de o doğrultuda isabetli çözümler
üretebilmek için genelde dinî algıları özelde ise toplumda yer aldığı şekliyle
kader inancını öncülleri ve sonuçlarıyla birlikte sosyolojik veriler açısından
da değerlendirmek son derece önemli ve gereklidir. Arabeski, barındırdığı tarihsel ve kültürel bütün veçheleriyle değerlendirmek bu çalışmanın sınırlarını
aşacaktır. Ancak hem hitap ettiği kitle hem de temel özelliklerini ana hatlarıyla tespit etmemiz, ilgili kitlenin kader algısının sosyolojik temellerini görme ve
bu bağlamda bir değerlendirme yapabilme adına önemlidir.
Türkiye’de Arabesk Kültür ve Genel Özellikleri
Bir toplumun zihin ve inanç dünyasını şekillendiren pek çok unsurdan
bahsedilebilir. Toplumların tek ve basit yapılı bir birliktelik olmayıp birbirinden farklı parçaların bütünleşmesinden ibaret bir bütünlük olduğunu dikkate
aldığımızda, o toplumlardaki mevcut değerlerin de sabit ön kabuller ve genellemeci yargılarla izah edilemeyeceği anlaşılacaktır. Çok değişik unsurları ve
onların kültürlerini barındıran Türkiye toplumu için de aynı tespiti yapmak
mümkündür. Çoğunluk itibariyle Müslüman olmakla birlikte çok değişik alt
inanç ve kültür gruplarını barındıran bir sosyal yapıya sahip toplumumuzda,
tarihi süreç içerisinde oluşan, gelişen, güçlenen, zayıflayan kısacası sürekli bir
hareketlilik barındıran kültürel çeşitlilik ve gelişim gözlenmektedir. İşte bu
kültürel kesitlerden birisi de arabesk olgusudur. “Yaygın olarak beğenilme” ve
“halka ait olma” şeklinde iki anlamı da barındırdığı için arabesk, popüler bir
kültür olarak kabul edilmiştir. Popüler kültürün bir diğer özelliği ise 19. yüzyıldan (...truncated)