YOKSULLUK, İNSAN ONURU VE DİN
Atatük Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Sayı: 41 ● Erzurum 2014
YOKSULLUK, İNSAN ONURU VE DİN (*)
Mustafa MACİT (**)
ÖZ
Genelde dinlerin özelde ise İslam’ın teorik çerçevesi incelendiğinde, yoksulluğun insan onurunu zedeleyen etkilerini hafifletmeye yönelik öğretilerin bu çerçeve
içerisinde önemli bir yer işgal ettiği görülmektedir. Bu makale, böyle bir gözlemden hareketle ele alınmış olup öncelikle yoksulluk-insan onuru ilişkisinin sosyal
psikolojik açıdan bir değerlendirilmesi yapılmıştır. Sonra bu değerlendirmenin
perspektifinde yoksulluk, insan onuru ve din ilişkisinin, özellikle İslam’ın yoksulluğun insan onuru üzerindeki olumsuz etkilerini telafi etmeye, insan onurunu
korumaya yönelik teorik bağlamı ve bu bağlamın gündelik hayata yansıma biçimleri anlaşılmaya çalışılmıştır.
Anahtar Kelimeler: yoksulluk, insan onuru, bilişsel çelişki, kadercilik, teodise.
ABSTRACT
Poverty, Human Dignity and Religion
When the theoretical framework of religions in general and Islam, in particular,
is analyzed, it is observed that the poverty’s teachings intended for mitigating
human dignity occupy an important place within this framework. This essay is
written with reference to such an observation and firstly the relationship between
poverty and human dignity is evaluated with regard to social-psychological
perspective. Next, in the perspective of this evaluation, relation of poverty, human
dignity and religions -particularly that of Islam-, theoretical context intended for
compensating and protecting the negative effects of poverty on human dignity and
also reflection forms of this context to daily life are tried to be understood.
Keywords: Poverty, human dignity, cognitive dilemma, fatalism and
theodicy.
* Bu çalışma, 19-21 Nisan 2013’de Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Konya’da düzenlenmiş Hz. Peygamber ve İnsan Onuru Sempozyumunda sunulan bildirinin makale
haline getirilmiş biçimidir.
** Doç. Dr., Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İDKAB Eğitimi Bölümü,
(e-posta: , )
102
Mustafa MACİT
Giriş
İlk göze çarpan haliyle yoksulluk, ekonomik yönü vurgulu bir kavramdır.
Ancak biraz yakından bakılınca yoksulluğun konumuz açısından insan onuru, özsaygısı ve gurur duygusu ile bir ilişkisi olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu
ilişkinin niteliğine gelince, birkaç insanın eline “yoksulluk” ve “insan onuru”
kavramlarını verip bu kavramlardan anlamlı cümleler kurmalarını istesek belki oldukça çok sayıda ve birbirinden farklı cümleler ortaya çıkabilir. Ancak
kişiden kişiye değişmeyen tek cümlenin Yoksulluğun olumsuz değerlendirilmesi
insan onurunu yaralar anlamına gelecek bir ifade olması kuvvetle muhtemeldir.
Yoksulluğun olumsuz değerlendirilmesinin onur kırıcı yüzüyle, folklorik
ürünlerden medya temsillerine uzanan bir yelpazede hemen her alanda karşılaşabiliriz. Örneğin, halk türküleri üzerine yapılacak basit bir tarama ile yoksulluğun insanı insana kul ettiğini, yapılan yardımın başa kakılmasının; hor,
hakir görülmenin onur yaralayıcılığını anlatan sözleri görebiliriz. Türkiye’de
yoksulların, yoksulluğun ana akım medyadaki temsilleri üzerine bir araştırma, fobik/korku yaratan, acıma duygusu uyandıran, sözde nesnel, yoksulların
simgesel olarak yok edildikleri temsillerin ön plana çıktığını göstermektedir.1
Bu temsil kategorilerinin her birinin farklı özellikleri olmakla birlikte hemen
hepsinin yoksulları ve yoksulluğu görme ve gösterme biçimlerinin yoksul dünyasındaki “itilmiş, kakılmış olma” hislerini pekiştirici nitelikte olduğu gayet
açıktır. Bu manzara “fakirlik” ile “hakirlik” arasında sadece bir harf farkı kaldığını, hakir görülmenin yoksul insanların var oluşunun temel bileşimi haline
geldiğini düşündürücü niteliktedir ki değersizlik duygusu, yoksul insanların
var oluşlarının temel bileşenleri haline geldiğinde bu artık insani, varoluşsal
bir sorundur.2
Yoksulluk yeni bir olgu değil, insanlığın kadim yol arkadaşları arasındadır.
