J.J. Rousseau’da Ahlâkî Vicdan ve Değeri
J. J. Rousseau’da Ahlâkî Vicdan ve Değeri
K. Ali KAHVECİ
Atıf / ©- Kahveci, K.A. (2012). J.J. Rousseau’da Ahlâkî Vicdan ve Değeri, Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 12 (1), 205-213.
Özet- Ahlak felsefesinin ele aldığı önemli temel sorunlardan birisi de vicdandır. Vicdanın pek
çok tanımları yapılmaya çalışmış değeri ve mahiyeti üzerinde çokça durulmuştur. Ahlakçılar
arasında vicdanın değeri meselesinde farklı görüşler ileri sürülmüştür. Bu ileri sürülen farklı
görüşler her ne olursa olsun, ortak olan şudur ki, vicdan büyük bir ahlaki değerdir ve bunda da
kuşku yoktur. İnsanın ahlaki davranışlarında çok önemli rol oynar. Vicdan yaşanan çalkantılı
hayatımızda adeta bize yolumuzu bulma imkanı veren bir ahlaksal pusula gibidir. Ancak her
zaman şaşırmayan bir pusula da değildir. İyi bir vicdan için vicdan duygusunun eğitilerek terbiye edilmesi gereklidir. Böyle ‘uyanık vicdan’, ancak ahlaki davranışlarımıza yön veren bir oto
kontrol vazifesini görebilir.
Anahtar sözcükler- J. J. Rousseau, Ahlâk, vicdan.
§§§
Giriş
Sosyal bilimlerde bazı kavramlar üzerinde konuşmanın güçlüğü bilinmektedir.
Çünkü bir şeyi tanımlamak ona sınır koymaktır. Vicdan da, sınırlarının çizilmesindeki zorluk ve bu kavramın insanlarca algılanışındaki farklılıklar nedeniyle kendisi hakkında net bir
belirlemeye gidilemeyen kavramardan biridir. Vicdanın kaynağı sorunsalı da apayrı bir
problemdir. Vicdanı şekillendiren unsurların neler olduğu, onun etki gücü, nesnelliği veya
öznelliği gibi problemler de başlı başına bir sorundur.
Vicdan, iyiliği görüp ona yönelme; kötülükten de kaçınma kabiliyeti, hissi insanların fıtratında var olan temel bir özelliktir. “Fıtrat”ın da yarmak, ayırmak anlamlarına bakılırsa, doğuştan gelen sezgisel yetenek olup doğru, yanlışı ayırmamızı sağlayan yetenek
Selçuk Üniversitesi SBE. Din Felsefesi doktora öğrencisi, e-posta:
K. Ali Kahveci
olması nedeniyle vicdanla ilgili verilen tanımlarla anlamdaş olduğu bir ilişki içinde olduğu
görülmektedir.1
Vicdan, birçok dini, tasavvufi, mistik ve felsefi akımlarda çok önemli yeri olan bir
kavramdır. Sözgelimi, felsefi açıdan vicdan, iç huzura veya sıkıntıya yol açan bir kişisel
yetenektir veya kendini yargılama gücüdür. Diyalektik anlayışta ise vicdan, toplumsal koşulların sonucu olarak insanın edindiği görgü ve bilgidir; vicdan neyin doğru, neyin yanlış
olduğunu gösteren bir ahlâk hocası, iyiyi ve doğruyu gösteren en iyi yol gösterici, insan için
hata ve doğrunun ne olduğunu ona bildiren içsel, içgüdüsel bir ses (instinct), insanın bütün
duygu ve düşüncelerini ve niyetlerini adım adım izleyip değrelendirip yargılayan canlı bir
hâkimdir.2 Bununla birlikte çoğu ahlâkçılara göre ise vicdan, ruhun bir kuvvetinden, bir
hassesinden ibaret olup aynı zamanda fıtri ve umumidir.3
Ahlâkî Vicdan
Vicdan hakkında birçok farklı yaklaşımlar söz konusudur. Vicdanın bir çeşidi olan
ahlâki vicdan, insanın kendi kendini muhakeme etme gücüdür. Ahlâki vicdanın vazifesi
sadece, hayrı ve şerri tanıtmak olmayıp aynı zamanda iyiliğin uygulanıp kötülüğün bırakılmasını sağlamaktır. Vicdan, büyük bir ahlâki değer taşıması bakımından, insanın davranış
ve hareketlerinin itici gücü ve aynası olması noktasında büyük önem taşımaktadır. Bununla birlikte ahlâki sorumluluğun ve özgür iradenin bir ayağını oluşturan ‘cüzi irade’, gücünü
bir yandan akıldan alırken, diğer yandan da vicdandan almaktadır.4 Diğer bir deyişle ruha
ilişkin olan kuvvelerden birisi akıl ise diğerinin de vicdan olduğunu söyleyebiliriz. Aklın hem
düşünme hem de yargılama gücünün olması yönüyle bir anlamda iyi ile kötüyü ayırma
yeteneğine sahip olması aklın vicdan duygusu arasında hem anlam hem de görev noktasında çok yakın bir ilişkinin varlığını göstermektedir.