Ne var ki şekillendirebilir, yönetilebilir ve daha müreffeh bir dünya vadetmesine rağmen modernleşme bunu başaramadığı; yoksulluğu ortadan kaldırmadığı hatta derinleştirdiği gibi “insanın ne olduğu” sorusunu onun, toplum ve bu
dünya içerisindeki yerine referansla cevaplamaya çalıştığı ölçüde yoksulluğun
insan ve insan onuruna yönelik olumsuz etkileri üzerinde çarpan etkisi yapmıştır. Örneğin, alan elin veren eli görmemesi gerektiği, yani yoksulu hor görmek bir yana yoksula yapılan yardım esnasında dahi onun onurunu garanti
eden geleneksel incelikli düşüncelerin varisi Türk toplumunda modernleşme
1 Geniş bilgi için bkz., Gökalp, Emre, Hakan Ergül, İncilay Cangöz, “Türkiye’de Yoksulluğun ve Yoksulların Ana Akım Basında Temsili”, Sosyoloji Araştırmaları Dergisi, C. 13, Sayı:
1, Yıl: 2010.
2 Bora, Aksu, “Yoksul Çocukların Medyada Temsili”, http://bianet.org/bianet/cocuk/70342,
Erişim Tarihi: 15. 12. 2013.
YOKSULLUK, İNSAN ONURU VE DİN
103
ile birlikte yoksulluk, ağır çekime konu olmuş, seyirlik hale getirilmiştir.3 Söz
konusu incelikli düşüncenin geleneksel dönemde de toplumun geniş kesimleri
tarafından paylaşıldığını ileri süremeyiz. Kaşıkla verip sapıyla gözünü çıkarma
şeklinde atasözüne dönüşmüş öğütlerin varlığına karşın kaşıkla verip sapıyla
göz çıkaranlar her zaman olmuştur. Ancak “insanın ne olduğu” sorusunun
cevabı onun toplum içerisindeki yeri ve fonksiyonuna indirgenmediği, toplumsal eşitsizliklerin derin ve belirgin bir görünüm arz etmediği; toplumsal
ilişki-etkileşim imkân ve ağının bu nevi genişlemediği bir toplumsal ortamda
yoksulluk, en azından geniş kesimlerin gözünde suçla, acınır olma ve yok sayılma hisleriyle eşleştiren medyadaki olumsuz temsillerle, ağır çekime konu
olmakla onur kırıcı değildi.
Günümüzde insan onuru, hak ve özgürlükleri evrensel yasal düzenlemelerle garanti altına alınmış olmakla birlikte yasaların konuya ilişkin bilinci oluşturup yaygınlaştırdığı hatta garanti altına aldığı söylenemez. O halde yapılması gereken belki de insan hakları ve onurunu korumaya yönelik bir toplumsal
bilinç oluşturmaya çalışmaktır. Bu noktada tarihte insan hakları konusundaki
duyarlılığın gelişmesinde itici bir kuvvet olduğu bilinen tek tanrılı dinlerin4
teorik öğretilerinin konuya ilişkin bilinci geliştirmeye yönelik perspektiflere yol gösterebilir nitelikleri, bu niteliklerin pratiğe yansımaları incelenmeye
değerdir. Nihayetinde insanı onurlu bir varlık olarak karşısına alan din, konumuz açısından İslam, herhalde yoksulluğun insan onuru üzerine olumsuz
etkilerini göz ardı etmemiştir ki kimi İslami öğretilerin öncelikle yoksulluğun
insan onuru üzerine olumsuz etkilerini hafifletmeye ve yoksulların onurunu
korumaya giriştiği görülebilir. Dinin, insanın anlam-inanç sisteminin önemli
bir bileşeni olduğu hatırlanınca bu teorik dini girişimin, yoksul kesimler tarafından yoksulluğun kendi onurları üzerindeki zedeleyici etkilerini bilişsel
düzeyde hafifletmek üzere sığınma ve başvuru odağı; “bilişsel sermaye” olarak
deneyimlendiği söylenebilir. Buradan alarak bu makalenin amacı İslam’ın,
yoksulluğun olumsuz değerlendirilmesi (...truncated)