Aklın pek çok anlamları vardır. Felsefi eserlerde ise akıl doğru düşünme, hüküm
verme yeteneği, hak ile batılı, güzel ile çirkini birbirinden ayıran ve bilginin esasını teşkil
eden ilahi bir güçtür. Akıl hem düşünme hem de yargılama gücüdür.5Ayırt etme gücü ola1
Musa Bilgiz, Kur’an Açısından Vicdan ve Değeri, Beyan Yay., İstanbul, 2007, ss. 56-58; Krş., “Fıtrat”,
İslam Ansiklopedisi, TDVY., Hayati Hökelekli, İstanbul, 1996, 13/47-48; İbn Manzur, a. g. e., 3/445.
2
C. W. Hendel, J. J. Rousseau: Moralist, The library of Liberal Arts, New York/Londra, 1934, s. 313;
Grimsley, R., The Philosophy of Rousseau, Oxford, 1973, s. 67.
3
Hüsameddin Erdem, Ahlak Felsefesi, Huer Yayınevi, Konya, 2002 ss. 96-98.
4
H. Erdem, Ahlak Felsefesi, s. 79.
5
Ahmet Cevizci, Aydınlanma felsefesi Tarihi, Ezgi Kitabevi, Bursa, 2002, s. 983.
206
J. J. Rousseau’da Ahlâkî Vicdan ve Değeri
rak akletme ile vicdan duygusu arasında hem anlam hem de işlevsel olarak bir benzerlik
kurulabilir.6
Vicdanın vazifesiyle birlikte düşünülebileceğini ifade edenlere göre, nasıl ki, vazife hissi bizden bir şeyin yerine getirilmesini ister ve emreder, bunu yerine getirmemek
mümkün değilse, bunun gibi vicdan da bize sürekli iyiliği yapıp kötülükten kaçınmamızı
salık vermektedir.7 Sözgelimi, yolda bir cüzdan buldunuz, telefonla onu sahibine ulaştırmak mümkün, ama onu buna zorlayıcı hiçbir şey yok. Nasılsa kimse de görmedi diyerek
farklı bir tavır ortaya sergilemek yerine, onu polise teslim etme gücüne, işte bu güce günlük dilde vicdan denilmektedir. Vicdani duyarlılığı kaybolmuş insan şuna benzer ki, dokunma duyusu kaybolmuş insan sıcağı soğuğu nasıl fark edemez, sorumluluk duygusunu
kaybetmiş insan da iyi-kötü arasında vicdani bir fark görmemeye başlar.
Vicdanın, gündelik hayatta karşımıza çıkan çeşitli görünüşleriyle gerçekten de
karmaşık bir şey olduğunu yukarıda değişik örneklerde göstermeye çalıştık.
Vicdan, değer yargılarının değerlendirilmesi ve belirlenmesi sürecinde çok etkin
bir rol almaktadır. Ancak vicdanın mutlak olarak yanılmazlığını iddia etmek tabi ki zordur.
Sözgelimi, A. H. Akseki, ‘Ahlâk Dersleri’ adlı eserinde, Sokrates ve Rousseau
için, vicdanın fıtri olduğunu söylerken, Kant için ise vicdanın, aklın bir sureti olduğunu bir
tecrübe neticesinde oluştuğunu ifade eder. O, vicdan için fıtri’dir derken, onu Allah’ın kalbimize attığı mutlak bir kanunu olarak niteler.8
Diğer taraftan, örneğin, “ıssız bir yolda yürürken, içinde adres de bulunan, önemli
miktarda para dolu bir cüzdan bulduk. Tanrıya inanmayan (ateist) biri isek, tanrısal hiçbir
kaygımız da yok demektir. O anda toplumun gözünden ve kulağından da uzaktayız. İşte
böyle bir durumda çekincemiz, sesine kulak vereceğimiz tek şey ben’imizdir. Burada kendimize olan saygınlığımızın yiteceği kaygısıyla ‘bu davranış bana yakışmaz!’ diyerek parayı sahibine teslim, son derece yetkinleşmiş bir kişiliği ve ahlak bilincini (vicdan) gerektirir.”9
İşte burada davranışımıza yön veren kendi vicdanımızdır. Burada ahlakın bireysel kaynağı
noktasında vicdanın bir cevher varlığına ve önemine işaret edilmektedir. Ancak bu vicdanî
6
M. Bilgiz, a. g. e., s. 66.
7
H. Erdem, Ahlak Felsefesi, ss. 87, 98.
8
Ahmet H. Akseki, Ahlak İlmi ve İslam Ahlakı-Ahlak Dersleri, sad., Ali Arslan Aydın, İstanbul, Nur Yay (...truncated)